Savaşçı Tanrıça’nın Yolu, Heatherash Amara

Kendinizi benliğinizin her bir dokusuyla sevmiyor ve yüceltmiyorsanız, kendi güç ve tutkularınıza sahip çıkma konusunda bocalıyorsanız, hayatınızda daha keyifli ve basit bir mevcudiyete ihtiyaç duyuyorsanız o zaman içsel bir devrimin zamanıdır… Savaşçı Tanrıça enerjinizi ortaya koymanın zamanıdır.

Heatherash Amara

İçsel Savaşçı Tanrıçanıza Giden Yolu Açan 10 Önemli Ders

Merhaba,

Yeni kadınların devrimi, başka insanlara odaklı değil, içsel dünyaya odaklı olma evrimidir. Dikkatimiz korku dolu koşullar, eğerler ve hayırlarla kuşatıldığında, enerjimizi dağıtır ve bizim için neyin özgün olduğunu ayırt etme konusunda sıkıntı yaşarız. Dikkatimizi yeniden içsel anlamda kim olduğumuzu keşfetmeye yönlendirdiğimizde olduğumuzu hayal ettiğimiz ya da olmamız gerektiğini düşündüğümüz kişi yerine içsel, özgün, gömülü gücümüze doğru kutsal bir dönüşüm yoluna başlarız.

Bu, Savaşçı Tanrıça‘nın yoludur.


Savaşçı, enerji, odak, adanmışlık, amaç ve kararlılığın bir birleşimidir. Bu unsurları bilinçli olarak bir araya getirmek bize gücümüzü verir. Savaşçı enerjimizi beslediğimizde, kendinden emin, net bireyler olur ve her bir eyleme benliğimizin yüzde 100’ünü katarız.


Tanrıça enerjisi bizim yaratıcı akışımızdır: koşulsuz sevgi, haz, tutku ve bilgelik. Tanrıça enerjimizi geri kazandığımızda, keyifli bir özkabullenme ve özsaygı içinde yaşar, kutsal iç sesimizi dinleriz.

Sorulması gereken soru şudur: Hikayem içsel ve harici bir dram mı yaratıyor, yoksa bana huzur ve mutluluk mu katıyor?

Günümüzde kadınların sürekli zor durumlarda kaldığı bilinen bir gerçektir. Artık kadınlar önemli bir iş gücünü oluşturuyor ve ortaklar, çocuklar, aile ve dostlarımızla her zamankinden daha yoğunuz ve başkalarının ihtiyaçlarını hep kendi ihtiyaçlarımızdan önde tutuyoruz. Ve tükendiğimizi hissettiğimizde veya iyi hissetmediğimiz zamanlarda, çoğumuz kendimize karşı en yakın arkadaşımızdan daha acımasız bir eleştirmen olabiliyoruz.

İçsel Savaşçı Tanrıçamızın devreye girdiği yer burası…

Kadim Toltek geleneğinden ve Tanrıça spiritüelliğinden bilgeliklerle Savaşçı Tanrıça’nın Yolu, olmanız gereken gerçek Savaşçı Tanrıça olmanız için size ilham verecek bir kitap.

Özdeğerinizi dış görünüşünüzde mi arıyorsunuz, yoksa özdeğeriniz kendinizi kabullenme ve kendinize saygı duyma eksenine dayanan içsel bir pınar mı?

Araya kitapta olmayan biz kadınları ilgilendiren birkaç satır eklemek istiyorum.

Bir kadın olarak kırışıklıklarla ilgili en sevdiğim şey mutluluğumuzun bir göstergesi olmasıdır. Dudaklarımın ve gözlerimin çevresinde ne kadar çok kırışıklık varsa o kadar çok gülmüşüm demektir. Kadınların zihnine zorla kazınan fiziksel kusurlar yok mu. İşe sahip olduğunuz kusurları sevmekle başlayın. Her “kusurun” yanına, temsil ettiği olumlu yönü yazın. Ve her birinin size kazandırdığı yeni bakış açısını görmeye çalışın.

Popüler kültürün altını çizdiği kadın figürü oldukça yorucu görünüyor. Ölümsüzlüğü bulmaya çalışırcasına. Oysa ki ölümlü varlıklarız. Yaşadığımız her anı bedensel ve duygusal olarak onurlandırmalıyız.

Silikonsuz, estetiksiz, tüketim odaklı olmadan, filitrelere ihtiyaç duymadan, mayolu görsellerden oluşan kadın figürünün ulaşacağı bir yer olmadığını görüyorum. Ancak bu kadın figürü küreselcilerin destekleyicisi olabilir. Böyle bir kadın figürü geleceğin Ata’sı olamaz…

Dünyaya denge ve uyum getirmek için savaşçının ateşli sevgisine ulaşmamız ve tanrıçanın bilgeliğine erişmemiz dileğiyle…

Savaşçı Tanrıça’nın Yolu pek çok geleneğin bilgeliğini tek bir güzel yolda buluşturdu. Bu öğretilerde değişmeyen bir şey varsa o da bir düşüncenin ona yönelik bir adım olmadan hiçbir anlam ifade etmediği anlayışıdır; bu yüzden bu kitap sizi kutsal benliğinizle buluşturmak üzere tasarlanmış bir sürü egzersiz içerir.

Kendini, sana özgü şekilde bul ve ifade et. Sevgini açıkça ifade et. Hayat bir hayalden ibarettir ve eğer hayatını sevgiyle yaratırsan, hayalin bir sanat eserine dönüşür.

Don Miguel Ruiz

Don Miguel Ruiz, şunuş bölümünden:

“Savaşçı Tanrıça’nın Yolu sevgiyle örülmüştür. Savaşçı Tanrıça’nın yolu on derste anlatılmıştır. İlk üç ders kendinizi merkezlemenize ve nerede olduğunuzu anlamanıza yardımcı olurken sonraki ders kişisel dönüşüm yolunda size yol gösterir. Son ders ise sizi günlük yaşamında bir Savaşçı Tanrıça olarak hakikatinizi yaşamaya davet eder.”

“ Toltek geleneğinde , bir çırağın usta olmadan önceki son adımı, bir kol değneği gibi destek aldığı öğretmeninden ayrılması ve kendi iradesinin gücüyle yürümeyi öğrenmesidir. Öğretmenin verdiği derslerin izleri onun atacağı tüm adımlarda olacaktır ama ortaya çıkan şey kendi deneyimlerinin bilgeliğidir. HeatherAsh Amara benim çırağımdı, şimdiyse akranım.”

Savaşçı Tanrıça’nın Yolu kitabını buraya bırakıyorum. Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Sizi Yalanlarla Beslemek, Vani Hari

Gıda Endüstrisinin Oyunlarını Açığa Çıkartarak Sağlığınızı Geri Kazanmanın Yolları

Şimdi” hayatınızı değiştirmeniz için en uygun zamandır…

Vani Hari

Merhaba,

İnsanları hasta eden gıdalar satarsanız çok fazla zamanı parayı herkesi bunun sizin suçunuz olmadığına inandırmayla harcarsınız. Bu, tütün endüstrisinin milyarlarca doları (boşuna) sigara içmekle akciğer kanseri arasındaki ilişkiyi araştırmanın itibarını sarsmaya harcamasına benzer. Büyük Gıda da devasa kaynakları, obezite, Tip 2 diyabet ve Amerikalıları büyük ölçekte etkileyen kronik hastalıkların nedeninin sağlıksız ürünleri olmadığına bizleri ikna etmeye harcar.

Gıda endüstrisinin başlıca yöntemlerinden biri “cephe gruplar” diye bilinen gruplar oluşturarak endüstrinin lehine: haberler yaymalarını sağlamaktır; bu arada bu grupların gıda ve kimya endüstrisi için çalıştığını gizlerler. Bu organizasyonların kulağa çok temel gelen adları vardır, ama genellikle çok zengin devasa şirketlerden para alır ve onlar tarafından düzenlenirler. Bu cephe gruplar suni katkılarla dolu işlenmiş gıdaların, fabrikada işlenen etin ve GDO’ların (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) güvenli, besleyici olduklarını ve şikâyete gerek olmadığını iddia ederler.

Büyük Gıda ve Kimya şirketleri genellikle bir cephe grubuyla ilişkilerini gizlemeye çalışırlar. Olaylar genellikle şu şekilde gelişir:

Büyük bir şirket bağımsız görünen, ama kurumun parasının hareket etmesi için huni görevi gören bir fona para yatırır ya da hayır işlerine bağışta bulunur.


Bu fon halkla “iletişim kurmak için” yeni bir organizasyonun kuruluşuna para verir. Bazen bu organizasyonu yaratmak için bir halkla ilişkiler şirketi tutulur. Hatta bazen endüstriyle olan bağlarını iyice gizlemek için birbirine bağlı bir sürü organizasyon yaratırlar. Bunların adı cephe grubudur.
Cephe grubu saygıdeğer görünen bir internet sitesi kurar ve sosyal medya hesapları yaratır; bunların misyonu (güya) bilim ve gıda hakkındaki hakikatleri duyurmaktır.

Cephe grubu çiftçileri, diyetisyenleri, blog yazarlarını ve bilim insanlarını eğiterek bu alanda “uzmanlar” yaratır; amaçları GDO’ların, gıda katkı maddelerinin, fabrika çiftçiliği pratiğinin ve zirai kimyasalların “güvenli” olduğu mesajını yaymaktır. Bu uzmanlar cephe grubu organizasyonu İçin bu işi yapmaları amacıyla para alabilirler ya da kendilerine başka avantajlar sağlanır. Eğer bu kişiler anneyse bu bir bonustur çünkü endüstri annelerin genellikle gıda kararlarını veren kişiler olduğunu ve bunun toplumda daha fazla kabul gördüğünü bilir.

Cephe Grupları Kimlerdir?

Gıdaların besin değerleriyle ilgili araştırmalar gıda uzmanları ve gıda şirketleri tarafından nasıl manipüle edilir?

Gıda şirketlerinin ürettiği sahte haberleri nasıl ayırt edebiliriz?

Gıda şirketlerinin ürünlerinin bağımlılık yapması için çevirdikleri numaralar neler?

Tamamen Doğal” ya da “GDO ihtiva etmez” gibi ibarelerin göründüklerinden farklı olduklarını anlamanın ve en sağlıklı gıdaları belirlemenin yöntemleri nedir?

Bizi sağlıklı gıdalarmış gibi bize sunulan abur cuburları almaya ikna etmek için yapılan gıda pazarlama numaraları.

Karmaşık bir ağ : kandırmak için tasarlanmış.

Bilginin kaynağını iyice araştırmak gerekir. Hakikat ayakkabılarını giyerken yalan dünyanın yarısını dolaşır.

Sizi Yalanlarla Beslemek, Vani Hari’nin kitabını soruların cevabı ve daha fazlasını öğrenmeniz için buraya bırakıyorum.

Vani Hari, kitabın ilerleyen bölümlerinde, bedeninizi zararlı kimyasallardan arındırmanız için 48 saatlik bir detoks planı sunmakta.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Savaşçı Tanrıça’nın Bilgeliği, Heatherash Amara

Yüreğin sana veya bir başkasına ait değil, evrene ait. Güneş gibi parlamasına izin ver. Yüreğini ona buna bağlama; yüreğinin evrenin sevgisinin bir yansıması olmasına, ışık yaymasına izin ver.

Heatherash Amara

Merhaba,

Savaşçı Tanrıça hareketinin amacı, içinizde derin bir yolculuğa çıkmanıza ve böylece gerçek kimliğinizi yaşamanıza yardımcı olmaktır.

Savasçı Tanrıça’nın yolunda ilerlerken içsel varlığınızın iki yönünü geliştireceksiniz: muhteşem bir Savaşçı odağı ve bağlılığı ve de merhametli Tanrıça inancı, kavrayışı ve yaratıcılığı. Bu yepyeni rehber, Savaşçı Tanrıça’nın Bilgeligi, bu öğretileri gündelik yaşamınıza uygulamanin basit ve doğrudan bir yöntemini sunuyor ve Savaşçı Tanrıça’nın yolculugunuzu bir sonraki seviyeye taşımanıza yardımcı oluyor.

