“İsim Nedir Ki?”Ataol Behramoğlu

Merhaba,

“İnsan Nedir Ki?” sorusunun cevabını ustaların satır aralarında ararken, güne Ataol Behramoğlu’na ait şiirle devam edelim istedim.

Sezme yeteneğini geliştirip “İnsan Nedir Ki?”sorusunun cevabını belki huzur ve sakinlikte kendi içinizde de bulabiliriz.

Şiirle ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

İsim Nedir Ki?

İnsan nedir ki?
Bulutlara yazılır geçer.
Yüzüm nedir ki?
Akar suya çizilir geçer.
Ömür nedir ki?
Kurulur bozulur geçer.
Sevda nedir ki?
Dokunursun süzülür geçer.
Şiir nedir ki?
Sezilir geçer.
İnsan nedir ki?
Bir şeylere sevinir üzülür geçer.

Şiir Terapi, Nicholas Mazza

Gerçek şifayı kanatlarında taşıyan herhangi bir şiir, genellikle, yaratıcısını iyileştirdiği anlaşıldığı an tıbbi kariyerine başlar.

Robert Haven Schauffler

Merhaba,

Yazarak yaratan olarak sadece yazının tarihi değil, yazının psikoloji üzerinde etkilerini de araştırıyorum. Halen okuma, araştırma yolculuğu devam ediyor. Öğrenilecek ne çok şey var.

İnternetten sipariş verdiğim kitapların hem indirimli hem de kısa bir sürede ulaştırılıyor olması mutluluk verici.

KitapSever olarak kitapları okudukça, oluşan farkındalık satırlarının Blog okurlarına ulaşması da ayrı bir sevinç.

Şiir Terapi kitabıyla çok uzun zaman önce tanıştım. Benim gibi kitaplara dokunarak, koklayarak, her sayfasını parmaklarınızda hissetmek isteyenlerdenseniz, kütüphanede diğer dostların yanında yerini alsın istiyorsunuz.

Kitaptan paylaşmak istediğim bölüme gelecek olursak.

Edebiyat eserlerinin önemli bir bölümü duygusal dışavurumların fiziksel ve psikolojik sağlık üzerinde olumlu, duygusal tutukluğun olumsuz etkisi olduğunu göstermektedir. Travma sonucunda ortaya çıkan fiziksel ve ruhsal durumu geliştirmek için de yazılı ifadenin kullanımı, pek çok araştırmayla desteklenmiştir.

Jung, pek çok kavramı yeniden tanımlamıştır. Böylece bir tedavi yönteminden daha çok bir gelişim modeli yaratmıştır. Jung, ne sanata bir hastalık gibi bakmıştır, ne de sembolleri, birer semptom olarak değerlendirmiştir. Ona göre, üstü kapalı bir unsur olan sembol, bir sözün sahip olduğundan çok daha fazlasına sahiptir. Jung, bu nedenle sembolleri, bir nesnenin doğrudan sunumu olan iz’den ayırt etmiştir. Ayrıca, şiiri psikolojik analize tabi tutmak yerine, ona anlam kazandıran şaire sorumluluk yüklemiştir. Jung, dolaylı olarak tüm insanların şair olduğunu ve yaratıcılığın farklı unsurlarıyla eşsiz bir anlam sistemi dünyası geliştirdiklerini belirtmiştir. Whitmont ve Kaufmann analitik psikoloji bağlamında sanatı şu şekilde ele almıştır:

Genellikle sanatsal ürün, indirgemeci bir şekilde, sanatçının aile topluluğuna ya da çocukluk travmalarına dayandırılarak analiz edilir. Ancak ilham veren sanat, bunun çok ötesindedir: Hepimizde var olan sonsuz ve evrensel şeylerin bireysel ifadesidir.(...) Yaratıcılık, arketepik biçimlere, arketiplerin istilasına uğramadan, gerçekçi ve görülebilir bir ifade kazandırma yetisinin işe koşulmasını gerektirir. Sanatçı (...) nevrotik olduğu İçin değil; ancak ve ancak yaratıcı olduğu İçin üretir ve kendi içindeki güçlere karşı amansız bir mücadele verir. 

Adler şairin, bireyin yaşam tarzını anlama yeteneğine saygı duymuştur.

