Asıl hizmet sağlıklı çevre koşullarını yaratmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak olmalı…

İnsanların beden ve ruh sağlığı içinde sağlıklı bir çevrede yaşamalarını sağlama görevi devlete aittir…

Merhaba,

Belediye Kanunu 38. Madde “m” fıkrasında “belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak” belediye başkanının görevleri arasında tanımlanmıştır.

Nitekim 1961 tarih ve 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesinde sağlık: “yalnız hastalık ve maluliyet hallerinin bulunmamasından ibaret olmayıp fiziki, ruhi ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali” olarak tanımlanmaktadır.

Sağlık hizmetleri ise: “İnsan sağlığına zarar veren çeşitli faktörlerin yok edilmesi ve toplumun bu faktörlerin tesirinden korunması, hastaların tedavi edilmesi, bedeni ve ruhi kabiliyet ve melekeleri azalmış olanların işe alıştırılması (rehabilitasyon) için yapılan tıbbi faaliyetler sağlık hizmetidir” şeklindeki tanımlamaları ile sağlığın salt beden sağlığı olmadığı, sağlığın beden, ruh ve sosyal bakımdan sağlık olarak bir bütün olarak ele alması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle sağlıklı yerlerde yaşayanların sağlıklı olabileceği yaklaşımıyla sağlık hizmetlerinin kentsel yönetimin ve planlamanın merkezine konulması kritik öneme sahiptir.

İnsanların beden ve ruh sağlığı içinde sağlıklı bir çevrede yaşamalarını sağlama görevi devlete aittir. Yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde belediyeler koruyucu, tedavi ve rehabilite edici her türlü hizmeti sunabilirler. Ancak, belediyelerin asıl hizmetleri sağlıklı çevre koşullarını yaratmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak olmalıdır.

Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, ………tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir.’’ hükmü ile de personel istihdam ederler. Ancak insan sağlığı hizmeti sunanlar için ‘’Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.

Çeşme‘nin nüfusu 2021 yılı başında 46 bin 93 rakamına ulaşmış. Özellikle bu sayı yazın katlanarak çoğalıyor. Bu nedenle hastane kapasitesi sağlık kurumu çalışan sayısı talebin ne kadarını karşılayabiliyor?

Bundan altı yıl önce, yaşamını İstanbul’da ikame ettiren bir vatandaş olarak; belediyelerin Evde Sağlık konusunda verdiği hizmetlerin oldukça kapsamlı olduğunu gözlemlemiştim. Bu bilgi ışığında Çeşme Belediye’sini arayarak yetkililere “Evde Sağlık hizmeti veriliyor mu? diye sorduğumu hatırlıyorum.

Evet, Çeşme Belediyesi Dr. Tayfun Aydemir Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni hizmete açtı… İçerisinde 2 adet Sosyolog, 1 adet Psikolog, 1 Fizyoterapist, 1 Fizik Tedavi teknikeri ve 2 adet hemşire ve 1 adet berberin bulunduğu Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde bir adet de Hasta Nakil Aracı da yer alıyor.

Uzm.Dr. Sefer Köstem, “Annenizin, Fizyoterapiste ihtiyacı var” demişti. Sağlıklı Yaşam Merkezini arayarak destek istedim. Desen Hanım telefonda gerekli notları alarak, hafta içi yönlendirme yapacağını söyledi.

Parkinson Hastaları İçin Egzersiz Neden Önemlidir?

Aktif olmak hem fiziksel hem zihinsel sağlığınız için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Egzersiz Parkinson Hastalığının ilerlemesini durdurmaz ama hayat kalitenizi arttırır. Egzersiz, Kaslarınızın esnekliğinde artış, Eklem hareketlerinde açılma, Katılıkta azalma sağlar.

Bu sabah saatlerinde Sağlıklı Yaşam Merkezinden gelen Dr. Turan Yaman , Ebru Sipahican (Sosyolog) Mehmet Çelebi (Fizyoterapist) hasta bilgilerini dinledikten sonra, önümüzdeki hafta programa dahil ederek hizmet verebileceklerini, ayrıca yine Parkinson Hastalığı yeme ve yutma sorunu yarattığı için Annemin beslenmesinin nasıl olduğunu gözden geçirdik. Diyetisyen hizmetinden yararlanmanın faydalı olacağını, Diyetisyenleri aracılığıyla hizmet alabileceğimizi de öğrenmiş olduk.

Öğleden sonra Sağlıklı Yaşam Merkezinden arayan Diyetisyen Utku Bey beslenme konusunda bilgi verdi. Yeniden çerçevelen bilgiyle satır arasında tekrar öğrenilmesi gerekenleri not aldım.

Teşekkür ederim…

Sağlık ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Kaynak

https://sosyalbilimlerdergisi.com

Sağlıklı Ve Mutlu Bir Yaşam Sırrı Ayurveda, Dr.Kulreet Chaudhsry ve Eve Adamson

Ayurvedayı ciddi bir hevesle anlamak isteyen herkes daha derin şifa için, adanmanın ve ilahi sevginin yüce gücünü idrak etmelidir.

Merhaba,

Annemin ihtiyaç listesinde yer alan ilaçları almak için eczaneye gitmişken, dönüş yolunda market ziyareti yaparak, eksikleri tamamlamak için raflara göz attım.

Kitap bölümünde %30 indirim olduğunu gördüm. Sağlık konusunda doğa ile uyumlu yaşamanın önemini keşfetmiş biri olarak, yaşam bilgisi kitabında yer alan konuları tekrar incelemek için satırlarda yürümeye başladım.

Bir süre sonra kitabın ne anlatmak istediğini anlayan olarak; enerjimizi nasıl yükseltmek gerektiğinin altını çizmenin gerekli hale geldiğini hatırladım.

Sağlık demişken, yaşam bilgisine danışmadan geçmek olmaz…

Ayurveda’nın Tarihçesi


Ayurveda, “yaşam bilgisi” ya da “yaşam bilimi” anlamına gelir ve dünyadaki en eski sağlık sistemidir. Ayurveda’nın kökenini bilmiyoruz ama efsaneye göre antik çağda Hindistan’da Tanrı tarafından insanlar için bilgeler aracılığıyla yeryüzüne indirildiği söylenir. Bu
bilgeler 5000 yıl önce Ayurvedik uygulamaları derin meditasyonla kazandıkları içgörüler ışığında daha da geliştirmişlerdir. Bu bilgeler sadece kutsal insanlar değil aynı zamanda doktordular. Ayurveda ortaya çıkış itibarıyla insan sağlığını tüm yönleriyle –yaşam süresini uzatma, hastalıkları tedavi etme, cerrahi müdahale, vücudu toksinlerden arındırma vs.— ve manevi yaşamı düzenlemek amacında olan kendi içinde bütün bir sistemdi.

Önceleri Ayurvedik uygulamalar sözle bir sonraki bilge nesle aktarılırdı. Daha sona başta Vedalar (İ.Ö, 1500-1000 yıllarında yazıldığı düşünülen ve dünyanın en eski kadim metinlerinden Hinduizm’in başlıca dört dini kitabı) olmak üzere yazılmaya başlandı.

Başta Ayurvedik Tıp ve Ayurvedik Cerrahi birbirinden ayrılmış ancak daha sonra birleştirilerek yaklaşık 1200 yıl önce üç ana Ayurvedik metinde örneklendirilerek anlatılmıştır: Charak Samhita, Sushrut Samhita, Ashtanga Hridaya Sanıl:itx Bu metinlerdeki ana konular fizyoloji, anatomi, hastalıkların nedenleri ve belirtileri teşhis ve bitkisel ve cerrahi yollardan tedavileri, reçeteler, hastalıklardan korunma yöntemleri, uzun ve sağlıklı yaşamın gereklilikleridir. Alt başlıklarda ise iç hastalıkları, kulak-burun-boğaz hastalıkları, toksikoloji, çocuk sağlığı ve hastalıkları, cerrahi (hariciye), psikiyatri, cinsel sağlık ve üreme tedavileri ve gençleştirme tedavilerine yer verilmektedir. Şaşılacak derecede geniş ve kendi içinde bütün bir sistemdir.

Günümüzde Ayurveda ile ne ilgimiz olabilir? Ayurveda gerçekten ilahi bir kayıttan mı gelmiştir? Elbette o ya da bu şekilde bunu kanıtlamak mümkün değil ancak Ayurveda’nın modern bilimle uyumlu olmadığını sakın düşünmeyin. Aksine binlerce yıl öncesi bilgelerin bildikleri çağlar boyunca yavaş yavaş bilim tarafından su yüzüne çıkarılmıştır. Ve hala modern bilim sağlığı koruyan, hastalıkları önleyen ve tedavi eden, kısacası “yaşamı dönüştüren” diye adlandırabileceğimiz bu sistemi takip etmeye devam etmektedir. Ayurveda temel yapısını koruyarak hala evrimleşmeye devam etmektedir.

“Gittiğim Ayurvedik doktorlar Hindistan’dan geldiklerinde durumu ağır olân hastalarımı onlara götürüyordum. Çoğu multipl skleroz (MS) Ve Parkinson hastasıydı. Bu buluşmalar sırasında ben de yanlarında bulunur, Ayurvedik doktorların hastalarımı nasıl değerlendirdiklerini gözlemlerdim. O zaman nasıl Ayurvedik doktor olunabileceği konusunda bir fikrim yoktu ama ne söyleyeceklerini merak ediyordum. Elbette doktorların ilk sorusu mide ve bağırsaklarla ilgili olurdu ve tedaviye sindirim fonksiyonlarını iyileştirmekle başlanırdı.”

“Şiddetli migren ağrıları çektiğim için o kadar şükrediyordum ki! Hasta olmanın ve dayanılmaz ilaçlar kullanmak zorunda kalmanın zorluğunu yaşamasaydım bugünkü gibi bir doktor olmayacaktım. Hayata çok güzel başlamıştım ama hikayem sağlığımızın ellerimizin arasından ne kadar çabuk kayabileceğini anlatıyor.”