Bizim yolumuz, analiz, şefkat ve sebattan ibarettir ve içinize baktığınızda ve özbilginizi ve özdesteginizi derinleştirmeye başladığınızda bu özellikleri aklınızda tutmanızı rica ediyorum.

Savaşçı Tanrıçalar olarak dikkatimizi kim olmamız gerektiğinden alarak gerçekte kim olduğumuza kaydırmayı öğreneceğiz.

Kadınlar olarak bizler Kutsal Güce dair dişi bir yansıma ve bize doğal sezgi, şifa ve birliktelik güçlerimizle bağ kurmamıza olanak verecek bir spiritüellik ararız.

Kitap, birçok kadına hayallerine ulaşma yolunda yardımcı olacak bir Rehber niteliğinde.

Peki, Bu Kitabı Nasıl Kullanmalıyız?

Herhangi bir sayfayı rastgele açarak sizi hangi mesajın beklediğini görün…

Her gün meditasyon yapmak zorunda değilsiniz, ancak gününüz için bir niyet belirlemeyi içeren bir özbakım ritüeli yaratmanın harika faydaları vardır.

Bu yolculuk sizin için yeni yollar açacak ve size yeni alışkanlıklar kazandıracaktır.

Değişime kucak açtığınızda, kendinizi yaratıcılığa, olasılığa ve şifaya açmış olursunuz. Değişim kaçınılmazdır ama dönüşüm bilinçli bir tercihtir.

Savaşçı Tanrıça’nın Bilgeliği, Heatherash Amara’ nın kitabını buraya bırakıyorum.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Eve, Kendine Geri Dönmek, Osho

Seni kendine yönelten her şey meditasyondur. Ve kendi meditasyonunu bulman çok önemlidir çünkü onu bulmakla büyük bir sevinç deneyimlersin.

Osho

Merhaba,

Annem’in ihtiyaç listesi tamamlandıktan sonra raftan göz kırpan kitaplar. İletişime geçerken, vermek istediği mesajın ne olduğunu öğrenmek için hızlı okuma yaparak, içindeki bilgiyi taradım.

Dikkat ettiyseniz, alış veriş sepetini herkes farklı ürünlerle doldurur. Bu da kişinin önceliğinin ne olduğunu belirler.

Osho, severler Meditasyon kitabını okuduysa eğer Eve, Kendine Geri Dönmek kitabında alıntılara rastlayacaktır.

Kitabın Rehberliğine ihtiyaç duyacak okurlar için bilinçli farkındalık egzersizleri yer alıyor.

Egzersizler farkındalığı harekete geçirir, yüreği açar, meditasyonun faydalarını görmek için gevşemeyi ve odaklanmayı öğreterek beyni zihinsel engellerden kurtarır.

Hepimiz “eve dönüş” anları yaşamışızdır; kendimizi rahat, topraklanmış, gündelik hayatlarımızın bir özelliği olan huzursuzluktan arınmış hissederiz. Bu anları yalnız ya da sevdiğimiz insanlarla birlikte doğadayken ya da kendimizi sevdiğimiz bir etkinliğe kaptırdığımızda deneyimleyebiliriz. Bize tam da olmamız gerektiği yerde olduğumuzu gösterirler.

İzleme Sanatında İlk Adım

İzlemeyi denerken ilk yapılması gereken bir nesneye odaklanmaktır; özneye odaklanma. Bir ağaca bak ve ağacın orada olmasına izin ver. Kendini tamamen unut; sana ihtiyaç yok. Senin varlığın yeşilin, ağacın deneyiminde sürekli bir rahatsızlıktır. Şimdi ağacın bilinçliliğine odaklan.

Gurdjieff kendini hatırlama, Krishnamurti’nin farkındalık, Upanişadların tanıklık dediği şeye yaklaştıracaktır.

Bir kez özneden vazgeçtikten sonra ve bilinçlilik üzerine odaklanmanın gerilimini atlatınca özne oradadır; ama öznelliği yoktur. Sen oradasındır ama bunun içinde ‘Ben’yoktur, sadece varlık vardır. Sendendir, ama ‘Benim’ duygusuna sahip değilsindir. ‘Ben’in kapsayıcılığı, sıkıştırması ortadan kalkmıştır. Sadece olmak vardır. Bu oluş kutsaldır. ‘Ben’i bırak ve sadece olmak kalsın.

Hakikat insanı o zaman ne yapmalı?

Hakikatin ne olduğunu gerçekten bilmek istiyorsan yazıtlar sana yardım etmez. Himalayalar’a gitmenin bir yardımı olmayacaktır. Sadece bir şey yardım edebilir: Her şeye zihin olmadan bak.

Osho’nun tüm konuşmalarında ve meditasyonlarında zamana dayanıklı vizyonu, bugünün ve yarının bilimini ve teknolojisini kucaklayan bir bakış açısı sunulur.

Eve, Kendine Geri Dönmek, Osho kitabını buraya bırakıyorum. Dışsal Dünyanın kaosundan ayrılarak, İçsel Dünyada rahatlamanın anlamını öğrenen ya da öğrenmek isteyenlere iyi gelecek.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Kitleler Psikolojisi, Gustave Le BON

Merhaba,

Son birkaç yazı PsikoSpiritüel çalışmalar üzerine oldu. Yıllarca kendini bu konuda geliştirme gayretinde olan bir öğrenci olarak; konuyla ilgilenenlere köprü kurma amacıyla paylaşıldı.

Daha önce sorduğum soruyu tekrar hatırlayalım, “İnsan hangisinin alanına girmez?”

Tarih, sosyoloji, psikoloji, edebiyat, felsefe, bilim, antropoloji hepsi insanı ve insanlık tarihini kapsayarak araştırmalar ve bilgiler sunar.

Gelelim kütüphaneden göz kırpan kitap paylaşımına, Kitleler Psikolojisi, Gustave Le BON.

Gustave Le BON, Fransız sosyolog ve antropolog. Toplum ve kitle psikolojisi üzerine yaptığı çalışmalarla tanınır.

Tıp eğitimi aldığı halde sosyal bilimlere yöneldi.1895 yılında kendisine büyük ün kazandıran ve alanının öncü çalışmalarından biri olan Kitleler Psikolojisi” adlı eserini yayınladı.

Kitleler ancak kendilerine dayatılmış olan fikirlere sahiptirler, asla akıl yürütmeye dayalı fikirler öne süremezler.

Gustave Le BON

Medeniyetlerin değişmesinden hemen önce, meydana gelen büyük karışıklıkların, ilk bakışta, kavimlerin istilâları ve hükümdar soylarının devrilmesi gibi büyük siyasî değişikliklerin tesiri altında oluştuğu sanılır. Fakat bu hâdiseler dikkatle incelenirse, onların dıştan görünen sebeplerinin arkasında, kavimlerin düşüncelerinde husule gelen değişmelerin hakikî sebep olduğu anlaşılır. Tarihte meydana gelen asıl karışıklıklar, büyüklük ve şiddetleriyle bizi hayrete düşürenler değildir. Medeniyetlerin yenileşmesini doğuran başlıca önemli değişiklikler fikirlerde, anlayışlarda ve inançlarda oluşan değişikliklerdir. Unutulmaz tarihi olaylar, insanların iç dünyalarındaki görünmez değişikliklerin, görünen eseridir. Bu değişiklikler şayet pek seyrek olarak meydana geliyorsa, bunun sebebi, o ırkın psikolojik yapısının temelinde bulunan istikrarlı, sabit unsurların ağır basmasıdır.

Çağımız insan düşüncesinin sürekli değişmekte olduğu nazik ve buhranlı bir devre içinde bulunmaktadır.

Bu değişmenin temelinde iki esaslı olgu vardır; Birincisi, medeniyetimizin bütün unsurlarının kaynağı olan dini, siyasi ve sosyal inançların tahrip edilmiş olmasıdır, ikincisi, bilimlerde teknikte yeni buluşlarının doğurduğu, yepyeni yaşama ve düşünme şartlarının meydana gelmesidir.

Geçmişe ait fikirler her ne kadar sarsılmışsa da henüz kudretlerini muhafaza etmekte ve bunların yerini alacak olanlar ise oluş halinde bulunduklarından yeni çağa bir geçiş ve karşılıklı hali arz etmektedir.

Karmaşanın zorunlu bir hal aldığı böyle bir devirden ilerde nelerin ortaya çıkacağını şimdiden söylemek elbette kolay değildir. Bizim cemiyetimizin yerini alacak olan cemiyetler hangi temel fikirler üzerine kurulacaktır? Bunu henüz bilmiyoruz. Fakat, şimdiden tahmin edebiliriz ki, bu cemiyetlerin oluşumunda artık yeni çağda hakim olan yeni bir güç yer alacaktır. Kalabalıkların kudreti. Bir zamanlar doğru sayılan ve bugün ölmüş bulunan bunca fikirlerin ve ihtilâllerin birbiri ardınca yıktığı bunca iktidarın harabeleri üzerinde, yalnız bu güç yükselmiştir ve yakın bir gelecekte de bütün öteki kuvvetleri mutlak surette yutacağa da benzemektedir. Eski inançlarımızın sarsıldığı ve kaybolduğu, cemiyetlerimizin eski direkleri birer birer yıkıldığı halde, kalabalıkların baskısı ve nüfuzu, hiç bir şeyin baskısı altında olmayan, hükmü daima büyüyen bır güc durumuna gelmiştir. Bu bakımdan İçine girmekte olduğumuz çağ, hakikaten Kitleler Çağı olacaktır.

KİTLELER PSİKOLOJİSİ

Bir psikolojik kitlenin en çok göze çarpan özellikleri şudur: Kitleyi meydana getiren fertler kimler olursa olsun; yaşama tarzları, işgüçleri, karakterleri yahut zekâları ister benzer, ister ayrı olsun, kalabalık durumuna gelmiş olmaları onlara bir nevi kollektifruh aşılar. Bu ruh onları, her biri tek başına, ayrı ayrı bulundukları halde duyacaklarından, düşüneceklerinden ve yapacaklarından tamamiyle başka hissettirir, düşündürür ve yaptırır. Bazı fikirler, bazı hisler ancak kitle halinde bulunan fertlerde zuhur eder veya fiil sahasına çıkar. Psikolojik kitle, bir an için birbiriyle kaynaşmış, farklı (heterogene) unsurlardan toplanma geçici bir mahlûk gibidir. Tıpkı canlı bir vücudun hücrelerinin bir araya gelerek, bu hücrelerden her birinin sahip olduğu niteliklerden oldukça farklı nitelikler kazanmış bir varlık oluşturması gibi.

Kitleler Psikolojisi, Gustave Le BON’un kitapla ilgili farkındalık cümlelerini taslak olarak buraya bırakıyorum.

Kendi payınıza düşen bu kitlenin içinde neye dönüşüyor olduğunuzu gözden geçirmek. Sağlam bir psikolojiyi yıkabilecek hiçbir unsur olmadığının altını çizerek; akıl yürütme konusunda ne kadar başarılı olamadığımızı da gözden geçirmek gerek…

Akıl yürütme, muhakeme ya da uslamlama bilinen olgular ve kurallar kullanılarak yeni bilgiye ulaşılmasıdır.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Kendini İyileştir, Edward Bach

En iyi korunan yere “düşmanın” kalesine, yani sıkıntıya neden olan şeyin tam temeline hücum edilerek gerçekleştirilen bu tedavi, tam anlamıyla gerçek iyileşmedir.

Kısaca ifade etmek gerekirse hastalık, görünüş itibarıyla son derece amansız olmakla birlikte, özünde faydalı ve hayrımızadır; doğru yorumlandığı takdirde bizi, esas eksik yanlarımıza yönlendirecektir. Doğru şekilde tedavi edildiği takdirde ise o hatalı yanlarımızın ortadan kaldırılmasına ve bizim daha önce olduğumuzdan daha iyi ve mükemmel olmamıza neden olacaktır.

Acı çekmek, başka yollardan kavrayamadığımız bir derse dikkat çekmek için düzeltici bir araçtır ve o ders öğrenilene kadar asla kökünden söküp atılamaz. Şu da bilinmelidir ki, uyarıcı, belirtilerin önemini fark eden ve okuyabilenlerde, eğer uygun düzeltici olan ruhsal ve zihinsel gayret sarf edilirse hastalık daha başlamadan önce önlenebilir veya ilk aşamalarında durdurulabilir. Ne kadar ciddi olursa olsun hiçbir vakada umutsuzluğa düşülmemelidir zira bireye hâlen fiziksel yaşam sunuluyor olması, hüküm süren Ruhun umutsuz olmadığını gösterir.