Şairlerin, içinde yaşadıkları ortamdaki etkinlikleri aracılığıyla kurdukları yakın ilişkilerde bütünüyle görünmez olarak kişisel yaşamları, davranışları ve ölümü gösterme yeteneklerine hayran oluruz. Bir gün, mutlak gerçeğe giden yolda sanatçıların, insanlığın gerçek liderleri olduğu anlaşılacaktır. Bireysel psikoloji anlayışına ulaşmamı sağlayan eserler arasında, peri masalları, Shakespeare ve Goethe doruk noktası olarak öne çıkar. 

Menü, Denemeler/ Şiirler’im sayfasından konuyla ilgili bilginin detaylarına ulaşabilirsiniz. Ayrıca yazdığım şiirleri okuyarak, sorulara cevap verme fırsatınızda olur.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Poetika “Şiir Sanatı Üzerine” Aristoteles

“Tragedyanın, ödevi uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla ruhu tutkulardan temizlemektir.”


Merhaba,

İlk kez Aristoteles’in değindiği “katharsis” kavramının Grekçedeki karşılığına koşut olarak temizlenme/temizleme, saflaşmadan hareketle “arınma” olarak Türkçeye çevrilmesi, edebiyatın katartik (arınma) işlevini de bir kuram olarak kaynaklara yerleştirmiştir. Poetika’daki “Tragedyanın ödevi, uyandırdığı acıma ve korku duygularıyla ruhu tutkulardan temizlemektir”görüşü, izleyen zamanlarda edebiyatın iyileştirici / sağaltıcı işlevi üzerinde hem eser üretme hem de düşünce geliştirerek yöntemler bulunması konularında yeni ufuklar açmıştır.

Poetika Aristoteles’in Platon’un taklitçi sanata dair eleştirilerine verdiği bir yanıttır. Günümüze yanlızca tragedya ile ilgili kısmı ulaşmıştır. Aristoteles, bu kısa ama öz metinde tragedyaya dair temel kavram ve ilkeleri tartışmaktadır.

Aristoteles Antik Yunan felsefesinin önemli isimlerinden Platon’un öğrencisi, Tiran Hermias ile Büyük İskender’in hocası, Lykeion okulunun kurucusudur. Ortaçağ’da Musevi ve Müslüman düşünürleri, Hristiyan teolojisini, özellikle de skolastik, düşünceyi etkilemiş, etkisi Aydınlanma Dönemi’ne, Rönesans’a ve Reform’a yayılmıştır. Klasik mantığındaki kurucusudur.

Aristo: Ortak iyiye giden yolu kararlaştırabilmemiz için hepimizden filozof- yurttaşlar olmamızı bekler. Şu anda olan bu değil. Toplumumuzu bir avuç insan platonik elit yönetiyor. Aristo’nun vizyonu, iyi bir toplumun temeli bu olduğundan, eğitimi çok daha fazla ciddiye almamızı, ona daha fazla zaman ve kaynak ayırmamızı bekler. Doğru eğitime erişemedikçe diye iddia eder, iyi hayatı gerçekleştirmek imkansızdır. Yaşam Koçum Aristo, Jules Evans

Kişisel gelişmek istiyorsanız, zamanda yolculuk yapın ve Atina Okulu’nda tam gün boyunca eğitim alın.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle

Yasemin Emre

Şiir Terapi, Nicholas Mazza

 

Merhaba,

Şiirin sahip olduğu terapötik güç antik çağdan bu yana bilinmektedir. Buna rağmen, şiir terapi şimdiye kadar tek bir kitapta kapsamlı bir şekilde ele alınmamıştır. Bunun yerine, şiirin önleyici ve tedavi edici yönüyle ilgilenen profesyoneller dikkatlerini iki yönden birine yöneltmiştir. Ya belli bir popülasyon üzerinde bir terapi olarak şiir kullanımının belirli yönleri üzerine yazılar yazmışlar ya da ilginç olmakla birlikte genellikle kapsam bakımından olan bilimsel makalelerinin niceliğini artırmışlardır.

Mazza, bir bilim ve sanat olan şiir terapiyi, kapsamlı bir müdahale alanı sağlayarak yeni ve yüksek bir boyuta taşımıştır. Ayrıca, dünden bugüne şiir terapinin tarihini ele almış ve alanın gelişmesi için önerilerde bulunmuştur.