Dr. Kulreet Chaudhary, aldığı modern tıp eğitimiyle Ayurveda arasında bir köprü inşaa eder ve bu bilgi birikimini, kolayca uygulanabilir şekilde okuyucuya sunar. Fiziksel ve bedensel bütünlüğümüzü dengede tutmak ve vücudumuzun sahip olabileceği en iyi haline gelmesinin yollarını bize gösterir.

Sağlıklı Ve Mutlu Bir Yaşam Sırrı Ayurveda, Dr.Kulreet Chaudhsry ve Eve Adamson kitabını taslak olarak buraya bırakıyorum.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

“Titre ve kendine gel..” Dr. James Parkinson

Merhaba,

Acının içinden zorlu dersleri öğrenerek, geçerken; büyük bir çınar ağacının gölgesinde durdum. Derin bir nefes aldım, bilgeliğinden beslenmek için, ellerimi gövdesine sarıp, kulağımı, kalbimi söyleyeceklerine açtım.

Ağacın, gövdesine dokunduğumda, yüzünde oluşan her çizgi, kelimelerin ardındaki her mesaj, verdiği enerji kendimi iyi hissettirirken, beraberinde birçok şey anlatıyordu.

Günlerce, gecelerce iletişim halinde kaldım. Anlayabilmek için bilgi sahibi olmak gerektiğinden, sessizce dünyasının içine dahil olup, yürüyüşe başladım.

Bir Yaşam Öyküsünü Okuma Sanatı”nı öğrenmek için kitaplardan insanları tanımada yararlanabileceğim bilgileri ediniyordum.

Her durak yaşama ve yaşanılan deneyimlere ait bilgi verirken, derine indikçe yaralar dikkatimi çekti. Işığın sızdığı bu yerden ellerime ulaşan nice hikaye olduğunu fark ettim. Babası, Annesi, Çocukluğu, Ergenliği, Kardeşleri, Evliliği yol boyunca her birini yakından tanıdım.

Anne, kız yolculuğumuz sağlam kurulan iletişimle bilgi transferini gerçekleştirirken, ileriye doğru hamle yaparak, şimdinin gücünden yararlanarak, gelecek diğer derslere doğru yürüyorduk.

Şakak bölgesindeki kanser yaralarına dokundum. Özenle, temizlediğim yaralara şifa üfledim. Nefesiniz yetiyorsa şifanın en etkili yolu…

Diğer bir ders olan Parkinson hastalığı. Bu hastalıkta en doğru yol hemen doktoruyla iletişim kurmak. “Neler yapmalıyız?” sorusunun cevabını bulmaya çalışmak.

Tüm dünya üzerinde halen 5 milyon hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde gerçekleştirilen birkaç çalışmaya göre hastalığın sıklığı diğer ülkelerle benzerlik göstermektedir ve tahminen 100.000 hasta olduğu düşünülmektedir.

Ülkemizde ve gelişmekte olan birçok ülkede en önemli sorunlardan birisi Parkinson Hastalığı belirtileri göstermesine rağmen hastaların tedavi için hekime ya da sağlık kuruluşuna başvurmamalarıdır.

Parkinson Hastalığının 10 erken belirtisi

  1. Titreme
  2. El Yazısında Küçülme
  3. Koku Duyusunda Kayıp
  4. Uyku Sorunu
  5. Hareket Etmede Veya Yürümede Zorluk
  6. Kabızlık
  7. Düşük Tonlu Konuşma
  8. Maske Yüz
  9. Baş Dönmesi Ve Bayılma
  10. Öne Eğilme/ Kamburlaşma

Parkinson Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?

Parkinson Hastalığının tanısı genellikle nöroloji uzmanları tarafından dikkatli bir sorgulama ve muayene ile konulabilir.

Ülkemizde mevcut ve yaygın bulunan beyin emarı ya da tomografisi gibi inceleme yöntemleri Parkinson ile karışabilen bazı hastalıkların dışlanmasında kullanılmaktadır ancak Parkinson Hastalığında şu anda bu incelemeler hastalığa özgü bulgu göstermez.

Parkinson Hastalığının her hastada farklı bir seyir ile ilerleyeceği unutulmamalıdır. Bazı hastalarda oldukça yavaş bir seyir ve yıllar içinde belirtilerde çok az artış olurken, bazı hastalarda daha hızlı ilerlediği gözlemlenebilir. Birçok Parkinson Hastalığı tipi vardır ve her biri farklı seyir özelliklerine sahiptir.

Parkinson Hastalığında Beyin Hücrelerinde Nasıl Bir Değişim Görülür?

Parkinson Hastalığı belirtileri beyinde substansiye nigra adı verilen hücrelerin ilerleyici bir şekilde kaybı sonucu ortaya çıkar. Bu hücreler dopamin adı verilen bir kimyasal üretirler ve bu madde beynin hareket ve koordinasyonla ilgili bölümlerinde görev alır. Parkinson Hastalığında bu dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu dopamin miktarı azalır. Beyinden vücuda nasıl ve ne zaman hareket edeceğine ilişkin mesajlar yanlış gitmeye başlar ve kişi hareketi başlatmakta ve kontrol etmekte güçlük çekmeye başlar. Hastaların çoğunda bu hücrelerin kaybı ile Parkinson Hastalığının tipik bulguları olan titreme, yavaşlar, katılık ve dengesizlik ortaya çıkar.

Dalgalanma Nedir?

Dalgalanmaların nedeni Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçların özellikle de levodopanın etki süresinin kısalması sonucu ilaç alındıktan belli bir süre sonra etkisini yitirmesi ile hastalık belirtilerinin geri dönmesidir. Hastalığın ilk yıllarında kullanılan ilaçlar gün boyu iyilik sağlarken ilerleyen yıllarda ilaçların etki süresi kısalmaya başlar. Ayrıca beyindeki hücre kaybının da devam ediyor olması dalgalanmalara katkıda bulunur. Hastanın iyi olduğu dönemler “açık” belirtilerin tekrar başladığı dönemler “kapalı”olarak adlandırılır.

“Kapalı” dönemin uzun sürdüğü pazar günü boyunca hızlı düşünen biri olarak neler yapılabileceğimi gözden geçirerek; geçen gün alış veriş esnasında gördüğüm tabelanın ışıkları beynimde bir anda yandı.

Yaşamın mesajlarını toplayarak, birkaç adım ileride arka sokağımızda bulunan Nörolog levhasının önünde buldum, kendimi. Pazar günü olduğu için, yazmanın uygun olduğunu düşünerek iletişim kurdum. Anında cevap geldi.

Ertesi gün Pazartesi sabahı evde ziyaretimize gelen Uzm. Dr. Sefer Köstem muayene ederek, Annemin durumu hakkında bilgi verdi.

Doktor kontrollerinin amacı, Parkinson belirtilerini azaltarak günlük yaşamını normal olarak sürdürmesini sağlamaktır.

Teşekkür ederim…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Gençlikte yaşlılığa ömür ayırmak gerekir…

Yaşlanmak dağa tırmanmaya benzer: yükseldikçe yorulursunuz, nefesiniz daralır, ama görüşünüz genişler…

Merhaba,

Yaşlanma ve yaşlılık karmaşık bir olgudur. Biyolojik olarak yaşlılık moleküler ve hücresel düzeyde meydana gelen bir dizi hasarın birikimidir. Bu hasar geçen yıllar içinde fizyolojik kapasitenin azalmasına, çeşitli hastalıkların riskinin artmasına yol açarak bireyin kapasitesinde azalmaya neden olur. Ancak değişikliklerin yaş ile ilişkisi oldukça zayıftır; yaş ile doğrusal (lineer) olarak artış göstermez. Bu nedenle örneğin 70 yaşındaki bir kişi fiziksel ve mental olarak aktif bir yaşam sürebilirken, bir başkası temel yaşam gereksinmelerini karşılayabilmek için önemli tıbbi destek gereksinimi içinde olabilir. Yaşlanma süreci rastgele (random) olarak cereyan eder; bireylerin yaşlandığında hangi konumda olacağını önceden bilmek mümkün değildir. Bununla birlikte çeşitli çevresel faktörler ve bireysel özellikler bu süreç üzerinde etkili olabilir.

İlerleyen yaş ile birlikte organizmada çok sayıda fizyolojik değişiklikler meydana gelir ve kalp ve solunum hastalıkları, kanser, diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıkların riski artar. Fizyolojik değişiklikler ve hastalıklar da rastgele olarak ortaya çıkar. Ayrıca ortaya çıkan sağlık sorunlarının ağırlığı ve kontrol altına alınabilmesi bakımından da yaşlı bireyler arasında önemli farklılıklar vardır.

Yaşlılıktaki sağlık sorunları ile ilgili önemli bir husus, bir kişide birden fazla kronik hastalık olmasıdır (multimorbidity). Bu durum yaşlıların bakım ve tedavilerinin değişik uzmanlık alanlarının işbirliği ile yapılmasını gerekli hale getirir. Ayrıca farklı hastalıkların ve bu hastalıklar için yapılan tedavilerin birbiri ile etkileşimi sorununa neden olabilir.

Yaşlıların sağlık sorunlarının tam olarak belirlenmesi ile ilgili bazı güçlükler vardır. Yaşlıların hastalıkları hemen daima kronik hastalıklar olduğundan hastalık yavaş gelişir, sinsi seyir izler. Yaşlıların önemli bir bölümü bazı sorunlarını “yaşın gereği” olarak değerlendirdiği için bu nedenle sağlık kuruluşuna gitmeyebilir. Kimi zaman da yaşlı birey kendi başına sağlık kuruluşuna gitmeyi başaramaz. Bu durum özellikle yaşlı kadınlar açısından önemlidir. Yaşlı kadınların önemli bir bölümü yalnız yaşayan kişilerdir; yaşlıyı sağlık kuruluşuna götürecek kimsenin olmadığı durumda çoğu yaşlının sağlık sorunu bilinmez. Bu nedenle yaşlıların sağlık sorunlarının saptanması için sağlık hizmetleri bu sorunları aktif olarak tespit etmek durumundadır. Bu amaçla yaşlılar belirli aralıklarla muayeneye davet edilmeli, sağlık durumları değerlendirilmelidir.