Edward Bach

Merhaba,

Geçen gün kütüphane de düzenleme yaparken, raftan göz kırpan kitap. Gizli Enerji Terapileri, Dr.Richard Gerber eseri. Belirli hastalıkların tedavisine tavsiye veya nasihat verir nitelikte değildir. İlave alternatif tedavilerin işleyişleriyle ilgili bir inceleme niteliğindedir.

Ölümcül bir hastalık taşıyorsanız; bir de gelişim odaklıysanız, araştırma yaparak geçmiş yüzyıllardan bilgi alarak bugünü anlama becerisi geliştirirsiniz.

Gizli Enerji Terapileri, kitabını okurken Edward Bach’ı tanıdım. Bach, hastalığın yerleşik patolojisinden daha çok hastalığın duygusal belirtileriyle birlikte doğal ajanlarla ilgili bir araştırmaya başladı. O daha sonra bunları belirli çiçeklerin özlerinde buldu. Bach hepsinde var olan 38 esansı tanımladı. 38. esans Kurtuluş Devası olarak bilinen floral bir karışım kombinasyonudur.

Bach çiçek özlerinin gizli titreşimsel enerjilerinin, işlev bozukluğunun duygusal şablonlarının yeniden düzenlenmesine yardımcı olabileceğini hissetti.

Çok eski zamanlardan bu yana “Tanrı’nın lütfuna bağlı olan vasıtaların, ilahi olarak zenginleştirilmiş şifalı ot, bitki ve ağaçlar aracılığıyla, doğaya hastalığı önleme ve tedavi etmek için yerleştirildiği bilinmekteydi.” Bunlar her çeşit hastalık ve acıyı iyileştirme gücüyle donatıldılar.

Bach, yüksek aklın, yüksek gizli bedenlerin manyetik özellikleriyle enerjisel ilişkisini anladı.

Bach’ın kendisi de psişik bir “duyarlı”idi. O öylesine duyarlı idi ki, zaman zaman kendisini telaşlı kalabalıklardan ve Londra’nın kaosundan korunmak ve izole etmesi gerekmiştir, çünkü şehir hayatı çok yıkıcı ve tüketicidir. Neredeyse ölümüne yol açacak olan ağır bir hastalığı müteakiben, İngiltere’de sayfiyede yaşarken Bach, doğadaki bu şifacıları araştırdığı uzun yürüyüşler yaptı. Bach‘ın gizli enerjilere duyarlılığı öylesine bir noktada ki, çiçeklerin üzerindeki sabah çiğine dokunarak veya dudaklarına değdirdiği taçyapraklarından o bitkinin potansiyel terapisel etkilerini tecrübe etti. 38 çiçek devasını belirleme süreci Bach’ın fiziksel ve duygusal doğasında öylesine bir zorlanmaydı ki, 1936 yılında 56 yaşında öldü.

Bach’ın 1936’daki ölümünü müteakiben, İngiltere’deki Dr.Edward Bach Şifa Merkezi, öncülerinin keşfettiği bu eşsiz stilde çiçek esansı hazırlamaya devam etti.

Bach Çiçekleri Eğitmeni, Sevgili Neşe, birkaç yıl önce beni arayarak “Sana bir mail atacağım. Okuyup döner misin?” dedi.

Maili açınca özenle tercüme edilip, kitap haline getirilmiş, Edward Bach’ın “Kendini İyileştir” sayfalarıyla karşılaştım. Emeği için, ulaştırdığı bilgi için kendisine teşekkür ettim.

Edward Bach, On İki Şifacı ve Diğer Remediler kitabında da açıkça ifade ettiği gibi, fiziksel hastalıkların altta yatan duygulara yönelik bir rehber olduğu düşüncesini terk etti; Bedenin en nazik ve hassas parçası olan zihin, rahatsızlığın başlangıcını ve seyrini vücuttan çok daha belirgin bir şekilde göstermekte, böylece hangi remedi veya remedilerin gerektiği konusunda zihinsel durum bir kılavuz olarak seçilmektedir. Hastalığı dikkate almayın, sadece sıkıntıda olan kişinin hayata bakışını göz önünde bulundurun.’

İnsanın en önemli hastalıkları aslında gurur; zalimlik, nefret, kendini beğenme, cehalet, dengesizlik ve açgözlülüktür. Bu gibi bozukluklar gerçek hastalıklardır.

Büyük çoğunluğumuzun mükemmel hâle erişene kadar kat etmesi gereken belirli bir yol vardır ve bununla beraber şaşırtıcıdır ki “ciddi çabalar harcandığı takdirde ve sadece o zayıf kişiliğine güvenmeyip aynı zamanda tam bir imana sahip olduğunda, herhangi bir kişi bu yollardan hızla geçip ilerleyebilir; bu kişiye imkân sunulduğunda, dünyadaki büyük üstadların öğretileri ve sergiledikleri örnek yaşamlar aracılığıyla, kendi Ruhuyla, yani içindeki ilahilikle birleşmesi mümkün olabilir.”

Son olarak, yaşamın içine dalmaktan korkmayalım; buraya deneyim ve bilgi edinmek için geldik. Gerçeklerle yüzleşmezsek ve elimizden gelenin en iyisini yapmazsak çok az şey öğrenebiliriz. Böyle bir deneyim her çevrede kazanılabilir; doğanın ve insanlığın gerçekleri ise şehrin gürültüsü ve telaşı içinde olduğu kadar, olsa olsa bir kır evinde belki de hatta daha etkili bir şekilde kazanılabilir.

Mail çıktılarını alarak kitap haline getirdiğim, Kendini İyileştir, kitabını buraya bırakıyorum. Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Tarihte Tekrardoğuş İnançları, Hans TenDam

Kişinin önceden öğrenmemiş olduğu şeyi hatırlayamadığı bilimsel bir gerçektir.

Banerjee

Merhaba,

Geçmiş yaşamlara sahipsek, neredeyse hepimiz bunları unutmuşuzdur. Şimdiki yaşamımızın da çoğu kısmını şimdiden unuttuk. Doğumumuz öncesi, doğumumuz ve yaşamımızın ilk yılları bakımından neredeyse hepimizde hafıza kaybı vardır, İlk anılarımız üçüncü yılın sonu civarında, bazen biraz daha erken ama genellikle daha sonrasında başlayabilir. Geçmiş yaşamlara inanabilir ve bunları yine de hatırlamayız ve bazıları bunları hatırlar ama bunlara inanmaz.

Geçmiş yaşamları hatırlamanın yolu bu yaşamın kayıp anılarını hatırlamanınkiyle aynıdır. Bu yola, yaş geriletme denir. Esasen bir ipnotik durum olan tam regresyon, anıları geri getirir ama daha yoğun, hatırlamaktan çok yeniden yaşamak gibidir. Ondan beri olmuş her şey neredeyse unutulmuş olabilir, durumu o sırada meydana geldiği gibi deneyimleriz. Yeniden yaşama ve regresyon teknikleri bastırılmış ve kayıp anıları geri getirebilir ve ayrıca yaşamımızın ilk, şu an hatırlanmayan kısmına erişim sağlayabilir. Bu sanki hepimizin bilinçli veya bilinçsiz deneyimlemiş olduğumuz her şeyin tam ve kesintisiz hafızasına sahip olduğumuzu gösterir.

Hatırlama, geçmiş yaşamların izler bırakabildiği yegane en açık biçimdir. Biri bir filmde Güney İspanya’nın manzarası görür ve yoğun, açıklanamaz bir melankoli hissine kapılır. Biri Jülyus Sezar adını ilk kez işittiğinde ani, nedeni olmayan bir nefretle dolar, Şimdiki yaşamda açıklaması olmayan böyle duygular, geçmiş biç yaşamı işaret ediyor olabilir. Bu yaşamdaki travmatik deneyimlerden kaynaklanmayan kişisel özellikler, fobiler ve (tek bir izole belirti içeren) monosemptomatik nevrozlar da geçmiş yaşamlardan, izler olabilirler. İzlerin tam bir listesini yapacak olursak:

  • Görünüm (sima ve doğum lekeleri gibi)
  • Davranış (tuhaf giyinme veye yemek yeme veya içme alışkanlıkları klan gibi).
  • Beceriler (çocuk dahiler gibi).
  • Sezgi (insanları veya durumları değerIendirme gibi).
  • Tercihler (ülkeleri, tarzları, sanat biçimleri vb. yeğlemek gibi).
  • Faraziyeler (yaşama yönelik katı tutumlar).
  • Duygular.
  • Hatırlamalar.

Geçmiş yaşamlardan kaynaklı olabilen beceriler arasında derhal tanıma ve değerlendirme yetisi, genellikle şu muğlak “sezgi” etiketi altında sınıflanmıştır.

Ian Stevenson 50 yıl boyunca Virginia Üniversitesi’nde psikiyatrist olarak çalışır. Araştırmalarını parapsikoloji olaylarına yönelten Stevenson, üniversitenin Algısal Araştırmalar Departmanı’nı kurar.

Stevenson yaklaşık 1.000 çocuktan birinin kendiliğinden bir geçmiş yaşam hatırladığı tahmininde bulunmuştur. Ancak sıklığın Dürziler arasında 500’de 1 olduğunu buldu. Başka bir hesaplamada, kuzey Hindistan’daki her 450 çocuktan biri bir geçmiş yaşam hatırlamaktaydı. Tekrardoğuşa inanan insanların yaşadığı bölgelerde, geçmiş yaşamlar hatırlayan daha çok sayıda küçük yaşta çocuk vakası görülmektedir. Tekrardoğuşun reddedilmesi böyle anıların ifade edilişini, tanınmasını ve yayılmasını baskılar. Tekrardoğuşa inancın yaygın olması hatırlamayı harekete geçirmez. Çoğu ana baba üç veya dört yaşındaki çocuklarıyla böyle konular hakkında konuşmazlar ve çocukları onlara böyle anılardan söz ettiklerinde ana babalar bunları genelde ilginç değil de, rahatsız edici bulmaktadırlar. Ayrıca tekrardoğuş inancının yaygın olduğu yerlerde çocukların anıları genellikle hakim dinsel doktrinlere ters düşmektedir.
Küçük çocuklarda tekrardoğuş anılarının kendiliğinden hatırlandığı vakaların görüldüğü bölgeler açık ve kesin belirlenmiştir. Bölgelerden biri Batı Afrika’dadır; kabaca Nijerya, Senegal, Gana ve civarlarını kapsar. Bir diğer bölge Türkiye’nin güneydoğusunda, Lübnan’da ve İsrail’in kuzeyinde Dürzilerin yaşadıkları yerlerdir. Üçüncü bir bölge Hindistan, Sri Lanka, Burma, Tayland, Nepal, Tibet ve Vietnam’ı kapsayan Güney ve Güneydoğu Asya’dır. Beşinci bölge Alaska’nın güneydoğusunda bir alandır. Son olarak, Avrupa’da olduğu kadar ABD’de de vakaların sayısının giderek yükseldiği genel bir Batılı ülkeler bölgesi vardır. Küçük çocukların önceki yaşamları hatırlama sıklığının artık her yerde hemen hemen eşit olduğu varsayılmaktadır: 500’de 1.

Ergün Arıkdal, Anadolu Misyonu kitabında “ Yukarısı, Dünyanın tekamül düzenini ve gidişini ‘Öncü Hizmet Erleri’ ni tam kadro enkarne etmiş ve etmeye devam etmektedir. Her yeni realiteden önce olması gerekenler gene olmaktadır. Her şey iptal edildikten sonra yeni nizam her şeye hakim olacaktır.”

Büyük Misyonun parçası olarak buraya topraklarımıza gönderilmiş vazifelilere okullarda ne öğretebilirsiniz?

Ruh ve Madde Enstitüsünde görevli Araştırmacı ve Yazar’ın videosunu seyrettim. Çocuklar üzerinde yapılan regresyon çalışmalarını anlatıyordu.

Geçmişten günümüze gelinceye kadar kadim öğretileri araştıranlar bilecektir öğretileri. Bilgiler doğrultusunda hemen şu soru oluştu.