Şiir Terapi, özellikle son 30 yılda bütün dünyada etkililiğini kanıtlamış ve geniş kesimlerce kabul edilmiş bir tedavi şeklidir. Alanının öncüsü ve hâlihazırda da lideri olan Dr. Nicholas Mazza tarafından kaleme alınan Şiir Terapi: Teori ve Pratik, şiir terapinin etkili uygulaması için birleşik bir model sunmaktadır.

Mazza, zengin klinik ve teorik bilgisiyle üç bölümde; uygulamanın yenilikçi, dışavurumcu ve sembolik yöntemlerinin ana hatlarını çizmektedir. Bu kitap, hem profesyonellere hem de şiir terapi, bibliyoterapi, yazma ve iyileşme ya da yaratıcı/dışavurumcu sanat terapilerine ilgi duyan herkese hitap eden alanında öncü bir kaynak niteliğindedir.

Şiir terapide ele alınan konular şunlardır:

  • Şiir terapinin şu ana kadar yazılmış en iyi tarihi
  • Şiir terapinin geniş kapsamlı araştırma temeli
  • Şiir terapinin birey, grup ve aile ile kullanımı
  • Şiir terapinin terapötik ve gelişimsel açıdan özel popülasyonlara (yaşlılar, şiddet mağduru kadınlar, ergenler ve çocuklar) yönelik kullanımı.

Okur, bu kitabı okuyarak yalnızca şiir terapinin genel bir betimlemesine değil; şiirle terapi sürecinin nasıl bir şey olduğuna dair bir fikre de kavuşur.

Nicholas Mazza alanın geçmişine, halihazırdaki durumuna ve gelecekte nasıl olacağına dair fikirlerini ayrıntılı bir şekilde anlatmıştır. Bu eser, yaşam yolunu bulmak için ilham ve rehberliğe ihtiyaç duyanlara yardım eden ve ruhsal yönden yardıma ihtiyaç duyanları iyileştiren bir sanat ve bilim olan şiiri bütünüyle kapsadığı İçin, literatüre bir yenilik sağlamıştır. Bu kitap çok lezzetli; tıpkı eğlenceli ve olgun bir çocuk gibi!

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle

Yasemin Emre

“Yaşadığımız her saniye bize bahsedilmiş birer MUCİZE” olsa gerek”William Shakespeare’

Hayatta yanlışların yerine doğruları koymak istediğinde,şunu anımsa:

Yapılacak ilk devrim insanın kendi içinde yapacağıdır.

Evet ilk ve en önemli devrim budur.

İnsan kendi hakkında bir düşünceye sahip değilken, ne istediğini, hayattan ve insanlardan ne beklediğini bilmiyorken,bir düşünce uğruna savaşmak ,yapılabilecek en tehlikeli şeylerden biridir.

Hayatını basitleştirme ve ucuz zevkler uğruna harcama onu.

Hayat ilkbaharda dağlardaki karların erimesi kadar çabuk sona erer.

Anlamadan bitiverir.

Yaşadığımız her saniye bize bahsedilmiş birer mucize olsa gerek.

O kadar ki,geri alınması ve tekrar yaşanması olanaksız.

Bunu bil ve her sıkıntılı anında bunu anımsa.

Hayat bir sevdadır… Onu yaşa!

Hayat bir hediyedir… Onu al!

Hayat bir bilmecedir… Onu çöz!

Hayat bir fırsattır… Onu yakala!

Hayat bir şarkıdır… Ona eşlik et!

Hayat bir bahçedir… Onu der!

Hayat bir iyiliktir… Ona karşılık ver! …

Kendine bir iyilik yap.. Herkese Gülümse

Çünkü…

Samimi bir sevginin yerini başka ne tutabilir bu hayatta…

Birine karşılıksız iyilik etmenin hazzını başka hangi şey yaşatabilir insana…

Hangi intikam daha güçlüdür kötülüğe iyilikle cevap vermekten…

İnsan yaşadıkça zaten, vazgeçemeyiz ki sevmekten…

Biliyorsun, küçücük bir tebessümle değişebilir bütün dünya bir anda…

Biliyorsun, insanlığımız büyüdükçe büyür iyiliğin sıcacık kucağında…

İyilik üzerine yazılar, hikâyeler, şiirler, öneriler, güzel sözler ve daha neler neler…

Hadi, kendine bir iyilik yap. Herkese Gülümse…

Sevgi’yle

Yasemin Emre