Yaşlanma bireylerle ilgili bir durum olmakla birlikte yaşlı nüfusunun artması toplumsal bir konudur. Bu nedenle yaşlılık sorunlarının çözümünün de toplumsal düzeyde olması gerekir. Bu amaçla yapılması gereken başlıca uygulamalar sizce nelerdir?

İnsan yaşamının uzaması ve yaşlı kişi sayısının artması sonucunda yaşlı bireylere uygun hizmet ve bakım sağlayabilmek amacı ile ülkemizde hangi hizmetler veriliyor ?

Üç yıl önce Evde Sağlık Hizmetiyle tanıştım. Gelin hangi hizmetler veriliyor, beraber gözden geçirelim…

Evde Sağlık” ne demek?

Evde sağlık hizmetinin amacı; bireylerin muayene, tetkik, tahlil, tedavi, tıbbi bakım ve rehabilitasyonlarının evinde ve aile ortamında sağlanması, bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin bir bütün olarak birlikte verilmesi için Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumları bünyesinde evde sağlık hizmetleri birimleri kurulması, bu birimlerin asgari fiziki donanımı ile araç, gereç ve personel standardının ve ilgili personelin görev yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, iletişim, uygulanacak randevu, kayıt ve takip sisteminin tanımlanması ve uygulamanın denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenerek evde sağlık hizmetlerinin sosyal devlet anlayışı ile etkin ve ulaşılabilir bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır.

Annemin kronik rahatsızlıkları için kontrol zamanı gelmişti. Geçen hafta Cuma günü, Sağlık Bakanlığından ambulansla nakil işlem onayını aldıktan sonra; Çeşme Devlet Hastanesinin koridorlarında Evde Sağlık Ekibinden Mazlum Bey’in yardımıyla sedyeyle yürümeye başladık.

Sağlık sistemindeki sorunların faturası sağlık çalışanlarına kesiliyor… Sağlık çalışanları kendini tükenmiş hissediyor.

Evde Sağlık Biriminde nakil işlemi sırasında hastanın taşınması sorun haline geldi. Çünkü çalışan ekibinde zamanla sağlık sorunları oluşuyor. Hastane yönetimi ambulansta bulunması gereken kişi sayısını mevzuat kurallarına göre gözden geçirip iyileştirme çalışmalarına başlaması gerekli.

“Hasta ve Hasta Yakınına Yaklaşım Eğitimi” tüm sağlık çalışanlara periyodik olarak verilmeli.

Ayrıca, hastanın taşınma kurallarına göre nakil işleminin yapılması, hastanın hem ruh hem de bedensel sağlığı için olumlu yönde olacaktır.

Bütün spiritüel sistemler nezaket, sabır, şefkat ve çıkar gözetmeyen veya koşulsuz sevgi erdemlerini geliştirmenin önemini vurgular…

Dahiliye, Nöroloji, Ortopedi bölümlerinde yolculuğumuz devam ederken, gereken tetkikler gözden geçiriliyor, kronik rahatsızlıkları için yapılması gereken tetkikler tek tek not alınıyordu. Beyin tomografisi, batın ultrasonu, film ve kan tahlili

Kan tetkikinde Hemoglobin değerinin 7 olduğunu öğrendik. Özellikle spesifik rahatsızlar varsa, ağızdan alınan kan ilaçları vücutta kalıcı bir etki yaratmıyor.

Hemoglobin nedir?

Hemoglobin, solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Eritrositlerin içerisinde bulunur. Oksijeni +2 değerlikli demir içeren hem molekülleri ile bağlar. Başlıca sentez yeri eritrosit üretimi sırasında kemik iliğidir.

Hemoglobin düşüklüğü ne demek?

Eğer HGB seviyeniz normalden düşük ise bu kırmızı kan hücre sayınızın az (anemi) olduğu anlamına gelir. Bunun nedenleri arasında vitamin eksikliği, kanama ve kronik hastalıklar bulunabilir. Hemoglobin eksikliği yorgunluk, baş dönmesi veya nefes darlığı gibi belirtilere neden olabilir.

Dahiliye Polikliniğinden Uzm.Dr. Şeyhmus AKOPLOĞLU, Hemoglobin değerinin yükselmesi için iki ünite kan verilmesinin ve bu işlemler içinde Annemin hastaneye yatırılması gerektiğini belirtti.

İkinci onayı da İstanbul’dan her süreçte destek veren Nörolog Özlem Aral Arpat kan tetkiklerine bakarak verdi.

Hafta başı hastanenin ikinci katında Palyatif bölümünde Annemin yatış işlemi gerçekleşti. Peki bu süreci takiben neler yapılması gerekiyordu.

Yaşlılarda uygun damar yolunu bulmak oldukça zor. 8 ya da 9 denemeden sonra uygun damar bulundu. (Yaşlılarda , damar yolu bulma konusunda anında hizmet verebilecek uzman birine ihtiyaç var.) Kan değerleriyle eşleşecek kanın laboratuvar çalışması yapıldıktan sonra öğleden sonra saatlerinde kan verilmeye başlandı.

Annemi seyrederken, hastane içindeki sesler dikkatimi çekti. Hatırlar mısınız, eskiden hastane koridorlarında “sus işareti yapan hemşire” resmi vardı . Resim olmayınca insanlarda hastanede sessiz olmaları gerektiğini unutuyor olmalı. Bizlere mutlak bir uyaran lazım. Çünkü nerede ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz, bilsekte hatırlamakta istemiyoruz.

Ayrıca Palyatif bölümünün amacı da pek anlaşılamamış gibi…

Palyatif bakım, mevcut hastalıkları nedeni ile tam olarak iyileşemeyen veya yaşam sonunda desteğe ihtiyacı olan hastalara yardım etmeyi amaçlayan bir tıp alanıdır. Aynı zamanda ‘destekleyici bakım’ olarak da bilinir. Hastanın acı çekmesinin giderilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasına odaklı bir bakım şeklidir.

Anlayacağınız bölüm sorumluluğu yine hasta yakınlarında.

Sağlık Kurumları üzerine düşen içsel ve dışsal gedikleri iyileştirmek için biran önce çalışmaya başlamalı, gerekli denetimleri gerektiği şekilde yapmakla yükümlü olmalıdır. Ancak sağlık konusunda değişim bu şekilde mümkün olur.

“Türkiye’de yaşlı nüfus yıllar içinde artmaktadır…” Hatırlatmasını yaparak, Annemle yolculuğumuzda destek olan saat kaç olursa olsun, hafta içi , hafta sonu zaman ayırıp yazılı, sözlü destek olan tüm doktorlara teşekkür ederim.

Hipokrat Yemini ya da bilinen adıyla Hipokrat Andı, hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının mesleklerini onurla uygulayacaklarına dair tarih boyunca ettikleri yemindir…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

“Kendinizi Aç Bırakmadan” Kanseri Aç Bırakmak, Jane Mclelland

Ölümcül bir hastalığa yakalanmıştım ve içimdeki korkuyu bastırmak için sürekli eylem halinde olmaya çabalıyordum, ama teşhisimin gerçekliğinin geri dönmesi çok sürmüyor ve uzun bir süre benimle kalıyordu.

Jane Mclelland

Merhaba,

Kontrol zamanı gelmişken, tetkik sonuçlarını beklerken, geçen gün alış veriş esnasında raftan göz kırpan “Kendinizi Aç Bırakmadan” Kanseri Aç Bırakmak, Jane Mclelland’in kitabını mücadele edenler için alternatif bilgi olarak paylaşmak istedim.

Geriyi görme aynasına uzunca baktım. Kanser teşhisi konduğunda insanın ne kadar yalnız ve soyutlanmış hissedebileceğini iyi biliyorum.

Kansere yakalandığımı öğrendiğimde, 36 beden, 55 kilo, egzersiz yapan, yiyeceklerine dikkat eden biriydim. Sebze ağırlıklı besleniyordum. Hayatımda, yağ, karbonhidrat ve şeker yoktu.

Altı yıldır kanserle mücadele eden biri olarak; beslenme şekline dikkat ederek, egzersizleri hastalığın izin verdiği ölçüde yapma azmi gösterdim.

Geçen yıllar içinde kanserin öğrettiği en önemli şey nasıl bir enerjiyle mücadele ettiğiniz. Eğer bir insanı tanımak istiyorsanız, mücadele ettiği şeyi anlamanız yeterli…

Önce, biraz geçmişten bahsedelim…

1924 yılında Otto Warburg, tüm kanser hücrelerinin bozulmuş bir metabolizmaya sahip olduğunu keşfetti ve 1931’de bu keşfi için kendisine Nobel Fizyoloji Ödülü verildi. Kanser hücrelerınin enerji için besinleri kullanma şekli ilkelleşiyordu. Warburg, habis hücrelerdeki mitokondrilerin (güç merkezleri) düzgün çalışmayı bıraktığını ve enerjinin hücre sitoplazmaşında üretildiğini kaydetti; atmosfer anaeröbik iken (oksijensiz olduğunda) hücrenin nasıl çalıştığına isyan ediyorlardı. Warbuh aslında sadece kısmen haklıydı. Kanser hücresi, enerji ihtiyaçlarını korumak işin diğer yolaklar (geçiş yolları) da oluşturabilir ve bunlara normal oksidatıf fosforilasyon yolu dahildir.

Bu anormal metabolizma çok miktarda glikoz ve glutamin (bir aminoasit) gerektirir ve ayrıca lipid (yağ) metabolizmasında bir artış yaşanır. Son derece inanılmazdır ki araştırmacıların bunu fark etmeği ve Wartburg Etkisi‘nı bir kanser göstergesi olarak kabul etmesi sadece 2011 yılında gerçekleşebildi. Daha da kötüsü, somatik (gen) teorı, tıp camiası tarafından kanserin tek itici gücü olarak kabul edilmektedir. Öte yandan, tamamlayıcı tıp doktorları Warburg‘u asla unutmadılar.