Kadim öğretiler dışında yeni bir bilgi yok mu?

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Tekrardoğuşu Keşfetmek, Hans TenDam

Geçmiş yaşam hatırlamaları gibi görünen deneyimleri aktarıp tartışmaktayım. Bu da diğer herhangi biri gibi yalnızca bir alandır. Bu deneyimleri olabilir göründükleri şeyler olarak kabul etmeye başlarım ama bunları serinkanlılıkla düşünüp incelerim. Böyle sayısız deneyime tanık olduğum ve pek çok kez kendim de deneyimlediğim için bunları kabul etmekte zorlanmam. Ama yine de bu, kendimin veya başkalarının deneyimlerini kutsal hakikat olarak aldığım anlamına gelmez. Diğer tüm insan deneyimleri gibi burada da karşımıza muğlaklık, çarpıtma, hayal gücü ve aceleyle yorumlama çıkmaktadır. Demek ki bu deneyimleri, tercihan büyük adetlerde kayda geçirmeli ve benzerliklere, farklılıklara bakmalıyız. Ne tür kalıplar belirmekte? Ve en kabul edilebilir biçimde nasıl açıklanabilir?

Hans TenDam

Merhaba,

Her nerede zihinsel zorlama ve zihinsel dehşet varsa orada ne bilim ne de din, ancak ve ancak tehlikeli gerilik gelişebilir. Buna karşı verilen savaş uzun süre boyunca devam edecektir.

Yazmak yalnız olmayı gerektiren bir iş. Günümüz dünyasını meşgul eden olaylara doğru bir bakış açısı geliştirmek için araştırmak ve argüman toplamak gerekli.

Not aldığım konulardan biride Tekrardoğuşu keşfetmek oldu. Bunun için iki bin beş yıl öncesine uzanarak Hindistan’ın kuzeyinde yürüyüş yapmak Buda’nın görüş ve felsefesini anlamak gerekiyordu. Detaylı bir yazı konusu.

Pek çok insan tekrardoğuşa inanmakta veya kabul edilebilir bulmaktadır. Bu inancı genellikle Hindularla ve Budistlerle ilişkilendiririz.

Hindistan’da şehirlerde yaşayanların çoğu bu fikre aşinadır ama köylülerin çoğu bunu hiç duymamıştır. Pek çok Hintli karmaya, yani geçmiş yaşamdaki davranışların şimdiki yaşamımızı belirlediğine inanmaktadır. Diğerleri ise son düşüncelerimizin bir sonraki yaşamı belirlediğine veya daha da kötüsü, şimdi yaşamımızın, öldüğümüzde ailemizin doğru ücretler ödeyip doğru törenler yaparak doğru insanlar bulup bulmadığına bağlı olduğuna inanmaktadırlar.

Batı’da tekrardoğuşa inananlar ise kendi azınlık konumlarını dramatize edip çevrelerindeki insanların %99’unun tekrardoğuşa inanmadığını varsaymakta ve bunu Asya batıl inancı olarak görmektedirler.

Tekrardoğuşa inanan ülke %26 oranla Kanada.

Ancak tekrardoğuş Hiristiyan inancının bir parçası değildir. Pek çok kişi tekrardoğuşun bununla çeliştiğini düşünmektedir. Ian Stevenson şu yorumu yapmaktadır “Ortodoks Hristiyanlık, Yahudilik, İslam ve pek çok kişi için seküler bir din olduğundan bilim kapsamı dışında kalan hemen herkes tekrardoğuşa inanmaktadır” der. Bazı antropologlar ilk tekrardoğuş inancının artık kaybolmuş ve dünyanın her bir yanında izini bırakmış (Atlantis?) olan çok daha eski yüksek bir kültürden kaynaklandığını öne sürmüşlerdir. Bu görüşü doğrulamak zordur ve ayrıca yayılma örüntüsünü ve de yerel fikirlerin çok geniş çeşitlilikteki karekterleri dikkate alınacak olursa muhtemel de değildir. Tekrardoğuş inancı ayrı kültürlerde bağımsız olarak ortaya çıkmış görünmektedir.

Stevenson yaklaşık 1.000 çocuktan birinin kendiliğinden bir geçmiş yaşam hatırladığı tahmininde bulunmuştur. Bu konuya bir sonraki yazıda detaylarıyla değineceğim.

Tekrardoğuşa inananların sayısı, alternatif spiritüel fikirlere yönelik genel eğilim nedeniyle, büyük bir ihtimalle son on beş yılda azalmaktan çok artmıştır.

Demek ki büyük sayıda insan tekrardoğuşa inanmaktadır. Peki neden?

Bu kitap konuyla ilgili olarak yayınlanmış her ne varsa, bunların olabildiğince geniş bir panoramasıdır. Okuyucular kaynaklara bakıp kendi kararlarını verebilsinler diye sürekli atıfta bulunmakta. Kanıtlar tarafından doğrulanmış en azından kanıtlar tarafından aksi kanıtlanmamış bir tutarlı fikirler grubu oluşturmayı denemiyor. Elde mevcut materyale ve biraz düşünmeye dayanarak, tekrardoğuş hakkında pek çok spekülasyonu ekleyebiliriz. Tekrardoğuş var olsun veya olmasın ya da yalnızca belirli bir tarzda olsun veya olmasın, bu kitabı okumanın gösterebileceği şeylerden biri, tekrardoğuş hakkındaki fikirlerin pek çoğunun yanlış ve hatta abuk sabuk olduğudur.

Yıllar önce yürüyüşe başladığım, referans bilgileriyle yol aldığım Tekrardoğuşu Keşfetmek, Hans TenDam’a ait kitabı Geçmiş yaşam deneyimlerinin kanıtları için klasik bir rehber olarak buraya bırakıyorum. Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre


Hans TenDam, geçmiş yaşam terapisinin “Hollanda Ekolü”nü kurmuştur. 25 yıllık terapistlik ve öğretmenlik deneyimini, Hollanda’da sürdürdüğü 3 yıllık eğitim programıyla gelecek kuşaklara aktarmaktadır. Dünya Regresyon Uzmanları Birliğinin başkanlığını yapmıştır ve onursal üyesidir.

Büyük Değişimin Eşiğinde, Anadolu Misyonu, Ergün Arıkdal

Devre sonunun, yani zamanın en belirgin özelliği “ayakların baş, başların da ayak” olmasıdır. Her şey tersyüz olmuş, maneviyat ile maddiyat birbirine karışmış, kendisini her yerde gösteren dejenerasyon yani yozlaşma maddi manevi her alanda en güvenilir kurumları sinsice içeriden teslim almıştır.

Merhaba,

Yukarıdaki sözler, günümüz insanının içinde bulunduğu durumu ne kadar güzel anlatıyor.

Enstitü Yayınlarına ait Büyük Değişimin Eşiğinde, Anadolu Misyonu, kitabı http://www.Hepsiburada.Com aracılığıyla az önce kargo firmasıyla geldi. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Bu değerli kitap dünya okulunun bu son döneminde, ancak “utanabilecek durumda olanlar için” müfredata eklenen SON DERSİ anlatıyor.

Bu son dersin “Birleşik Anadolu Halkı”nın yurdu olan “Türkiye”de başlaması rastlantı olmayıp, kökeni binyıllar öncesine dayanan devresel bir tamamlanma olduğu bilinmelidir.

Bu son dersten öğrenilecek bilgilerin yeryüzü insanını daha ileri düzeyli idraklere ulaştıracağı, Yukarının da kapanmış defterleri kapatacağı ve bitmemiş bazı işlerin de bitmesini sağlayacağı bellidir. Başın ve sonun mimarları olan plansal varlıklar, üzerlerinde nice karlar eritip şifalı pınarlara dönüştüren ulu dağlar gibi dimdik ayakta ve görevlerinin başındadırlar.

Bu kitap, Üstat Ergün Arıkdal’ın çeşitli konferans, makale ve konuşmalarından derlenerek hazırlanmıştır.

Gelsin farkındalık soruları.

Anadolu’nun vazifesi nedir?

Anadolu’nun misyonu nedir?

Anahtar Ülke Neden Anadolu?

Anadolu Misyonunu Nasıl İdrak Edebiliriz?

Büyük vazifeli Mustafa Kemal vazifesi nedir?

Büyük Ruh Mustafa Kemal deyince ne anlıyoruz?

Mustafa Kemal hedefe nasıl ulaştı?

Maksatlı ıstırap ve Mustafa Kemal denilince ne anlıyoruz?

Maksatlı ıstırap; insan varlığının kendi gelişiminin ne tarzda, hangi yönde olabileceği hususunda önce bir teemmülden yani derin bir düşünceden geçirdikten sonra bu hedefe ulaşabilmesi için geçirilmesi gereken çeşitli safhaları bile bile aşması demektir.

Büyük değişime nasıl hazırlanmalıyız?

Türkiye nasıl bir değişimin eşiğinde?

Yalan ve modern insanın içinde bulunduğu durumun farkında nasıl olabiliriz?

Yeni Çağ’ın temel özellikleri nelerdir? Bu çağa nasıl uyum sağlamamız gerekiyor?

Gelecek bizlere hangi bilgileri sunuyor?

Bilgi ve Bilgi Çağı denilince aklınıza neler geliyor?

Vazifelerimiz nelerdir?

Dünyadaki bu kavgalar neden oluyor?

Neden birlikte hareket edemiyoruz?

Soruların cevaplarını ve daha fazlasını kitapta bulabilirsiniz.

Bizler sadece bilgilendirmeye çalışıyoruz. Yaydığımız bilgi metapsişik bilgidir.

Herkes kendi vicdanıyla, kendi ihtiyaçlarıyla ve kendi anlayışıyla baş başadır.

Görünenin arkasında bulunan görünmeyen sebepleri, görünmeyen etkileri anlayarak, böyle şeylerin olduğunu hatırlatarak, insanların biraz daha kapsamlı bir düşünceye ulaşmalarını sağlamak.

Ne yaparsak yapalım, ne edersek edelim, ister 180 isterseniz 360 derece tamamen tersine hareket edin, sonunda bütün varlıkların eylemleri, beşeri seviyede de, ruhi seviyede de, sonuçta Yüce Rabbin kendi iradesiyle ortaya koymuş olduğu bir programın uygulamasından başka bir şey değildir.

Konuyu, insanlığı, yaşayışı, hayatı, oluşu; ruhsal değerlerle, ruhsal güçle, ruhsal etkinlikle, ruhsal organizasyonla beraber götüren insan, spiritüalisttir.

Peki, Bilgi ve özgürlük sizler için ne ifade ediyor?

Büyük Değişimin Eşiğinde, Anadolu Misyonu okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Tekamül, Ruhun Evrensel Yolculuğu, Ergün Arıkdal

İnsan evrensel bir gezgindir. Her enkarnasyon devrinde öğrendiklerine yeni bilinmezlikler ekleyerek yolunda ilerler. Bilinmediklerin sayıca çokluğu önünde, bildiklerinin çok sayılı oluşuna bakarak ümitsizliğe kapılanlar için “ebedi tekamül” kanunu kesin bir güvencedir.

Ergün Arıkdal

Merhaba,

Yıllar önce Deneysel Yeni-Ruhçuluğun kurucusu Dr. Bedri Ruhselman’ın yazdığı eserleri okurken tanımıştım, Metapsişik araştırmacı, medyum ve yazar Ergün Arıkdal’ı.

Ruh ve Madde dergisinde makaleleri ve Fransızcadan çevirileri yayınlanmaya başlamış, Türkiye’de ruhsal bilgiyi yayma vazifesini Dr. Bedri Ruhselman’ın bıraktığı yerden devam ettirmiş ve bu vazifeyi daima yeniyi ve ileriyi hedef alarak sürdürmüştür.

1994 yılında Bilyay Vakfı’nı kurmuştur. Bilyay’dan çıkan bir çok eseri Ergün Arıkdal’ın önsözüyle okudum. Fakat, kitaplarına ulaşmak istediğimde, Enstitü’yü arayarak bilgi almak zorunda kalmıştım. Oğlu, Tarık Arıkdal’ın isteğiyle kitapları bir süre piyasadan kaldırılmıştı.

Enstitü’nün İzmir şubesini aradım. “Buraya gelerek kitaplardan faydalanabilirsiniz”denildi.

