GERÇEK MUTLULUK NEDİR?

Mutluluğu; isteklerimi tatmin etmek yerine, onları sınırlayarak bulmayı öğrendim.

Sokrates

Sevgili Okur,

Farkında mısınız? İnsana değer vermeyen, ilişkiler gittikçe insanları yalnızlaştırdı. Çareyi arama motorlarında buluyorlar. Sosyal ağların dedikodu çarkları arasında bir pin pon topu gibi gidip geliniyor.

Bana diretilenin değil ihtiyacım olan bilgiyi almak için buradayım.

Bilgi 140 karekterle sınırlı değil ki!

Dijital dünya henüz çok genç olmasına rağmen, o kadar çok geçici heveslere sahne oldu ki… Sürekli değişen akıntıların arasında güvenli bir liman bulmanın keyfiyle uzun yıllardır özenle sanal kütüphanemi bir koleksiyoncu gibi hazırlıyorum. Blog bu nedenle benim için her geçen gün daha fazla anlam kazanıyor.

Yaşam Koçum Sokrates, iyi ki bu dönemleri görmedi. Yazı için bile çok şey söylemişti. Fakat yazınsal kültürün geldiği yeri görseydi, düşünceleri değişir miydi, bilmem.

Filozoflar, insanoğlunun mutluluğu ilişkilendirdiği şeylere göre kabaca üç tür içinde sınıflanabileceğini gözlemişlerdir 1)haz arayanlar 2)sosyal başarı, itibar ve şöhret arayanlar 3)bilgi ve bilgelik arayanlar.

Sizce, bunlardan herhangi biri mutluluğu tesis edebilir mi? Bunu hangisi yapabilir?

Ruhlarımızın mükemmelliği için çalışmamız gerektiğine inanıyorum. Sokrates, bu bilgiye “kendini tanıma” diyor.

Bir yaşam biçimi olarak felsefenin yolundan gidersek çok daha gelişkin hayatlar sürebiliriz.

Umberto Galimberti, “Mutluluk, ister bir ütopya, ister yaşanmış bir deneyim olsun, her halükârda, her insanın arzuladığı yaşamsal bir durumdur; insanlar ona ulaşmayı beceremediklerinde, bu başarısızlığı başkalarına ya da aşk, sağlık, para, dış görünüş, çalışma koşulları, yaş ve benzeri gibi kontrolümüz dışında olan etkenlere, dış şartlara atfederler. Bu; çoğumuzu, mutlu olma da demiyorum ama hiç olmazsa mutluluğa karşı istekli olma görevinden azat etmektedir çünkü bize bağlı olmayan koşullar karşısında yapabileceğimiz bir şey yoktur,”der.

Mutluluğun arayışı insan doğasının bir parçasıdır ve yazar bunu vurgulamaktadır, her birimize mutluluğa yönelik derin bir eğilim verilmiştir ve bu, entelektüel kapasitemizden, sosyal şartlarımızdan, sağlık durumumuzdan ve ekonomik olanaklarımızdan bağımsız olarak böyledir. Mutluluk, mutluluk deneyimi, aşkla, zevkle, başkaları tarafından sayılmak ya da takdir kazanmakla pek de ilintili değildir; en çok, kendini tamamen kabul etmekle, Nietzsche‘nin “Neysen o ol” diyen aforizmasında ifade edilen şeyle ilintilidir.

Mutluluk sadece kendini gerçekleştirmektir. Mutluluk erdemin kendisidir, insanın kendi öz başarısı için kendini yönetmesidir, çünkü insanın ölçüsü budur.

Pierre Hadot şöyle der: “Yaşamı değiştirmek, en azından bir yaşam değiştirmek. Çok az kitap bu etkiye sahiptir.”

İnsanın girdiği gibi çıkamadığı kitaplar vardır. Bu kitaplar gerçekten de Sokrates’in sözünü dikkate almaya bizi mecbur kılıyor; içinde sorgulama olmayan bir yaşam, yaşanmaya değmez.


Kendini yıllardır öğrenmeye adamış bir “öğrenen” olarak mutlu olduğum şeyin peşinden gidiyorum.

İnsanlar yalnızca tek yoldan mutlu olabilirler; kendileri olurlarsa.

Sende kendin olarak kal…

Sevgiliyle,

Yasemin Emre