1950’lerde, hücrenin genini ve hücre döngüsünü hedefleyen kemoterapi ve radyoterapi kullanımı ile onkoloji alanı ortaya çıktı. 1960’larda p53 geninin birçok kanserde rol oynadığı keşfedildiğinde, bu genetik yaklaşım daha da güçlendi. Kabul edilmeyen şey ise p53’ün metabolizmayı etkilediği ve glikolizi (şekerin enerji için parçalanması) ve glutaminolizi (glutaminin enerji için parçalanması) artırdığı idi; tıpkı ana genetik mutasyonların çoğunda olduğu gibi (örn. BRAF, c-MYC). Bu metabolik değişiklikler daha fazla mutajenik değişikliği tetiklemektedir.

Kanser, genetik bir bileşen, metabolik bir bileşen ve anormal hücre sinyali içerir. Şu anda, ana akım onkoloji sadece genetik bileşeni tedavi etmektedir; sadece anormal hücre bölünmesine ve mutasyona uğramış genetik hedeflere odaklanılmaktadır. Gerçi kısa bir süre önce bağışıklık kontrol noktalarını hedefleyen kısa süreli başarıyla da olsa ilaçlar da onaylanmıştır.
Daha az anlaşılan şey ise metabolizmanın bu genetik yaklaşımlarla bütünleştirilmesinin, ilaç direncini genlerin mutasyona uğradığı ve kemoterapi veya immünoterapiye dirençli olduğu yaygın bir durum tersine çeviren diğer kanser tedavilerini de geliştireceğidir.

Hücre çekirdeği (yaşam kodu olarak görülen DNA’nın çift helezonu) üzerine yapılan araştırmalar ve genomun kod nun İnsan Genomu Atlası Projesi aracılığıyla çözülmesi, tüm cevapları ortaya çıkarmayı amaçlamıştı. Bunun yerine keşfedilen tek şey, mutlak bir karmaşadan ibaretti. Kansere herhan bir genetik cevap yoktu. Bununla birlikte değişen metabolizma, artan glikoz ve/veya glutamin alımının tüm kanserler yaygın olduğu bulunmuştu.

Kanser hücrelerini aç bırakmak artık kanser ve ilaç araştırmalarının “yeni moda” ilgi alanı haline geldi; her ne kadar ucuz, endikasyon dışı ve oldukçu etkili çözümler zaten mevcut olsa da.

1970’lerde iki farklı görüş grubu ortaya çıktı: alternatif ve geleneksel. İkisi arasındaki savaş giderek daha da büyüdü ve şimdi her bir grup, diğerinin hatalı olduğunu söylüyor. Bu durum, zavallı hastayı şaşkına çeviren gereksiz bir heyecan değildir de nedir? Hasta kimi dinlemeli ve ne yapmalı? Onun tek istediği iyileşmek iken şimdi hem kafası karışmış hem de korkmuş bir haldedir!

Gerçekte, her iki yaklaşım da ideal değil. Hastalar düzenli olarak aşırı tedavi ediliyorlar ve çok fazla kemoterapi ile zehirleniyorlar. Ayrıca, önerilen diyetler, kendi başlarına kullanıldığında nadiren işe yarıyor; çoğu hasta bunları takip etmekte zorlanıyor.

Jane Mclelland ise lisanslı bir fizyoterapist olarak çalıştı. Şimdide kanser hastalarıyla ilgili sosyal medya hesaplarından takipçi toplayarak yardımcı olmaya çalışıyor.

Jane Mclelland kanserin çaresini mi buldu?

Kanseri gerçekten açlıktan öldürebilir miyiz?

Kanserin çaresi zaten mevcut mu?

Hangi “endikasyon dışı” ilaçları ve takviyeleri almalısınız?

Ketojenik diyeti denemeli misiniz?

Oruç tutmalı mısınız?

Yağ güvenli midir?

Ne kadar ve ne zaman egzersiz yapmalısınız?

“Kendinizi Aç Bırakmadan” Kanseri Aç Bırakmak, Jane Mclelland’ın kitabını soruların cevabı ve daha fazlasını öğrenmeniz için buraya bırakıyorum.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlar bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Görmenin Önemi!

İnsan duyuları çevresiyle temasından ibarettir. … Bunlardan en önemli duyu organlarımız gözlerimizdir. Görme yoluyla tüm izlenimlerin %80’ine kadarını algılarız. Ve tat veya koku gibi diğer duyular çalışmayı durdurursa, bizi tehlikeden en iyi koruyan gözlerdir.

Merhaba,

“Hayatı gözlemlemenin öğrettikleri” bir önceki yazıda yerini alırken; gün içinde çekilen yaşamın fotoğrafı, bilimden alınan destekle yazıya dönüşüyor. “Görmenin önemi” yazının başlığını oluşturuyor.

On gün önce görme alanında uçuşan cisimler veya küçük beneklerin sayısı fazlalaşırken, göz de bulanıklaşma arttı. Görme alanı boyunca hareket eden siyah bir perde veya gölge ya da görmede azalma başladı. Yan görüşte ışık çakmaları vardı . Özellikle karanlıkta ışık çakmaları artıyordu.

Çoğu insanın AVD geçirdiğinden haberi yoktur.

Birincisi kural; DİKKATLİ OL! spesifik bir rahatsızlığın varsa gecikmeden uzmana görün. Bu belirtiler normal olabilir öte yandan retina yırtılması veya retina dekolmanı geçirdiğiniz anlamına da gelebilir. Siz aradaki farkı anlayamazsınız ama göz doktorunuz anlar

Bayram ertesi yoğunluğun bilincinde olan vatandaş olarak, bir gün ertelemeyle öğleden sonra hastanede yerimi aldım. Belirttiğim gibi kanser hastalarının önceliği olduğu için randevu sırasını ona göre veriyorlar.

Çeşme’nin 46.394 kişilik nüfuzu yaz ayında 1 milyon kişiye ulaşınca, kapasite ister istemez zorlanıyor. Özellikle sağlık sektörü çalışanları yükselen kapasiteye hizmet vermek için var gücüyle çalışıyor.

Gelelim, göz kontrolünde neler yapıldı. Göz damlası ile göz bebeği genişletildi. Yarım saat bekledikten sonra tekrar muayene odasına girdim. Sonrasında göz özel aletler ile detaylı bir şekilde muayene edildi. Sevindirici haber retinada yırtılma yoktu.

Gözküresinin içi, adına “vitreus” denen saydam bir jel-sıvı ile doludur. Sıklıkla, yaşın ilerlemesi ile birlikte, vitreus sıvısı jel kıvamını kaybeder ve büzüşür. Bu büzüşmeyle birlikte vitreus, gözün arka duvarından ayrılır. Bu ayrılma olayına “arka vitreus dekolmanı” adı verilir.

Göz doktoru reçete yazdı. “Vitreus jel dokuda meydana gelen büzüşme ve liflenme geçmez, damlalar bir süre rahat etmeni sağlar” dedi.

04.01.2022 tarihinde yazıyı revize ediyorum. İzmir, Medicana hastanesinde rutin kontrol esnasında göz doktoru muayenesi de oldum. Önce göz ölçümü yapıldı. Opt. Dr. Berna Şahan’la gözümle ilgili yaşadıklarımı paylaştım. Yeni bir gelişme olarak sağ gözümde bulanıklaşma meydana gelmişti. OCT (göz tomografisi) istedi. Optik koherens tomografi (OCT), gözün arkasını kaplayan ışığa duyarlı doku olan retinanın kesit resimlerini çekmek üzere ışık dalgalarının kullanıldığı girişimsel olmayan bir görüntüleme tekniğidir. OCT yoluyla retinanın her bir tabakası görülür ve tabakaların kalınlıkları haritalanıp ölçülür. OCT sonucu sağ görme sinirinde zayıflama olduğunu söylüyordu.

17.01.2022 Görme Alanı testi için hastaneye tekrar gittim. Görme Alanı, Gözlerden herhangi birisinin sabit bir noktaya bakarken görebildiği sahanın tümüne “Görme Alanı” adı verilir. Normal bir gözde görme alanının genişliği burun tarafında (nazalde) 60º, altta 70º, üstte 50º ve kulak tarafında (temporalde) 90º’dir.

Testin sonucu OCT’yi doğruluyordu. Göz sinirleri nöroloji alanına girdiği için, Nörolog Prof. Dr. Yıldız Aslan, gereken, klinik muayeneden sonra Beyin MR’ı ve dobler istedi. Uzunca bir bekleyişten sonra tetkikler yapıldı. Hastaneler çok kalabalık. Bekleyiş olumluydu, ertesi gün doktorum telefonla arayarak “sonuçlar temiz çıktı” dedi. Metastaz olasılığını ya da beyinde meydana gelebilecek herhangi bir hastalık seçeneğini de elemiş olduk.

Opt. Dr. Berna Şahan nöroloji tetkikleri temiz çıkınca, “glokom hastalığının bir çeşiti olduğunu düşünüyorum” dedi. Glokom göz içi sıvısını dışarı boşaltan kanallarda yapısal olarak tıkanıklık oluşması nedeniyle sıvının yeterli boşalmaması ve buna bağlı olarak göz içindeki sıvının basıncının artması sonucu oluşur. Yükselen göz içi basıncı görme sinirine bası yapıp zarar vererek görme sinirinin hücrelerinin ölümüne neden olur. Görme siniri hücreleri öldüğü zaman da kalıcı görme kaybı ortaya çıkar.

Jose Saramago’nun kitabı Körlük’te olduğu gibi. Yakın gelecekte 11 milyon kör insan olacağı söyleniyor. Geç kalmaktan korkun! Kontrolleri zamanında yaptırın.