Araya sağlıkla ilgili birçok ders ve kitap girdi. Geçen gün internette araştırma yaparken, Ergün Arıkdal’ın kitaplarını gördüğümde, içimi bir heyecan kapladı. Kitabın içindeki bilgilere ulaşmak, benim için önemliydi. Ve öyle de oldu…

Sipariş ettiğim kitap http://www.Hepsiburada.Com aracılığıyla ulaştı. Emeği geçen herkese teşekkür ederim.

Sonsuz evrenlerin yaratıcısı olan Yaratan, yani sonsuzlukların yaratıcısı olan Yaratan’ın hikmet ve kudreti de sonsuzdur. Dolayısıyla sonlu olan bir varlıktan sonsuz olan bir varlık meydana gelmez, gelemez. Bu nedenle tezahürün üç ana unsuru olan Ruh, Madde ve Zaman da sonsuz nitelikli varlıklardır. O halde ruhu yaratan yaratıcı kudret de sonsuzdur.

Hayata gelişimiz çok zordur; çok dar bir kapıdan geçerek geliyoruz. Bize büyük bir imkan sağlanıyor, fakat bu imkanı çoğu kez iyi kullanmıyoruz, heba ediyor zaman dolduruyor ve birçok imkanları kaçırıyoruz. Suçlu aramaya gerek yok. Eğer bir eksiklik varsa bu şeyden evvel dünya tekamül düzeyinin bulunduğu çıkmaz sokağı görmemişimizden oluyor. Ferahlığa, açıklığa doğru gitmiyoruz.

Çeşitli yollar gösterilmiş olmasına rağmen, şu beş bin yıldan beri bir labirentte döne dolaşa çıkmaz yola girdik. Şimdi artık o kadar büyük bir baskıyla hamle yapıyoruz ki, insanlık olarak hep beraber o duvarı geçecek bir çıkar yol bulmak zorundayız.

Gelsin, farkındalık soruları.

Dünya da ne yapıyoruz?

Tekamül ve Tecrübe nedir?

Hayatın hedefi nedir?

Toplu halde yaşam ve tekamül ne anlama geliyor?

Realite nedir?

Realiteler, duyular yoluyla elde etmiş olduğumuz birtakım bilgilerin tipleridir. Bu bilgi tipleri kendi aralarında toplanırlar. Bu topluluk, bir ağacın büyüyüş şekli gibi giderek önce ana gövdeye, sonra dallara ve ardından yapraklara kadar dağılan bir dizi halindedir.

Bir insanın realitesi, yani gerçekliği nedir?

İnsanların realitelerini belirleyen faktörler nelerdir?

Tekamül realiteleri nedir?

Realite kademelerinin sağladığı imkanlar nelerdir?

Birleşik insanlık realitesi nedir?

Vazife bilgisi sezgisi realitesi nedir?

Seçme özgürlüğümüz var mı?

Seçme özgürlüğü ve bilgi nedir?

Dünya okulunun yöneticilerinin hedefleri nelerdir?

Bu kitap, okuyucuya, tekamül kavramını bambaşka bir bakış açısıyla sunuyor.

Tekamül, Ruhun Evrensel Yolculuğu okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

İki Dünya Arasında Bütünsellik Bilmecesi, Frederic Wiedemann

…Klinik psikoloji ruha karşı çıktığında iyileştirme yeteneğini de kaybetmiş olur.

Merhaba,

İnsan olmak, ilahiliğe giden yolun yarısında olmak demektir. Demek ki bizler iki dünya arasında kalmışız. Bu durumla ilgili olarak neler yapabileceğimiz sorusu, Dr. Wiedemann tarafından cevaplanıyor. İnsan maddesel yanıyla kişilik ötesi doğasını nasıl biraraya getirebiliriz? Yoksa, bu sorunun çözümü yok mudur?

Bu muammayı çözmeye en çok yaklaşmış olan düşünce ekolü, yirmi yıllık geçmişe sahip olan kişilik ötesi şuur hareketidir.

Dualitelik yaşamın baskın olduğu dünyamızda bütünselliği yakalamak zannedildiği kadar kolay bir iş değildir.

Her ekol, bütünselliği kendi disiplini içerisinde ele almış, değerlendirmiş ve psikolojik modeller şeklinde topluma sunmaya çalışmıştır.

Bu bilgilerin çoğu deneyselcilik, mantık ve sezgi ile elde edilmiş olmasına rağmen, bazı araştırmacılar insan varlığı ve bilhassa derin psikolojik kavramını daha özel ve metodik çalışmalarla ele alarak varlığın bütünselliğini meydana getiren asıl unsuruna, ruhsal yöne doğrudan yaklaşmak gereğini duymuşlardır.

Ruhsal yöne yapılan yolculuğun da pek çok yolu yöntemi mevcuttur. Bütünselliğe ancak ve ancak maddesel ve ruhsal dünyamızdaki gelişme ve bağlantımız oranında bütünselliğimizi yakalayabiliriz.

Bu kitap insanın derin psikolojisindeki ikilemi, iki farklı kesiti bilgilerini vermektedir.

Ruh ve Madde Yayınlarına ait İki Dünya Arasındaki Bütünsellik Bilmecesi Frederic Wiedeman ait eserden yine yeniden birçok şey öğrenerek, satırlar arasında yerini alacak.

Yeryüzünün giderek karardığı bu son zaman içinde, ruh bizim meşalemizdir, tanrılık potansiyelimizin taşıyıcısıdır. İnanıyorum ki, onu içkinlik ve aşkınlık arasındaki döngü olarak anlayabildiğimizde ve yaşayabildiğimizde, kabına sığmaz ve şuurlu bir yaşam sürdürebilmek için gereken en değerli anahtarı elde edeceğiz.

Kitabın amacı, bu fikrin doğuşunu sağlamaktır.

Sorular gelsin.

İçkinlik ve aşkınlık nedir?

En kaba haliyle soracak okursak: Nasıl hem bencil hem de benliksiz olabiliriz?

Kişilik ötesi ekolün önemi nedir?

Maslow ‘meta insan’ terimini ne için kullanır?

Süper şuur terimi sizler için ne ifade ediyor?

Kişilik ötesi psikologları modern psikoloji tarihinde Maslow’un tabiriyle “insan tabiatının uzak kıyılarına uzanmayı” araştırmalarının odak noktası haline getiren ilk kişilerdir. Bunun için saygınlığı hak ettiler. Fakat acaba kişilik ötesi olanla biraraya getirmeyi başarabildiler mi?

Büyük varlık zinciri nedir?

Mistisizmin bakış açısı nedir?

Kişilik ötesi psikolojide vizyonun gücü nedir?

Kişilik ötesi psikoloji, insan bütünlüğünün nasıl geliştirileceği sorusuna gerçekten bir cevap verebildi mi?

Kendi bilimsel bakış açısında kişilik ötesi psikoloji, yaşam için tek bir matris vizyonunu geliştirmektedir. Ancak böylesi cesur bir vizyonda bile yetersizlikler vardır. Kişilik ötesi uzmanlarının yararlandıkları bilimsel bakış açısı, hayatın birliği kavramını farklılaştırmayı hesaba katmaksızın geliştirme çabası içerisindedir. Bunun zararı çeşitli alanlarda görülmektedir. Bunlardan biri; Bohm ve diğer fizikçilerin, şuurun, kendi teorilerine nasıl uyum sağladığını bildirmeksizin yaşamın birliğini savunmalarıdır. Bir diğer örnek ise kuantum fiziğinin kişilik ötesi teoriyi desteklerken en çok örnek gösterilen bilim dalı tanımı gereği, sadece mikroskobik aleme uygulanabilir olması, deneyimlediğimiz makrokozmik dünyaya uygulanabilir olmamasıdır.

Evrenin herhangi bir parçası evrenin tümüyle ilgili bilgiyi içerir mi?

Panteizm nedir?

İlerleyici keşif nedir?

sağlıklı gelişim

açıklık

meditasyon

+ birkaç kişilik ötesi deneyim

———————————————

kişilik ötesi süreç

Bu denklem toplama hatası olabilir mi?

Marilyn Fergusan’un işaret ettiği gibi, kişilik ötesinin sembollerinin, zorlu bir ruhsal yolla karıştırabilmesidir. Zor elde edilen gelişmenin yerine bir yedek veya vekil olarak kullanıldığında bu “toplama hatası” ; sanki yeteri kadar beden dışı deneyim, hafta sonu atölye çalışması ve Budist mantrasını toplamak yeterliymiş gibi, kişilik ötesi süreç hakkında bir tüketici zihniyetini teşvik eder.

Kişilik ötesi süreç enteresan deneyimlerin bir bileşiği değildir. Kişilik ötesi süreç, toplamacı bir süreç olarak algılamak, zorlukları ve hatta tehlikeli boyutları görmezden gelmektir.

Sahici bir kişilik ötesi süreçte, kişi kendini birdenbire bilinmeyen bir aleme fırlatılıp atılmış halde bulabilir. Ya da ruhsal bir yolu izleyen birey, bazı değerlerin ve inançların kaybolmasına neden olan değişime ayak uyduramayabilir. Kişilik ötesi deneyim, bireyler psişik becerilerini olgunlaşmadan açtıklarında ve grotesk imgelerin baskınına uğradıklarında “insani” bir deneyim şeklinde bile ortaya çıkmayabilir. Koltuktan kalkmamak, fiziksel yolculuğun yapması gereken etkiyi nasıl mahvederse “toplama hatası” da, kişilik ötesi alemi gereğinden fazla rahat kılar; kişiyi, ölüm ve yaşam gerçekliğinin olduğu esrarlı bir dünyadan, kişisel olarak adanmaktan ve doğru guruyu kabul etmek yerine yanlış olanı benimseme tehlikesinden uzaklaştırır.

Kişilik ötesine bir tüketici zihniyetiyle yaklaşılmasını teşvik etmek, kişilik ötesi sürecin anlamını yitirmek tehlikesiyle karşı karşıya bırakır.

Meditasyon ve aşkınlık süreçleri takip edilmektedir ama ne için?

Bizler psişik gücün yıkıcılığı ile yapımcılı ile yapıcılığını birbirinden nasıl ayırt edebiliriz?

Bir kişilik ötesi etik olmalı mıdır?

Şuur hallerinde değişiklik yaratan maddelerin kullanımı, kişilik ötesi gelişme sürecinin neresine uymaktadır?

İyiyi kötüden nasıl ayırt eder hale geliriz?

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Sessizlik Öncesi Fırtına, Neale Donald Walsch

Bu zor ve korkutucu zamanda insanlıkla sevgi dolu ve sıcacık bir sohbet edebilseydim, insanların da can kulağıyla dinleyeceğini bilseydim, Onlara ne derdim?

Merhaba,

Oda Kitap‘tan indirimli aldığım kitaplarda bugün paylaşacağım Sessizlik Öncesi Fırtına, Neale Donald Walsch‘ın kitabı birçok insana içinde bulunduğumuz gerçeklik hakkında bilgi verecektir. Şimdi ve gelecekle iletişim kuruyor.

Dünya değişiyor ve hiçbir şey göründüğü gibi değil.

Konuşabilir miyiz?

Geleceğimizde korkulacak hiçbir şey olmadığını da bilmeliyiz, yeter ki hepimiz onu oluşturmak için üzerimize düşen görevi yerine getirebilelim.

Hayatın bizi oynamaya davet ettiği rolü görebilelim.

Türümüzün bir sonraki önemli evrimsel adımının gerçekleşeceğine işaret eden birçok ünlü kehanet var.

Geçmişe dönülüp bakıldığında, Hayat döngülerini öngörmenin çok güç olmadığını görürsünüz. Antik zamanlardan başlayarak, insanlar olayların belirli ritimlerini gözlemlemişlerdir.

Bilgeler sözlü tarihi dikkatli dinlemişler ve döngülerin izini sürmeye başlamışlardır. Bu gözlemleri gelecek evrelerin zamanlamasını tahmin etmek için kullanmışlardır.

Örneğin, Onondaga kehanetlerinde, bazı kaynaklardaki suyun içilemeyeceği bir zamandan söz edilir. Bunun büyük arınma olarak adlandırdıkları sürecin başlangıcına işaret ettiği ve insanların onları kuşatan yozlaştırıcı etkilerden arınmak için büyük bir çaba içine gireceği söylenir.

Ayrıca bunun, olup bitenleri anlayanlar ve bir arınma olarak bu sürece dahil olanlar için mutluluk verici, ama dünya görüşlerine, hayat tarzlarına sıkı sıkıya tutunmaya çalışanlar için muazzam bir ıstırap olacağı da söylenir.

Son dönem dünyamızda olup biten her şeyi de dahil edin.

Neden hiç kimse bunun nedenini sormuyor?

Çok az insan bunun yanıtı verebiliyor.

Bu olayları bilinçli bir biçimde yaratan “biz” olabilir miyiz?

“Kesinlikle evet” dediğinizi duyar gibiyim. Bunlara bilinçdışı davranışlarımızla sebep oluyoruz.

Yarattığımız şeyler neler, şöyle bir düşünün. İnsan sağlığını tehdit eden onlarca şey açıklandı. Kaçına uydunuz?

“Düşmanla karşılaştık ve o biziz.”

Benim için, şu an dünyanın yaşadığı pandemi örnekte olduğu gibi tam olarak ritüelin adını koymasam da bir nevi arınma. Yaşanılan olayların içinde geliştirici şeyler bulup, büyümenin mutluluğunu yaşamak gerekli.

İnsan kendi geleceği için neden bu denli kaygılı?

Yeni kültür öğenize neler eklemek istiyorsunuz?

Kesin olarak bildiğiniz bir şey varsa; bu nedir?

Yapmamız gereken şey, korku ve kaygı duymak, temkinli ve ürkek davranmak, sığınacak güvenli bir yer aramak, erzak depolamak ve bir mağara adamının hayatta kalma güdüsüyle hareket etmek ve dünyamızın bütün yapıları, kolaylıkları ve teknolojileri aynı anda çökerken çevremizdeki insanları yenilgiye uğratmak için çaba sarf etmek değildir.

Herkese kendi payımıza düşen rolü oynamazsak nelerin olabileceğini anlatarak insanlıkla sohbeti başlatabilirsiniz.

İhtiyaç duyduğumuz tek şey zihinsel bir devrim. Düşünce tarzımızı değiştirmemiz gerekmektedir.

Uzun zaman önce diyaloga geçtiğim Blog’dan iletişim kurarak, tüm yaşam ustalarını ve görüşümü paylaşırken ki amacımı, Neale Donald Walsch Sessizlik Öncesi Fırtına kitabında yeniden çerçeveleyerek okura aktarıyor.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Tekamül Yolu, Neale Donald Walsch

İçinin derinliklerinde aslında Kim Olduğunu biliyorsun. Hepimiz biliyoruz. Bu onu keşfetme meselesi değil, sahiplenme meselesi. O olma meselesi. Ve bunu yapmak aslında söylenenden çok daha kolay. Hepimiz Tekamül Yolu’ndan sadece bir karar uzaktayız. Bu karar, yeni bir rota arayan dünyayı derinden değiştirebilir.”

Merhaba,

Annemin tüm ihtiyaçlarını tamamladıktan sonra, bastonla soluğu marinada aldık.

Atıştırmalık bir şeyler ve çay söyledim. Çayımı içerken, denizin mavinin verdiği keyifle, Tekamül Yolu, kitabının satırlarında kayboldum.

Okuduğum diğer kitaplarından farklı olarak, yazar bu kitabında hangi konulara değiniyordu.

Yabancılaşma nedir? Ne zaman ortaya çıkmaya başladı?

Küresel tüketime neden bu denli destek olup, gereğinden fazla tüketiyoruz?

Kozmetik sektöründeki harcamalar bir parça durdurulabilse, açlık çeken ülkelere daha çok destek olunabilir mi?

Yanlış anlayışları benimsemek insanlığı nereye götürüyor?

Düşünen her insan elbette şunu bilmek isteyecektir: İşler nasıl bu hale geldi?

Cevap: Temel içgüdümüz olarak tamamen yanlış tanımladığımız bir şeye uymamız gerektiğini düşünüyoruz.

  1. yüzyılın ilk çeyreğinde, çoğu insanın hayatta kalmanın temel içgüdü olduğuna inanmaya devam etmesi çok etkili ve büyüleyici bir gerçektir.

Türümüz binlerce yıldır buna inanıyor ve çoğunluğumuz hala hayatta kalabilmek için gerekenlerin, neredeyse her politik, ekonomik ve toplumsal etkileşimde ilk olarak dikkate alınması gerektiğini düşünüyor.

Hayatta kalmak için kimseye zarar vermek istemiyoruz. Ama eğer gerekirse bunu duygusal ya da fiziksel olarak yaparız. Hayatta kalmaya devam etme konusunda kararlılığımızın sürekli önceliğimiz olması en büyük ironidir.

Bu şu anda hiç bu kadar üzücü olmamıştı; içinde olduğumuz Yabancılaşma sonucunda, dünya liderleri düzenli olarak bir diğerinin ülkesini yok edeceklerini beyan ediyorlar, hoşnutsuz ve bağlantısız insanlar masum insanları öldürüyor; korku ve öfke, en iyi defans mekanizması amaç ve eylemler olan bir türü keskin bir şekilde bölüyor.

Hayatımın imzası ne olacak?

Günlerimin ve gecelerimin ana motive edici unsuru ne olacak?

Var olma nedenim nedir?

Eylemlerim bunu nasıl vurgulayıp ortaya çıkartır?

İnsanın temel içgüdüsü, içimizdeki en iyinin kendiliğinden ifadesidir. Şiirsel olarak ‘Doğamızın Daha İyi Melekleri’ diye adlandırılan şeydir.

Ama Doğamız nedir? İnsan doğası, türümüzün gerçek doğası nedir?

Kim ve ne olduğumuza nasıl karar verebiliriz?

İnsan doğası evrimleşiyor mu, yoksa geriliyor mu?

Kültürümüz hangi yöne doğru ilerliyor?

Sizin gözlemleriniz ne söylüyor?

Farkındalık soruları peş peşe gelirken, umarım sorumluluğu alıp, doğru cevapları biran önce kendinizden alırsınız.

Kararlı olmak içinde bulunduğumuz gerçeklik için en büyük gereksinim.

Etrafınıza bakın…

Çok uzun süredir işe yaramayan şeyi tercih etmeye devam ediyor musunuz?

Zararlı olan şeyi giderek daha çok seçmeye başlamış olabilir misiniz?

Buraya büyümek için geldim. Buraya gelişmek için geldim. Buraya, doğumumla başlayıp, ölümümle biten bu ‘ömür’ süresinin ötesinde, ebedi bir yolculuk için geldim.

Hayatımdaki her seçim anını anlamsız olmaktan kabul edilebilir olmaya dönüştürmek için, ruhumun gündeminin, Şimdi dediğimiz her Altın Anda, Kim Olduğum‘a dair sahip olduğum en muhteşem vizyonun en üstün versiyonuyla, kendimi yeniden yaratmak olduğu konusunda net olmam gerekiyordu.

Diğer bir değişle, yaradılış. Sürekli yaradılış. Benliğin sürekli yaradılışı. (Bunun aslında gerçek anlamıyla kendini yaratmak olmadığını, en doğru formatta Kendini Anlamak olduğunu fark ediyoruz. Aslında kim olduğumuzu yaratmıyoruz, bir sonraki adımda kim olduğumuzu öğrenip, deneyimliyoruz.)

Günlük karşılaşmalarımı ve seçimlerimi yeni bir çerçevede bağlamlaştırıyorum, her ikisi de ebedi olan manevi kimliğimin ve manevi amacımın oluşturduğu çerçeve.

Okurla yazar arasına çok girmeden, kitabı buraya bırakıyorum. Doğamızı en üst seviyede deneyimlemenin nasıl olacağını yukarıdaki paylaşımdan okuyarak farkındalık kazanabilirsiniz

Psikospiritüel eğitim alan biri olarak, farkındalık adına Neale Donald Walsch rehberliğinde yeniden çerçeveleyecek öğrendiğim şeyler oldu.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Üstatlar İfşa Oluyor, K.Paul Johnson

Merhaba,

Dünyamız, biz evdeyken yenileniyor. Egzoz yok, çevreyi kirletecek varlık yok.

Peki, sizler bu sürede kendinizi yenileyecek neler yaptınız?

Dünya gibi fabrika ayarlarınıza dönebiliyor musunuz?

Mesela yeterince tüketebiliyor musunuz? Ya da yeterince tüketmeyi öğrendiniz mi?

Gelişiminize destek olacak neler yapabildiniz?

Yaşama tekrar adım attığınızda nelere dikkat edeceksiniz?

Farkındalığınız hangi noktada?

İnsanlar, evlerinde temizlik ve yemek yapıp, kitap okumuyorlardı sanırım. Hazır geliyordu tüm bunlar. Her şeyi yeni keşfetmiş gibi davranıyorsunuz. İlginç olanda bu durum… Kültürümüze, gelenek ve göreneklere baktığımızda kim olduğumuz ortada. Kimliğinizi mi unuttunuz? Yabancılaştınız mı, kimliğinize. Şaka gibi her şey. İnsanlığın idrak noktası en üzücü olan. Tahammülsüzlük diz boyu. Bu kadar korkunç bir durumda olduğumuzu düşünmek istememiştim. Fakat her yeni gün rekora koşuluyor.

BİLİNÇ DEVRİMİ ŞART…

İÇSEL İYİLEŞME için neler yapıyorsunuz?

Gelelim bana, sosyal medyanın karmaşasından ve algı oyunlarından uzaklaşmak iyi geldi. Hatta sahte iyilik hallerinden.

Okuduğum kitaba gelecek okursan. Madam Blavatsky‘nin birçok kitabını okudum ve sizlerle paylaştım. Kendisi hakkında araştırmalar sonucunda yazılan eserleri de okudum. Üstatlar İfşa Oluyor, kitabıyla bir yenisi daha eklenmiş oldu.

Bu harekete dair henüz kestirebileceğinizden çok daha fazlası var ve Teozofi Cemiyeti’nin çalışmaları dünyanın her yerinde gizlice dönen benzer işlerle bağlantılı… Bütün Kardeşlik ve şubeleri hakkında bir şey biliyor musunuz? Yaşlı Kadın açıklamalarında yalancılık, yanlışlık yapmakla suçlanıyor. “Soru sormazsan yalan da duymazsın.” “Bildiklerini anlatması yasak. Onu parçalara ayırabilirsiniz ama yine de bir şey söylemez. Hayır; bazı durumlarda insanları yanlış yönlendirme talimatı aldı…

Mahatma Morya

Kitaba bu yazıyla giriş yapıyoruz.

HPB’nin en memnun kaldığı Mahayana Budizm‘inde bulduğu spiritüel hakikat arayışı ve onu dünyaya vermenin yollarını bulmaktı.

HPB ustaların kardeşliğine benzediğini iddia etti. En aşırı durumlarda, Üstatlar İç Dünya Yönetimi, Büyük Beyaz Kardeşlik olarak görülürler. Gezegenin bu gizli yöneticilerine, iyicil planlarını her zaman tersine çevirmek isteyen kötü Kara Büyücüler karşı koyar.

1878’de HPB Olcott Teozofi Cemiyeti’ni Sotheran ve diğerlerinin tavsiye ettiği üzere, Mason tarikatı yapmayı düşünüyordu.

Sufizm’in-Tasavvuf’un Masonluk’la ilişkisini nedir?

HPB bir dönem İstanbul’a gelip, sufilerin yanında kalıyor. Kitabı okurken yazılanlar yukarıdaki soruyu oluşturdu.

Teozofi Cemiyeti’nin alenen açıklanan amaçları,

  1. Evrensel kardeşlik çekirdeği oluşturmak,
  2. Kıyaslamalı din, bilim ve felsefe çalışmaları yapmak, ve
  3. Doğanın gizli kanunlarını ve insanın özünde olan güçlerini araştırmaktı.

Ancak bu oybirliğiyle kabul edilmiş hedeflerin altında çeşitli gizli gündemler yatıyordu. Teozofi Cemiyeti’nin kuruluşunun arkasındaki Mason ve Gülhaç Üstatları HPB’yi Cagliostro’nun on dokuzuncu yüzyıl halefi olarak tanıtmayı amaçlıyorlardı. Asıl amaçları Batı Okültizm’ini canlandırmak ve doğmatik Hiristiyanlığa karşı çıkmaktı.