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Işığın Doğuşu, Barbara Ann Brennan

Yeni bir fikir önce gülünç diye lanetlenir, sonra önemsiz diye bir kenara atılır ve en sonunda herkesin bildiği bir şey haline gelir.

William James

Merhaba,

Yaşam enerjilerimizin sağlık, hastalık ve şifayla olan ilişkisini araştırmaya devam ettim. Neden hasta olduğumuza dair daha derin sorularla ilgilenmeye başladım. “Hasta olmak” insan olmanın ardında daha derin anlamları ya da dersleri olan bir kaidesi midir? Kültürümüzde “normal” bir hayat sürmek hastalığa nasıl yol açar? Bizim için en sağlıklı yaşam ritimlerinin neler olduğunu merak ettim. Gündelik tercih ve eylemlerimiz sağlığımızı nasıl etkiler? Bilincimizdeki değişim sağlığımızı nasıl etkiler? Hastalığımızın yaratıcılığımız ve evrimsel sürecimizle nasıl bir ilişkisi olduğunu merak ettim.

Tıbbi paradigmalar bedenlerimiz hakkında nasıl düşündüğümüzü belirler. Yıllar içinde, Batı tıbbı kötü ruhları, mizaçları, bakterileri ve virüsleri hastalıkların sebepleri olarak belirledi ve uygun tedaviler tasarladı. Tıptaki teknolojiler ilerledikçe ve biz zihin-beden bağlantılarımız hakkında daha fazla şey öğrendikçe tıbbi paradigmalarımız da değişiyor. Yeni paradigmalar yeni olasılıklara imkân veriyor.
Geçmişte, aurik alanın sağlık ve şifa ile ilişkili olduğu biliniyordu, ancak daha “ezoterik” bir açıdan. Alana dair bilgilerimiz gerçek gözlemlerin, varsayımların ve fantezilerin bir karışımıydı.

Geçmiş yaşamların ıstırabı, hem edebi araştırmalar hem de hipnotik regresyon araştırmalarıyla bol miktarda “geçmiş yaşam” çalışması yapıldı. Bu araştırmalar yaşam deneyimleri aracılığıyla bizi en kronik psikolojik acının kökenine götürür.

Negatif haz altbenlikten doğar. Altbenliğimiz, kim olduğumuzu unutan parçamızdır. Ruhumuzun ayrı, negatif bir dünyaya inanan ve buna uygun yaşayan parçasıdır. Altbenlik negatifliği inkar etmez. Bundan keyif alır.

Üstbenliğin niyeti hakikat, birliktelik, saygı, bireysellik, net kişisel farkındalık ve yaratıcıyla birliktir.

Söylediğimiz sözler üç niyet alanından birinden gelir, üstbenliğimiz, altbenliğimiz ya da maske benliğimiz. Sözler bir şey ifade ederken başka bir anlam taşıyabilirler…

Kim olduğumuzu hatırlamanın, yaşamlarımızı istediğimiz şekilde yaratmanın, sağlık yaratmanın ve güvende hissetmenin tek yolu, özümüzle bir kez daha bağ kurmaktır.

Sağlıklı ilişkiler yaratmak…

Farkındalığımızda giderek daha berrak olmaya başladıkça bu farkındalıklı bilgiyi yarattığımız ilişkilere uygulamaya başlayabiliriz.

Başka kişilerle kurduğumuz tüm İlişkiler, anlaşmalar olarak kabul edilebilir. Anlaşmalar, kabul edilebilir ilişkiler davranış kalıplarını tanımlayan ve muhafaza eden sınırlar yaratır. Bir ilişkinin anlaşması, kişilerin birbirlerine karşı nasıl davranacaklarına, ne söyleyip ne söylemeyeceklerine ilişkin ifade edilmemiş ve genelde bilinçaltı uzlaşmalardan oluşur. Bu anlaşmalar iki kişi arasında da yapılır, toplumsal kurallarla ifade edildikleri gruplar arasında da.

Sağlıklı pozitif ilişkiler karşılıklı bağlılık esasına dayanırlar ve açıkça ortaya konan dürüstlük, destek ve sevgi anlaşmalarıyla oluşurlar. Bu ilişkilerde özgürlüğe, yaratıcılığa, kişisel ifadeye, hatta sağlığa ve iki kişinin birbirinin sağlığı için gösterdiği endişe ve ilgiye bolca yer vardır. Bu pozitif anlaşmalar bir ilişkide taraf olan iki kişinin büyümesini teşvik eder. Öte yandan, birbirine bağımlı ilişkiler, söz konusu tarafları sınırlayan, köşeye sıkıştıran, kullanan, kontrol eden ve hatta korkutan negatif, sağlıksız anlaşmalarla yaratılırlar. Bu ilişkiler yaratıcılığı, kişisel ifadeyi ve kişisel özgürlüğü kısıtlarken söz konusu tarafların doğal büyüme süreçlerini de engeller.

Kitapta yer alan “Sağlıklı İlişkiler Yaratma” bölümünü seçme nedenime gelecek olursak; arkadaş, dost, eş ve aile ilişkileri güvene dayanıyor. Birçok çakra insanlar arasında eşleşme gösterse de üçüncü çakra eşleşmiyor.

Üçüncü çakradan gelen bağlar, ilişkide kendinle ve karşı tarafla ilgilenmenin netliğini ve uygunluğunu temsil eder.

İlişkideki bir travma sonucunda bağlar kötü bir şekilde hasar görebilir. Genelde zaman içinde bu bağlar dolanır ve üçüncü çakraya tutunarak çakranın işlev bozukluğu göstermesine sebep olur.

Aile ve İlişkiler Arkadaşlarınızla Sağlıklı İlişkiler Yaratmak…

Sahip olduğunuz pek çok yakın ilişkideki etkileşimlerinizi değiştirmeniz gerekir. Dolayısıyla şifa sürecinizde, kendinizi arkadaş değiştirirken bulabilirsiniz. Bu anlaşmaların neler olduğunu, nasıl ayırt edeceğinizi öğrenirseniz onları sonlandırmak veya çözümlemek ve yeni anlaşmalar yapmak daha kolay olacaktır. Siz bu sürecin ne kadar farkında olursanız bir daha negatif anlaşmalar yapma olasılığınız da o kadar düşük olur. Belirli kişilerle birlikte olmak için belirli bir role bürünmek ya da belirli bir şekilde hareket etmek zorunda olduğunuzu fark ettiniz mi? Bu, negatif bir anlaşmanın ilk işaretidir. Diğer yandan, yanında tamamen kendiniz olabildiğiniz kişiler vardır. Bir şey saklamak ya da onları herhangi bir şeye ikna etmek zorunda hissetmezsiniz. Ancak belirli bir durumda hoşunuza gitmese bile, gerçekten ne düşündüklerini söyleyeceklerine eminsinizdir. Bu da pozitif bir anlaşmanın ilk işaretidir.

Negatif Anlaşmanızı Bulmak

İster uzun süreli bir ilişki olsun isterse yeni, içinde bulunduğunuz her türlü ilişkiyi gözlemlemek için de bu tabloyu kullanabilirsiniz. Sıkıntı yaşadığınız zor bir ilişkiyle başlamanızı öneririm. Kendinizi rahat hissetmediğiniz ve belki de hoşunuza gtmeyen şekillerde davrandığınızı fark ettiğiniz türden bir ilişki seçin. Belki o kişinin yanında bu davranışlarınızın farkında bile değilsiniz, ama o kişi gittikten sonra huzursuz veya kötü bir hisse kapılıyor olabilirsiniz.

Sahte hareket etmenin, olduğunuz gibi davranmamanın sizdeki etkisi nedir?

Kendinizi ifade etmediğinizde nasıl hissediyorsunuz?

Sahte eylemleriniz ifadenizi kısıtlar ve siz kısıtlanan benliğin gerçek benliğiniz olduğuna inanırsınız.

Negatif Anlaşmaları Sonlandırmanın Faydaları…

Kendinizi bu yeni olma haline bıraktığınızda, pozitif inanç sisteminiz aktive olur. Bu da holografik bir şekilde tüm yaşamınıza yayılır. Negatif anlaşmalarınızı sonlandırmanın yalnızca sizin üzerinizde değil, aynı zamanda anlaşmanın diğer tarafındaki kişi üzerinde ne kadar müthiş etkiler bıraktığını görünce şaşırabilirsiniz. Bu tip anlaşmaları bozmak, şimdi hayatınızın başka alanlarında da kullanabileceğiniz bol miktarda yaratıcı enerjiyi serbest bırakır. Kişisel şifa sürecinizi ciddi anlamda hızlandırır ve güçlendirir. Ayrıca ilişkide olduğunuz kişilerinde yaşamında yaratıcı enerjinin serbest kalmasını sağlar.

Bazı insanlar eski anlaşmayı sürdürmekte ısrarcı olabilir. Ancak siz o anlaşmayı sürdürmeyeceğiniz için o insanla ilişkiniz sona erebilir. Ya da farkındalığı yüksekse kendi üzerinde sorumluluk alarak, değişim için ilk adımı atabilir. Ya da kendine eski negatif anlaşmayı yapabileceği yeni insanlar bulabilir. Bırakın… Onlarda hazır olduklarında yaşamlarında bu gerçeklerle yüzleşecekler. Herkes kendi hızında değişmekte ve büyümekte özgürdür. Bu durum yakın ilişkilerinizde de yaşanabilir. Elbette böyle bir ilişkiyi yitirmek çok daha zordur, ama kişiler hızlı bir şekilde değiştiklerinde, kaçınılmazdır.

Arkadaşlıklardan ve özel ilişkilerden geriye kalan şey sevgidir. Sona eren yalnızca negatif anlaşmadır.

Hastaysanız ve sürecinden geçiyorsanız arkadaşlarınızla ve sevdiğinizde olan pek çok eski negatif anlaşmayı dönüştüreceksiniz.

Dünyayla iyileştirici bir ilişki yaratmak…

Kişisel şifanız ile yeryüzünün şifası arasında holografik bir ilişki vardır. Çoğumuz bugün yeryüzünde yaşanan acılar için endişeleniriz. Bu acının yaratılmasına nasıl yardımcı olduğumuzu ve iyileştirmek için nasıl yardımcı olabileceğimizi bilmek isteriz. Kolektif olarak negatif anlaşmalarımız gezegene olan yaklaşımımıza yansır. Kişisel seviyede, kişisel ilişkilerinizde etkili olduğunu gördüğünüz her türlü negatif anlaşma aynı zamanda yeryüzüyle olan ilişkinizde de holografik etki gösterirler.

Aurik perspektiften bakıldığında, dünya canlı, duyarlı bir varlıktır ve bizler onun bedeninin birer parçalarıyız.

Tüm hastalıklar olumsuz bir ilişkisel tecrübeyle ilişkili olduğundan, birbirimizle sağlıklı, şifalı yollarla etkileşim kurmayı öğrenmemiz son derece önemlidir.

Konu “iyileşme” olunca derin bilgi ve argüman gerekiyor. Yıllar önce aldığım, kütüphaneden göz kırpan Işığın Doğuşu, kitabını buraya bırakıyorum. Benim için tekrar tekrar gözden geçirilmesi gereken; yüzyıllar öncesine dayanan şifa sanatının tüm evrelerini edinme ve kendi üzerinizde çalışma yapabileceğiniz bir kitap.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Işığın Elleri, Barbara Ann Brennan

Bu kitap tüm şifacılar ve sağlık görevlilileri için bir ışık, gerçek insanı anlamak isteyen herkes için bir ilham kaynağıdır.

Barbara Ann Brennan

Merhaba,

Barbara Brennan, uzman bir şifacı, psikoterapist ve bilim insanıdır. Wisconsin Üniversitesi, Atmosferik Fizik alanında derecesini tamamladıktan sonra
Goddard Uzay Merkezi’nde NASA için araştırmacı bilim insanı olarak görev yaptı. Geçtiğimiz on beş yıldır İnsan Enerji Alanı üzerinde çalışmakta ve Drexel Üniversitesi ile Yeni Çağ Enstitüsünde araştırma projeleri yürütmektedir. Brennan, Psikofiziksel Sentez Enstitüsü’nde Biyoenerji Terapisi ve
Yeni Çağ Enstitüsü’nde Core Energetics eğitimi aldı. Hem Amerikalı hem de Amerikan Yerlisi şifacılarla birlikte çalıştı.
Brennan, şu anda İnsan Enerji Alanı, Şifa ve Kanallama alanlarında dersler vermekte ve çalıştaylar düzenlemektedir. Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Avrupa’nın pek çok bölgesinde çalıştaylar vermiştir. New York Şehr ve East Hampton’da özel muayenehanesi vardır. Barbara, New York, Phoel nicia’daki Pathwork Community’nin üyesidir.

Bu kitap “Işığın Elleri”eve dönüş yolundaki tüm yolculara ithaf edilmiştir.

Sevgi, Evren’in yüzü ve bedenidir. Evren’in bağlayıcı dokusu, bizi meydana getiren maddedir. Sevgi, Evrensel Kutsallığa bağlı ve onunla bütün olmanın deneyimidir.

Tüm ıstıraplara ayrılık illüzyonu sebep olur. Bu illüzyon korku ve kendinden nefret yaratır ve bu da eninde sonunda hastalıklara yol açar.

Siz hayatınızın efendisisiniz. Kendinizi “ölümcül bir hastalıktan” kurtarmak, iyileştirmek dahil, yapabileceğinizi düşündüğünüzden çok daha fazlasını yapabilirsiniz.

Tek gerçek “ölümcül hastalık” sadece insan olmaktır. Ve insan olmak kesinlikle “ölümcül” değildir, çünkü ölüm sadece bir başka olma evresine geçiştir.

Direkt Bilgi Erişimi…

Bilgiye direkt olarak erişmenin başlıca yolları nelerdir?

Direkt bilgi erişimi uzak mesafede etkili midir? Ne kadar uzak?

Aktif ve alıcı kanal veya bilgi erişimi arasındaki fark nedir?

Normal araçların ötesinde bilgiye erişim bir iyileşme sürecine ciddi anlamda katkı sağlayabilir. Bu yöntem sayesinde bir insanın ihtiyacı olabilecek hemen her türlü bilgiyi almak mümkündür. Direkt erişim, tam da anladığınız şeydir. Direkt olarak bağlanır ve ihtiyacınız olan bilgiyi alırsınız. Bu süreç Yüksek Duyum, Duruişiti, Durugörü.

Aldığınız bilgi beş duyunuz aracılığıyla gelir. Bunlar geleneksel olarak işitme, görme, dokunma, tatma ve koklama olarak ifade edilir. Çoğu insan bilgi erişimi için bu araçlardan bazılarını diğerlerinden daha fazla geliştirmiştir.

Öncelikli olarak görsel ve kinestetik süreçleri ya da işitsel ve kinestetik süreçleri ya da görsel ve işitsel süreçleri kullanıyor olabilirsiniz. Her kombinasyon mümkündür. Farklı içsel süreçler için farklı kombinasyonlar kullanırsınız. Öncelikli olarak resimler, sesler ya da duygular bağlamında düşünüp düşünmediğinizi biliyor olabilirsiniz. Size tavsiyem öğrenmenizdir, çünkü normal duyularınızla erişim yolunuz, Yüksek Duyumunuzu geliştirmeyi öğrenmeye başlamanız için tavsiye edeceğim ilk yoldur.
Orneğin, bana bir isim söylense önce ismi duyarım, sonra o kişiyle bir bağ kurulduğunu hissedene kadar etrafımı kinestetik bir şekilde araştırırım. Bu noktadan ismi verilen kişiyle ilgili resimler görür, bilgiler işitirim.

Algılarınızı güçlendirmek için hangi egzersizleri yapıyorsunuz?

Yüksek İşitsel Algı’yı güçlendirmenin en iyi yolu , bir kağıt ve kalemle, rahat bir meditatif pozisyonda oturun, kendinizi merkezlerin ve bilincinizi kaldırın. Zihninizde olabildiğince net bir soru oluşturun. Şimdi yanıt ne olursa olsun, o soruyla ilgili gerçeği bilmek istediğinize odaklanın. Sonra soruyu kağıda yazın. Kalemi ve kağıdı ulaşabileceğiniz bir yere koyun. Odaklanın ve zihni sessizleşirin. Yanıtın size gelmesini bekleyin.

Yanıt ne olursa olsun kağıda yazın. Pratik yapın. Size gelen her şeyi yazın…

Yıllar önce öğrendiğim bu teknikle okuduğum tüm yazıları farklı bir gözle görme becerisi geliştirdim. Ve spiritüel rehberimin paylaşmak istediklerini duyabildim.

Benim için hayattaki en önemli egzersiz, algıyı güçlendirmek. Sınırlı algıyla gerçekliğe ulaşılamaz. Sonuçta bilgi beş duyunuz aracılığıyla geliyor. Duyularınız ne kadar iyi çalışırsa, gelen bilgi gerçeklik tecrübenizi yaratmanızı sağlayacaktır.

Konu “iyileşme” olunca derin bilgi ve argüman gerekiyor. Yıllar önce aldığım, kütüphaneden göz kırpan Işığın Elleri, kitabını buraya bırakıyorum. Benim için tekrar tekrar gözden geçirilmesi gereken; yüzyıllar öncesine dayanan şifa sanatının tüm evrelerini edinme ve kendi üzerinizde çalışma yapabileceğiniz bir kitap.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Kendini İyileştir, Edward Bach

En iyi korunan yere “düşmanın” kalesine, yani sıkıntıya neden olan şeyin tam temeline hücum edilerek gerçekleştirilen bu tedavi, tam anlamıyla gerçek iyileşmedir.

Kısaca ifade etmek gerekirse hastalık, görünüş itibarıyla son derece amansız olmakla birlikte, özünde faydalı ve hayrımızadır; doğru yorumlandığı takdirde bizi, esas eksik yanlarımıza yönlendirecektir. Doğru şekilde tedavi edildiği takdirde ise o hatalı yanlarımızın ortadan kaldırılmasına ve bizim daha önce olduğumuzdan daha iyi ve mükemmel olmamıza neden olacaktır.

Acı çekmek, başka yollardan kavrayamadığımız bir derse dikkat çekmek için düzeltici bir araçtır ve o ders öğrenilene kadar asla kökünden söküp atılamaz. Şu da bilinmelidir ki, uyarıcı, belirtilerin önemini fark eden ve okuyabilenlerde, eğer uygun düzeltici olan ruhsal ve zihinsel gayret sarf edilirse hastalık daha başlamadan önce önlenebilir veya ilk aşamalarında durdurulabilir. Ne kadar ciddi olursa olsun hiçbir vakada umutsuzluğa düşülmemelidir zira bireye hâlen fiziksel yaşam sunuluyor olması, hüküm süren Ruhun umutsuz olmadığını gösterir.

Edward Bach

Merhaba,

Geçen gün kütüphane de düzenleme yaparken, raftan göz kırpan kitap. Gizli Enerji Terapileri, Dr.Richard Gerber eseri. Belirli hastalıkların tedavisine tavsiye veya nasihat verir nitelikte değildir. İlave alternatif tedavilerin işleyişleriyle ilgili bir inceleme niteliğindedir.

Ölümcül bir hastalık taşıyorsanız; bir de gelişim odaklıysanız, araştırma yaparak geçmiş yüzyıllardan bilgi alarak bugünü anlama becerisi geliştirirsiniz.

Gizli Enerji Terapileri, kitabını okurken Edward Bach’ı tanıdım. Bach, hastalığın yerleşik patolojisinden daha çok hastalığın duygusal belirtileriyle birlikte doğal ajanlarla ilgili bir araştırmaya başladı. O daha sonra bunları belirli çiçeklerin özlerinde buldu. Bach hepsinde var olan 38 esansı tanımladı. 38. esans Kurtuluş Devası olarak bilinen floral bir karışım kombinasyonudur.