Üstatların olduğu iddia edilen yazılar kutsal yazıtlar sayılıyordu; almaya hazır olduğunda insanlığa iletilecek, dünya çapında gizli bir kardeşlik tarafından korunan edebi hakikatler olarak görülüyordu.

Aslında HPB’nin hayatı çeşitli gelenek ve milliyetlerin spiritüal hocalarıyla sürekli karşılaşmasını sağladı.

Kitabı okuduğunuzda ustaların yaşamlarına dair pek çok detayla karşılaşacaksınız.

İster Gülhaç, Kabalacı ya da Yogi denilsin, Ustalar her yerde Usta’dır, sessizdirler, gizlidirler, inzivaya çekilirler ve kendilerini hiçbir zaman tamamıyla ifşa etmezler.

“Bunun altında yalnızca insan doğası var. Ve de modern toplumun ve dinlerin insanları, para ve şeref peşinde koşmaktan daha yüce ve daha ulu bir şeylerle donatamaması. Bu başarısızlığı bir kenara koyun ve de modern spiritüalizimle insanların beyinlerinde üretilen fesatlığı ve tahribatı, o zaman esrarı çözmüş olursunuz.”

HPB Üstatlara dair yanlış fikirler edinilmesinde kendisinin sorumluluğunun fazla olduğunu belirtiyordu.

Madama Blavatsky hakikatlerin ortaya çıkmaması için her şeyi değiştirmişti.

Diğer önemli detay, Tibet. Her şey neden oradan çıkıyor olabilir? Başka bir kitapta bu sorunun, cevabını bulacağımı biliyorum.

Mahayana öğretisinin oluşumunu da diğer yazımda okuyabilirsiniz.

Günümüze baktığınızda çoğunlukla olaylar bu şekilde akıyor. Neyin gerçek neyin yalan olduğunu anlamak için iyice araştırma yapmak gerekli. Aktaranların anlatma şeklini hesaba da katıyorum. Bilgileri birbirinden ayırıp doğru olana ulaşabilirsek tabi…

“Yalnızca tek bir bilgelik vardır zira yalnızca tek bir hakikat vardır; ve o da ne Doğudan ne de Batıdan gelir, insanın kendisini tanımasıyla ulaşılır.”

Hakikat onun içinde ve onun aracılığıyla kendisini göstermezse kimse kimseye hakikatleri öğretemez. Yüksek sesle size hakikatleri gösterebileceğini iddia edenlerin peşinden gitmeyin, hakikatin kendisini arayın.”

HPB gizli Üstatlara hizmet etmekten kurtulduğunda kariyerinin en verimli dönemine girdi.

HPB kasıtlı bir şekilde kişisel tarihini gizli tuttu, 1889’da meydan okurcasına yazdı:”En iyi dostlarıma bile seyahatlerimin hikayelerini parça parça ve yüzeysel olarak anlattım, kimsenin özelliklede düşmanlarımın merakını gidermeye çalışmadım.”

Farkındalık adına kitaptan aldığım birçok bölüm var. Hepsini aktarmayarak sizlere de okuyacak bir şeyler kalsın istedim.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Reenkarnasyonun Kanıtları, Annie Besant

Merhaba,

Hayatın kestirmesi yok. Hangi bilgileri yaşam okulunda, öğrenmemiz gerekiyorsa, “insanlık deneyi“mini onun için gerçekleştiriyoruz. Herkesin kendi yolu. Bu nedenle yolunuzu anlamlı kılın…

Kitapta yer alan, Reenkarnasyon Kanıtları, bölüm 7’de yazan detayları ulaşması geren insanlar İçin yazmak istiyorum. Belki kafanızda oluşan soruların cevaplarını bulmuş olursunuz.

“Çeşitli türdeki bilgiyi özümseme gücü açısından insanlar arasındaki sıra dışı farklılıklar söz konusu olduğunda da aynı sonuca ulaşıyoruz. Entelektüel bir gücü olan iki kişiyi düşünün, bu kişiler aptal değiller, zekiler. İkisine de aynı felsefi sistemi anlatın. Biri onun ana prensiplerini hızlıca kavrarken diğeri onun karşısında pasif ve inert kalır. Aynı kişilere başka bir sistem anlatın; göreceli konumları terse dönecektir. Birinin bir düşünce formuna ‘eğilimi vardır’ diğerinin ise başka bir düşünce formuna. İki öğrenci Teozofi’ye ilgi duyar ve onu çalışmaya başlar. Bir yılın sonunda biri temel düşüncelere aşinayken ve onları uygulayabiliyorken diğeri bir labirentin içinde mücadele vermektedir. Birine sunulduğu anda prensipler tanıdık gelir, diğeri için ise bunlar yeni, anlaşılmaz ve gariptir. Reenkarnasyon’a inanan kişi, biri için öğretinin eski, diğeri için ise yeni olduğunu anlar. Biri çabuk öğrenir çünkü hatırlar, o sadece geçmiş bilginin üstünden geçiyordur; diğeri yavaş öğrenir çünkü sahip olduğu tecrübe doğanın bu gerçeklerini içermez, onları ilk kez büyük çaba harcayarak elde ediyordur.”

” Geçmiş bilginin böyle hızlı hatırlanması, sunulduğu anda bir gerçeğin gerçek olduğunu kavrayan sezgi ile yakından ilişkilidir. İkna olmak için yavaş bir tartışma sürecine ihtiyaç duymaz. İç inancı güçlendirmek için herhangi bir argümana ihtiyacı olmaması, onun belirgin özelliğidir. Bu inanç, gerçeği sadece algılamakla birlikte gelir. Onun gerçekliğini gösteren argümanlar diğerlerinin iyiliği için aranır ve toplanır fakat inanan kişinin kendisini tatmin etmesi için bunlara ihtiyacı yoktur. Kendisi söz konusu olduğunda bu iş daha önceden yapılmıştır, kendi geçmiş tecrübesini yapmıştır ve aynı yoldan tekrar geçmesine gerek yoktur.”

Umarım bu bilgi ve bilgiler amacım hakkında bilgi verebilmiştir.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Ölüm, Sonrası ve Reenkarnasyon, Annie Besant

“Bütün kutsal eylemler arasında, kendini bilmenin, (Ben’i bilmek yani Atma’yı bilmek) en yüksek eylem olduğu söylenir. Bu gerçekten de bütün bilimlerin en önde gelenidir, çünkü ölümsüzlüktür, ondan elde edilir.”

Merhaba,

Martı kitabının yazarı Richard Bach, Mavi Tüy isimli başka bir eserinde,

Tırtılın ‘dünyanın sonu’ dediğine,

usta ‘kelebek‘der…

Yaşam-ölüm ve ölümsüzlük hakkında konuşurlarken, açık olan bir pencereden bir kuş içeriye girer, salon boyunca bir tur atar ve gecenin karanlığına doğru geri uçar. Rahip, kraldan; kuşun salon içindeki uçuşunda insanın geçici hayatını görmesini ister. Bunun, hayatın salonundan geçen ruhu işaret ettiğini fakat önündeki yolun, gecenin karanlığı değil daha ihtişamlı bir dünyanın güneş ışığıyla aydınlanmış parlaklığı olduğunu, tüm inancıyla belirtir. Karanlığın içinden, Doğumun açık penceresinden bir insan hayatı dünyaya gelir; gözlerimizin önünde bir süre Yaşar, Ölümün açık penceresinden karanlığa doğru görüşümüzün dışına çıkar.

Annie Besant, ölüm sonrası aşamaları anlatırken, insanın yedili bölünmesinden bahseder. Eski hint metinlerinde sıkça geçen, farklı uygarlıklarda karşılığı bulunan ve Blavatsky tarafından Gizli Öğreti eserinde ayrıntılarıyla açıklanır.

Tanrı, ruh vermek için insanı, hayvanlar arasından seçti. Ruh; serbest, sade, maddesel olmayan, bileşik olmayan ve arzulu olmayan bir özdür. Bu gelişerek, bir melek haline gelir. Derin bilgeliği ve en yüksek olan zekasıyla ruhu maddesel bedenle birleştirdi.

Maddesel şeklini kaybeden yakınlarımızla beraberiz, hayatta oldukları zamana göre onlara çok çok daha fazla yakınız.

Çünkü saf tanrısal sevgi, sadece insan kalbinin bir ürünü değildir, onun kökleri sonsuzluktadır. Spiritüel kutsal sevgi, ölümsüzdür ve Karma er ya da geç, birbirlerini spiritüel bir sevgiyle sevenleri aynı ailede enkarne eder.

Sevginin kökleri sonsuzluktadır…

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Karma, Annie Besant

EBEDİ ÖZ’ü tarafından kontrol edilen düşünceleriyle hareket eden ve arzularının esiri olmadan, eylemlerinin meyvesinden vazgeçen o kişinin bedensel eylemleri artık günah barındırmaz.

Merhaba,

Lami Teksöz, Kökenlerimiz ve Ölüm Sonrası kitabında üzerimizdeki giysilerden bahsediyordu. Arzu (Kama) ve Akıl Kişisel Ruh bu katmanlardan.

Lami Teksöz, kitabın ilerleyen satırlarında, Annie Besant isminden ve eserlerini kaynak olarak gösteriyordu. Teozofi üzerine olunca, not almıştım. Oda Kitap aracılığıyla verdiğim iki sipariş kitap, geçen gün geldi.

Gün içinde tüm işleri bitirdikten sonra, çalışma saatinde kısa sürede bitirdim.

Araya annemle akşam saati güzel bir film bile aldık. Bella Brown Harikalar Bahçesi, yazarlık üzerine yazılmış. Ben, filmin okumasını yaptım, bahçe ve çiçeklerde anneme iyi geldi. Keyifle seyrettik.

Kitaba ve yazarı Annie Besant’a dönecek olursak.

Kendisi İngiliz yazardır. 1890’da Gizli Öğreti isimli eser üzerine bir yorum yazması istendiği sırada Teozofi Cemiyeti’nin kurucularından biri olan, Gizli Öğreti’nin yazarı Helena Petrova Blavatsky ile tanışır, böylece Teozofi Cemiyetine katılır. Blavatsky‘nin etkisiyle spiritüel konulara yönelir. 1907’den 1933’teki vefatına kadar Cemiyetin başkanlığını yapmıştır.

İnsanın iç dünyasında gelişen her bir düşünce, elementaller diyebileceğimiz yarı akıllı bir alemle işbirliği içinde aktif hale geldi. Ve insan aklının uzun ya da kısa süreçlerdeki beyinsel aktiviteleri sonucu yaratıcı zeka, bir “güç” ortaya çıkar. Böylece iyi düşünceler, faydalı güçler olarak sonsuza kadar miras kalırken, diğer taraftan kötü düşünceler de zararlı ve günahkar olarak yaşatılır.

Bu yüzden insan, kendi dünyasında mevcut fantezileri, arzuları, güç ve tutkularının ürünlerinden oluşturduğu ve onların yoğunluğuyla orantılı duygusal veya sinirsel tepkiler vererek, varlığını sürdürür.

Budistler buna “Skandha”, Hindular ise “Karma” adını verirler. Aydınlanmış, bilinçli insanlar düşüncelerini bu bilinçle şekillendirirken, diğerleri bilinçsizce şekil verirler.

“Karma dengeleme çalışmaları, bölümünde” yer alan satırları aktarmak istiyorum. Diğer bölümleri derinlere inmek istiyorsanız, kendiniz okuyarak, öğrenebilirsiniz.

Nesiller boyunca, sanatsal yeteneklerin geliştirilmesinde; bir özel yeteneğin ve hatta farklı farklı sanatsal yeteneklerinin geliştirilmesi için, Karma yasalarınca, uygun aileye yönlendirilmesi, eterik çifte hassas bir sinir sistemi inşa edilmesiyle ifade bulur.

Topluma hizmet eden asil bir kitap ya da bilgi veren bir kişiye yasa gereğince güçlü etmenlerle, doğruların yazılı ya da sözlü olarak yayılması için onun yükselen fikirleri vasıtasıyla zihinsel ve ruhsal olarak titizlikle yapılan yardımlar bu yasanın bir kanıtı olarak gelir.