Bach çiçek özlerinin gizli titreşimsel enerjilerinin, işlev bozukluğunun duygusal şablonlarının yeniden düzenlenmesine yardımcı olabileceğini hissetti.

Çok eski zamanlardan bu yana “Tanrı’nın lütfuna bağlı olan vasıtaların, ilahi olarak zenginleştirilmiş şifalı ot, bitki ve ağaçlar aracılığıyla, doğaya hastalığı önleme ve tedavi etmek için yerleştirildiği bilinmekteydi.” Bunlar her çeşit hastalık ve acıyı iyileştirme gücüyle donatıldılar.

Bach, yüksek aklın, yüksek gizli bedenlerin manyetik özellikleriyle enerjisel ilişkisini anladı.

Bach’ın kendisi de psişik bir “duyarlı”idi. O öylesine duyarlı idi ki, zaman zaman kendisini telaşlı kalabalıklardan ve Londra’nın kaosundan korunmak ve izole etmesi gerekmiştir, çünkü şehir hayatı çok yıkıcı ve tüketicidir. Neredeyse ölümüne yol açacak olan ağır bir hastalığı müteakiben, İngiltere’de sayfiyede yaşarken Bach, doğadaki bu şifacıları araştırdığı uzun yürüyüşler yaptı. Bach‘ın gizli enerjilere duyarlılığı öylesine bir noktada ki, çiçeklerin üzerindeki sabah çiğine dokunarak veya dudaklarına değdirdiği taçyapraklarından o bitkinin potansiyel terapisel etkilerini tecrübe etti. 38 çiçek devasını belirleme süreci Bach’ın fiziksel ve duygusal doğasında öylesine bir zorlanmaydı ki, 1936 yılında 56 yaşında öldü.

Bach’ın 1936’daki ölümünü müteakiben, İngiltere’deki Dr.Edward Bach Şifa Merkezi, öncülerinin keşfettiği bu eşsiz stilde çiçek esansı hazırlamaya devam etti.

Bach Çiçekleri Eğitmeni, Sevgili Neşe, birkaç yıl önce beni arayarak “Sana bir mail atacağım. Okuyup döner misin?” dedi.

Maili açınca özenle tercüme edilip, kitap haline getirilmiş, Edward Bach’ın “Kendini İyileştir” sayfalarıyla karşılaştım. Emeği için, ulaştırdığı bilgi için kendisine teşekkür ettim.

Edward Bach, On İki Şifacı ve Diğer Remediler kitabında da açıkça ifade ettiği gibi, fiziksel hastalıkların altta yatan duygulara yönelik bir rehber olduğu düşüncesini terk etti; Bedenin en nazik ve hassas parçası olan zihin, rahatsızlığın başlangıcını ve seyrini vücuttan çok daha belirgin bir şekilde göstermekte, böylece hangi remedi veya remedilerin gerektiği konusunda zihinsel durum bir kılavuz olarak seçilmektedir. Hastalığı dikkate almayın, sadece sıkıntıda olan kişinin hayata bakışını göz önünde bulundurun.’

İnsanın en önemli hastalıkları aslında gurur; zalimlik, nefret, kendini beğenme, cehalet, dengesizlik ve açgözlülüktür. Bu gibi bozukluklar gerçek hastalıklardır.

Büyük çoğunluğumuzun mükemmel hâle erişene kadar kat etmesi gereken belirli bir yol vardır ve bununla beraber şaşırtıcıdır ki “ciddi çabalar harcandığı takdirde ve sadece o zayıf kişiliğine güvenmeyip aynı zamanda tam bir imana sahip olduğunda, herhangi bir kişi bu yollardan hızla geçip ilerleyebilir; bu kişiye imkân sunulduğunda, dünyadaki büyük üstadların öğretileri ve sergiledikleri örnek yaşamlar aracılığıyla, kendi Ruhuyla, yani içindeki ilahilikle birleşmesi mümkün olabilir.”

Son olarak, yaşamın içine dalmaktan korkmayalım; buraya deneyim ve bilgi edinmek için geldik. Gerçeklerle yüzleşmezsek ve elimizden gelenin en iyisini yapmazsak çok az şey öğrenebiliriz. Böyle bir deneyim her çevrede kazanılabilir; doğanın ve insanlığın gerçekleri ise şehrin gürültüsü ve telaşı içinde olduğu kadar, olsa olsa bir kır evinde belki de hatta daha etkili bir şekilde kazanılabilir.

Mail çıktılarını alarak kitap haline getirdiğim, Kendini İyileştir, kitabını buraya bırakıyorum. Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

“Total Tiroidektomi” Ameliyatından Sonraki İlk Kontrol!

Kahvaltımı hazırlamadan önce günün ilk ışığıyla, aldığım ilk ilaçla, yaşama her ne olursa olsun gülümserken…

Ussal bir varlığın görevi; kendini algılayabilme ve kendinden istediğini yaratabilme gücüdür.

Merhaba,

Rüzgarın uğultusu, panjurları yalayıp geçerken, gökyüzü en koyu renklerini giyinmişti. Benim gibi içini dökmek için yer arıyor gibi…

Yağmur ve toprağın ilişkisi sevginin göstergesidir.

Bir önceki sağlık yazısında, “Total Tiroidektomi” ameliyatından sonraki ilk kontrolde öğrendiklerimi paylaşacağımı belirtmiştim.

Dün yani 5 Nisan 2021 Pazartesi günü hastaneye gitmek için yola çıktım. Yine gökyüzü en koyu renginde gün içinde yer yer yağmurluydu.

Yol boyunca terapi yaparken, gördüğüm tüm ayrıntıları zamanı geldiğinde yazmak için zihin kayıt defterine ekledim.

Medicana İzmir Hastanesinden içeri girdiğimde, bir parça dinlenmek ve kafeteryasında İstanbul nostaljisi yapmak için. Divan’ın mis gibi kokusunda soluklandım. Tanıdık gelen mutfak telaşını huzurla seyrettim.

Saat 13:00’ü gösterdiğinde, mercimek çorbası huzura eşlik etti. Ardından sıcacık bir çayla “çay terapisi” yerini aldı. Her anın keyfini doyasıya yaşadım…

Doç. Dr. Varlık Erol’un bulunduğu 1. kata Genel Cerrahi bölümüne çıktığımda saat 14:00’e geliyordu. Sekreterya’da yapılan işlemlerden sonra bekleme koltuğuna oturdum. Tetkik yaptırmış ve sonuca ulaşmak isteyen insanlar vardı.

Kısa bir süre sonra sıranın bana geldiğini belirten Gözde Hanım, gülümseyen yüzüyle Varlık Hocanın yanına kadar eşlik etti.

Temiz çıkan patoloji sonucu üzerinde konuştuktan sonra sıra yapacaklarıma gelmişti. Verdiği vitamin ilaçlarını bitene kadar kullanmam gerekiyordu. Antibiyotik nihayet bitmişti.

Sıra ömür boyunca kullanacağım ilaca gelmişti. Hormon miktarını oturtabilmek için üç ayda bir kontrol olmak gerekiyordu. Bu durum ilk bir yıl için geçerliydi.

İlacın yan etkisi, başağrısı, kafa içi basınç, titreme, uyku bozukluğu, kalp ritim bozukluğu, kalpte bir çeşit atım bozukluğu, çarpıntı, kalp atımının hızlanması, göğüs ağrısı, kilo kaybı, sinirlilik hali vb… Yan etkilerin hiçbiri de yaşanmayabilir.

Bunların geçici olduğunu, gereken, suni hormon miktarı vücuda girmeye başlayınca, her şeyin yoluna gireceğini belirtti.

İçeriğinde bulunan levotirıksin etken maddesi, tiroid bezinin hastalıklarında ve işlev bozukluklarının tedavisinde kullanılan sentetik bir tiroid hormonudur.

Kulağıma küpe olacak en önemli konu ise kan tahlili yaptırmam gerektiğinde hormon ilacını almamak gerektiği.

Ayrıca son boyun ultrasonunda sağ üst lenflerde iki yeni oluşum vardı. Biyopsi ve ameliyatla alınamayacak kadar mikro düzeyde olduklarından takip gerektiriyordu. İki ay sonraki kontrolde ultrason çekilerek son durum izlenecekti.

Hocam, boyunun orta kısmında bulunan 4-5 cm ameliyat yerine pansuman yaptı. Yine harika bir iş çıkarmanın keyfiyle masasına ilerleyerek, ameliyat yerine, sabah ve akşam sürülmek üzere krem yazdı. “Güneşe çıkma, yara izi kararak iyileşir” dedi. Bende kanser hastalığı ve lenfödem nedeniyle güneşe çıkmadığımı belirttim.

Doç.Dr. Varlık Erol’a ve ekibine teşekkür ederek hastaneden ayrıldım.

Dünün sağlık özeti sizlere bilgi olarak köprü kurarken; bu sabah ilk tiroid ilacını aldım. Sonsuzluğa kadar devam edecek yolculuğumuzda birbirimize iyi geleceğimizi düşünüyorum. Çünkü yazmak , hayatı gözlemlemek için kendime ihtiyacım var.

Öte yandan insanlar, başlarına gelen kötü olaylarla beraber gelişir. Hastalığım boyunca konuşmalarım fiziksel durumum hakkında değildi, zamanımı bu gibi şeylerle harcamadım. Onun yerine felsefe kitaplarını okuyarak geçmiş yüzyıllardaki yaşam koçlarından destek alarak, zihnin bedenin hislerine nasıl dahil olduğuna ve buna rağmen sakinliğini korumak için verdiği mücadeleye şahit oldum.

Ussal bir varlığın görevi; kendini algılayabilme ve kendinden istediğini yaratabilme gücüdür.