Kitaplar sizi seviyorum… Doğru yolun ne olduğunu gösterdiğiniz için.

Dün ve önceki gün yeniden Tanrılar Okulu kitabını okudum. Farkındalıkla, 450 sayfanın her bir satırını. Dreamer‘ın borçlar İçin söylediği söz, “Geçmişten, bugüne tüm borçları ödeyebilir misin?

Yüzümde bir gülümseme oluştu. Genetik aktarım ile bu ağır borçların ödenmesi zor görünüyor. Fakat ne mi yapabiliriz? Kötü bir karmayla yaşamaktansa, neşeli bir kalp ile yüzleşmek, iyiliklere yönelerek dengeleyebiliriz. Alt akla, arzu ve tutkulara dikkat ederek. Ödenen her bir borç bize ödenecek daha az şey bırakır.

İnsanlık bunu öğrendiğinde, dünya olarak rahatlayabiliriz.

An‘ın tadını çıkarmanız dileğiyle. Sahip olduğumuz tek şey gibi görünüyor.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Kökenlerimiz Ve Ölüm Sonrası, Lami Teksöz

” Şimdi, geçmişin çocuğu; gelecekse şimdinin çocuğudur. Ey şimdi! Sen nelere sahip olduğunu bil, kendinin ne olduğunu bil.”

Merhaba,

Şu an neler yapıyorsunuz?

Alış veriş, yemek, egzersiz, bakım zamanınız, bittiyse, artık beyin kaslarını çalıştırma zamanı gelmiştir.

Her gün değişen hava durumu, ile aranız nasıl? Hava bir gün ısınıyor, diğer gün üşütüyor.

Haliyle, akşam olmuşken ve evde kalıyorken, yapılacak en güzel şey, bir yazarın yapıtına kulak vermek.

Kökenlerimiz Ve Ölüm Sonrası, Lami Teksöz teosofinin öncüsü Madam Blavatsky‘nin kadim Dzyan Kitabı‘na dayalı olarak 1888 yılında yazdığı Gizli Öğreti adlı eserdeki bilgilerin dilimizde ana hatlarıyla anlatmış.

Evrenin oluşumu ve evrimi, dünya ve insanlığın kökeni, yeryüzünde yaşamış kök insan ırkları hakkında tutarlı ve öz bilgiler sunuyor.”

Madam Blavatsky‘in hayatına dair, Gary Lachman‘ın yazdığı Madam Blavatsky, Modern Spiritüalizmin Anası okuduğum eserde bazı ayrıntılar dikkatimi çekti. Özellikle Blavatsky‘nin en yakın arkadaşı olan Albay ve 6 Mayıs tarihi. Tesadüf gibi gelmedi…

Yazarın, Teozofinin Anahtarı kitabından yaptığı alıntıyı da paylaşmak istedim.

Blavatsky, “Dünyamız Kederler Geçidi gibidir… Onunlu kasvetli girişi, hakiki aydınlığın vadisinden önce gelen alacakaranlığa doğru uzanır” Fakat kişi, bu yoldan (aslında yolun kendisi olmaktır bu) yürüyerek, “insanoğlunun özgürlüğü ve kurtuluş için savaşan ordunun askeri olacaktır.” Kişi bu yola, duygularından arınarak ve dinginlik arayışı ile çıkar, “bağrışlara, en az fısıltılara olduğu kadar sağır, feryatlar içindeki bir filin ağlamalarına, ateşböceğinin kulağa hoş gelen vızıltısı kadar ilgisiz.” Kişi esas olarak, bu dünyanın yanılsamalarını, yani maya’yı görmezden gelmeli ve kendi içinden gelen gerçek imgeleri aramalıdır. Ancak bunun gerçekleşmesiyle beraber, kişi, kendilerini kurtarmak adına başkalarının acılarını görmezden gelenlerin yolu olan “gözün öğretisi” ile diğerlerinin acısını kendi acıları gibi görenlerin yolu olan “kalbin öğretisi” arasında seçim yapabilir.

İnsanlığın neyi seçtiği belli. Bireysel seçimlerinizi bir ara yorum bölümünde iletirsiniz.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatmak amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre


*Dzyan Kitabı , insanlık tarihinin en eski el yazması kutsal metinlerden birisi. Ateşten, suyun ve küflenmenin iddia edilen ve zamanımızda bilinmeyen Senzar dilinde yazılmış olan tomarların bir bölümünden oluşmaktadır.

Tomarların malzemesi, yaşı ve kim tarafından yazıldığı bilinmemekte; kayıp Atlantis kıtasından kaçarak Orta Asya’ya yerleşen bilge kişiler tarafından yazıldığı tahmin edilmektedir.

Tibetli Gelugpa Lamaları tarafından muhafaza edilen ve toplam olarak 35 ciltten oluşan Kiu-Te adlı kitapların gizli tutulan ve evrenle insanlığın kökeni ve evrimi hakkında bilgi veren bölümleridir.

Sessizliğin Sesi, Helena Petrovna Blavatsky

Çabanın en küçüğünün bile iyi yönde ya da kötü yönde sebepler dünyasından yok olmayacağını öğren!

Geçmiş yaşamlarda söylenmiş sert bir söz yok edilemez, yeniden döner gelir…

“Biber ağacından güller doğmaz, tatlı yaseminin gümüş yıldızı ise devedikenine dönmez.”

Merhaba,

Hazlarımız ve arzularımız bize hiçbir şey öğretmez. Asıl olana varmamızın tek yolu yaşam deneyimlerimizdir. Bunların çoğu da acılardan, ızdıraplardan oluşur.”

Sessizliğin Sesi kadim ve meçhul Altın Öğütler Kitabı‘ndan alınmış metinlerdir. Özgürleşmenin ve aydınlanmanın iki yolunu özetler.

İlki kişinin kendisini, sadece kendi aydınlanmasına, özgürlüğüne adayan yol; diğeri ise sadece kendi aydınlanması değil , acı çeken tüm duyarlı varlıkların aydınlanmasına, kurtuluşa erişmesi için çaba gösteren kişilerin gittiği yol.

İkinci yol Budha‘nın öğretileriyle biçimlenen, varlığını oraya dayayan Bodhisattva yoludur.

Dün meditasyondan sonra kısa sürede bitirdiğim kitap. Sizler gibi bende dünyadan yeterince bilgi edindikten sonra, içsel dünyamda yol alabilmek için öğreniyorum.

Resimdeki diğer kitabı da şu an okuyorum. Madam Blavatsky‘ nin hayatını anlatıyor.

Bazı insanlar “ O kadın bir medyum değil miydi?” ya da “Bir sahtekar?” veya “Şarlatanın teki?” sorularını yöneltiyorlardı. Ancak onun kim olduğunu ve Batı düşüncesine katkılarını bilenlerin görüşleri daha farklıydı. Tıpkı ezoterizm Christopher Bamford gibi, onlar da Blavatsky’nin neden Marx, Nietzsche veya Freud gibi ” Yirminci yüzyılın kurucularından” biri olarak kabul görmediğini anlayamıyorlardı.

Söylenenlere göre Einstein masasının üstünde bile Madam Blavatsky’nin başyapıtı olan The Secret Doctrine’in okunmaktan yıpranmış bir kopyası bulunuyordu. Bazı teozofistler, Einstein’ın ünlü formülü E=mc2 nin bu ağır ve kalın kitabın içinden çıktığını iddia edecek kadar ileri gitmişlerdi. Böylesi bir iddiayı doğru kabul edebilmek, birçok insana güç gelecektir.

Teozofik bir deyiş olan “hakikatten daha yüce bir din yoktur‘un aksine HPB’nin hakikatin ne olduğuna dair ” Olsa olsa kısmi bir bilgiye ulaşabilir” açıklaması nispeten kolay olur.

Bazı insanlar bir bilmece olarak kalıp, açıklanamazlar. HPB’de tanımlara sığmayan bir duayen.

Bencillik yapmadan yaşadığımız her sürecin birbirimizi etkilediğini düşünerek yol almalıyız.

Sessizce yaşamı ve kendimizi izlediğimizde, yol boyunca hedefe varmadan önce, karşılaştığımız manzaraların öğretisi büyük. Kimseyi yargılamadan.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amacıyla.

Yazarlar sizleri okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre


Aydınlanmış olan birey, tüm insanoğlu kusursuzluğa ulaşana dek kendi kurtuluşunu veya Nirvana’ya ulaşmayı reddeder. “Uzunca kareler“in üzerine yazılmış ayetler HPB’ye tekrar tekrar söylenmiştir; onu ezberleyen HPB, daha sonra bunlardan bazılarını çevirerek Sessizliğin Sesi’nde yazmıştır. HPB’nin başyapıtı olan The Secret Doctirine gene garip dilde yazılmış olan Dzyan Stanzalar’nın devasa bir yorumudur.

Okuyan olarak zorlu satırlarda ulaşmanız gereken derinlikler olduğunu belirtmeliyim. Metinler oldukça karışık.

Ölümsüz Üstatların Yaşam ve Öğretisi, Baird T. Spalding

Merhaba,

2006 yılı, değer verdiğim üç insanı, birer ay arayla kaybettiğim, bir yıl.

Yıllar geçtikçe, acılar katlanarak artıyormuş, kanser hastalığı boyunca birçok acıyı daha deneyimledim.

O dönemde bir dost ile tanışmıştım. Görü yeteneği gelişmiş, kendini tamamen şifaya adamıştı. Geliştiren kitaplarda okuyordu.

Reiki‘yle o zaman tanıştım.

Yine birgün sohbetimiz sırasında, Ölümsüz Üstatların Yaşam ve Öğretisi kitap tavsiyesinde bulundu.

Akaşa Kitabevine, gidip raflarda kitabı bulma telaşım, araştırdıkça listeme eklediğim spiritüel kitaplar.

Kitabevi , o zamanlar Kadıköy’deydi. Şimdi orada mı, bilmiyorum.

Yazar ve bilim adamı Baird T. Spalding, bir grup bilim adamıyla Uzakdoğu’da yaptığı araştırma gezisi sırasında Ölümsüz Üstat ile karşılaşmasını, onlarla geçirdikleri yılları, bu sırada yaşadıkları olağanüstü deneyimleri anlatmaktadır.

Dün akşam, şifa çalışması yaparken birden iç ses kitaplara götürdü. Kitap üç ciltti. Gözümü kapatarak, birini seçtim.

Mesaj 3. Ciltten geldi.

Dua ederken, kendi ruhunuzun gizli odasına girin. Orada, içinizdeki Tanrı’ya dua edin…

Tanrı Kimdir? Bütün düşüncenizin üzerinde odaklandığı Tanrı nerededir?

Tanrı, dışınızda bulunan, sizin onu içinize getireceğiniz ve sonra dünyaya sunacağınız bir varlık değildir. Tanrı, kendi düşünce eyleminizle üretip canlandırabileceğiniz o güçtür. Bu gücün sizin içinizde ve tüm çevrenizde olduğu doğrudur, ama siz onu düşünüp onun var olduğunu bilene dek o hareketsiz kalır. Ancak siz onun var olduğunu bildiğinizde, o sınırsız bir biçimde sizin içinizden akar. Böylece, siz onu dünyaya sunarsınız ve dünya bu sunuşunuzdan yararlanır. Siz, her düşünce ve eylemin ardına Tanrı’nın yönetici gücünü, başarma gücünü koyarak bu başarıyı sunmalısınız. Şimdi siz bu başarıyı gerçekleştiren Tanrı’sınızdır. Bu sizin içinizde bulunan Tanrı’dır, tek ve gerçek Tanrı’dır. işte o zaman semavi ordular sizin emrinizi yerine getirmek için uçarak gelirler.

  1. Ciltte, beni bekleyen bir broşür vardı. Şöyle yazıyordu;

Sıra sizde.

Dile evrenden ne dilersen…

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizleri okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre


  • Bu dünyada öğrenci olmak iyidir. Denenecek ve öğrenilecek çok şey var.
  • Kendinizi şifalandırdığınızda, dünyayı şifalandırırsınız.
  • Önemli olan başınıza ne geldiği değil, onunla ne yaptığınız.

Sevgili Neval, kitap tavsiyen için teşekkür ederim.