Okuma ve yazma ustalığı bir usta gerektirir. Kitaplar gibi. Hayat da öyle…

En tehlikeli salgın hastalık “akıl kanseri”dir. Kirli havadan ya da sağlıksız iklim koşullarının neden olduğu şeylerden çok daha kötü. Bu gibi hastalıklar yalnızca hayatını tehdit eder; bedenimde açtığı yaraları ve acıları deneyimleyen olarak biliyorum. Diğeri insanlığa saldırır.

Marcus Aurelius’un söylediği gibi;

Ama sadece üç sahne olmuştu!..”

Evet. Bu uzunluğu senin yaradılışını yönetmiş ve şu anda da ölümünü yöneten güç tarafından belirlenmiş üç sahneli bir oyun. Hiçbirinin kararı sana bağlı değildi.

O zaman sana gösterilen nezaket gibi, nezaketle ayrıl dünyadan.

Sevgiyle,

Yasemin Emre

“Total Tiroidektomi” Nedir?

http://www.varlikerol.com

Merhaba,

Pandemi nedeniyle vaka artışları, polikliniklerin kapatılmasına, sebep olurken doktorlara ulaşmak zorlaşmıştı.

Özellikle “Sağlık” konusunda benim gibi öğrenciyseniz, 6 yıldır kanser hastalığıyla mücadele ediyor her evresinde yeni bir dersle karşılaşıyorsanız ; takipte olmanız gereken durumlar çoğalıyor.

Bunlardan biri 2017 yılından beri takipte olan tiroid nodülleri. İki biyopsiyle sonuç alınamıyorsa, nodül hızla büyüyorsa, tiroid kanseri olma şüpheside varsa operasyon gerekli hale geliyor.

Sağlığımız hakkında, en gerekli zamanlarda, ulaşabileceğimiz, görüş ve yoruma ihtiyaç duyacağımız doktor adresleri oluyor.

Ortopedik Onkoloji Doktorum Doç.Dr. Burçin Keçeci’nin tavsiyesiyle Genel Cerrah Doç.Dr.Varlık Erol’ a ulaştım.

Doç.Dr.Varlık Erol Laparoskopik olarak Obezite cerrahisi başta olmak üzere, Reflü Cerrahisi, Safra Kesesi Ameliyatları, Kalın Bağırsak ve İnce Bağırsak Ameliyatları, Mide Ameliyatları, Dalak Ameliyatları gerçekleştirmektedir. Tiroid Bezi, Meme, Pankreas ve Karaciğer ameliyatları da uzmanlık alanında bulunmaktadır.

15 Mart 2021 tarihinde randevu saati için Medicana İzmir Hastane kapısından içeri girdiğimde, kısa hikayemi anlatan mavi dosyamla soru, cevap için hazırdık.

Tiroid terimi Grekçe’deki kalkan şekilli anlamına gelen, thyreoides kelimesinden köken alır. Bu bezi ilk olarak Galen (Galenos M.S.129-198) tarif etmiştir.
Tiroid ismi ise 1656 yılında Adenographia adlı eserinde Thomas Wharton tarafından kullanılmıştır.


Tarihte ilk defa tiroid bezine cerrahi girişimi Egina’lı Paulus gerçekleştirmiştir.


19.yüzyıla kadar tiroid hastalarının tanı ve tedavisinde büyük bir ilerleme görülmemiştir. Bern Üniversitesinden Theoder Kocher tarafından tiroid cerrahisi ile ilgili tıp literatüründe ilk büyük eser 1878 yılında yazılmıştır.

Patolojik anatominin gelişmediği çağlarda tüm tiroid kanserleri “sarkomatöz dejenerasyon” olarak isimlendirilmiştir.İlk olarak 1862 yılında Paris’te Gosselin tiroid kanser hücresini ortaya koymuştur.

1932 yılında soliter nodül ile tiroid kanseri arasındaki ilişki anlaşılmıştır.Tümör çapı,lenf ganglion metastazı ve uzak metastaz varlığını gösteren TNM sistemi tiroid kanseri sınıflamasında kullanılmaya başlanmıştır.

Tarihçe’den sonra, gelsin farkındalık soruları.

Total tiroidektomi nedir?

Bütün tiroid bezinin tamamının çıkarılmasıdır.

Sinir hasarını önleyen cihaz var mı?

Tiroid bezi, boyun ön duvarındaki çok önemli damar ve sinir yapıları ile komşuluk içindedir. Ameliyatın bu yüzden büyük bir dikkatle yapılması gerekir. Önemli sinirlerle komşuluk içinde olduğu için bu sinirlerin kesilmesi ya da yaralanmasıyla hastalarda ameliyat sonrasında nefes darlığı, ses kısıklığı, çatallaşması veya ses yorgunluğu görülebilir. Sinir zedeleme riskini azaltmak amacıyla artık ameliyatlarda sinir izleme aleti kullanılmaktadır.

Ameliyat sırasında patolojik inceleme (frozen) yapılmalı mı?

Tiroit ve Paratiroit ameliyatlarında ‘frozen inceleme‘ Tiroidektomi ameliyatları sırasında frozen yönteminin en yaygın kullanım alanları ise; tiroiddeki nodülün ameliyat sırasındaki değerlendirilmesi, tiroit kanserlerinde tiroit dışına yayılım alanın değerlendirilmesi, lenf düğümü metastazının (sıçramasının) belirlenmesi ve özellikle normal paratiroit dokusunun tanımlanması amacıyla yapılmaktadır.

Haşimato, nedir?

Tiroit bezinin otoimmün; yani kişinin kendi koruma mekanizmasını, tiroit dokusunu bir yabancı olarak tanıması ile ortaya çıkan bir tiroit hastalığıdır. Bu durum tiroit hormon fazlalığı yani hipertiroide yol açabilmekle beraber yıllar içinde tiroid hormon yetmezliğine de neden olabilmektedir.

26 Mart 2021 tarihinde Tiroid bezinde en büyüğü 4 cm olmak üzere her iki tarafta çok sayıda nodül olması nedeniyle sinir monitörizasyonu eşliğinde Total Tiroidektomi ameliyatı uygulandı…

Ameliyat esnasında frozen inceleme sonucu olumlu olsada, 10 gün sonra çıkacak patoloji sonucu ve yapılacak kontroller esnasında öğreneceklerimi aktarmak dileğiyle.

İlgisi ve her konudaki desteğiyle doktorum Doç. Dr. Varlık Erol ve ekibine, süreçte hep yanımda olan Aileme, arkadaşlarıma, emeği geçen herkese teşekkür ederim.

“Bana hiçbir şey olmaz” demeyin. Kontrollerinizi yaptırmayı unutmayın!!!

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Kadim Çin Tıbbı İle Şifa, Mantak Chia Dena Saxer

Olumsuz veya olumlu her türlü duygu ruhumuzdan bize gelen mesajlardır.

Merhaba,

Duygularımızı anlamak ve bize verdikleri mesajları kavramak mutlu ve huzurlu bir varoluşun ve gerektiğinde yaşamımızı dönüştürmenin de ilk adımlarından biridir.

Kadim Çin Tıbbı teknikleriyle başlıca duyguların verdiği mesajların çözümlenebileceğini anlatan Taoist yazarlar, Chia ve Saxer her duygunun vücudumuzda belli organlara yerleştiğini belirtiyor. Örneğin, üzüntü akciğer ve kalın bağırsağa, korku böbrek ve mesaneye, öfke karaciğer ve safra kesesine yerleşir. Eğer uygun bir şifa bulunmazsa zamanla bu organlar hastalanabilir.

Enerjileri dengeleyerek kendini güçlendirmeyi öğreten bu kitap uygulanabilir pratik kadim tekniklerin yanı sıra duygusal ve bedensel şifa için sıra dışı beslenme tavsiyelerini de içeriyor.

Ayrıca uykusuzluk, hazımsızlık, baş ağrısı ve onurluk gibi yaygın görülen rahatsızlıklar için etkisi kanıtlanmış doğal çareler sunuyor.

Neden duygularımız var?

Pek çoğumuz bunları bir rahatsızlık, kontrolümüz dışında bir şey olarak deneyimler. Duygularımız vasıtasıyla deneyimlediklerimize verdiğimiz doğal enerji tepkileridir. Ruhumuzdan, yüksek benliğimizden kişiliğimize veya bedenimize iletilen yaşamsal mesajlardır.

“Tin Tanrıdır. Ruhun bir amacı bilincimizi Tinin seviyesine yükseltmektir. Ruh varlığımızın aktif kısmıdır. Korkularımızı ve engellerimizi bulur ve onlarla yüzleşmemizi sağlar. Bu zayıflıklarla yüz yüze gelip kendimizi onlardan arındırmamız için bizi destekler. Ruhumuz sevgi dolu bir ebeveyn ve bir öğretmendir.”

Bütün duygular insan yaşamının hammaddeleridir ve kararlarımız ve eylemlerimiz için bir rehber işlevi görür. Bunlar müziğin, resmin, heykelin, tiyatronun, filmin, dansın, şiirin ve kurgunun hammadesidir. Duygularınız ruhsal hazinelerimizdir.

Olumlu duyguların verdiği mesajlar nedir?

Dinginlik, nezaket, şefkat, takdir ve duyarlılık gibi daha yumuşak, yin duygular bize yüksek benliğimizle ve bunun içinde Tao ile uyum içinde olduğumuzu söyler.

Heves, şevk, keyif, mutluluk, coşku ve büyük sevinç gibi heyecan verici, yang duygular bize yine Tao ile uyum içinde mükemmel ilerlediğimizi söyler.

Fiziksel acı bedenimizin bir bölgesinin yardıma ihtiyacı olduğunu haber veren bir sıkıntı sinyalidir. Duygusal acı da hayatınızın bir yönünün yardıma ihtiyacı olduğunu haber veren bir sıkıntı sinyalidir.

Duygu sözcüğü Latince çıkmak, uzaklaşmak anlamına gelen emovere sözcüğünden gelir. Umutsuzluk, kaygı, öfke, kıskançlık ve dehşet bizi iğneleriyle çıkmamız, uzaklaşmamız ve uyum, neşe ve cesarete yönelmemiz için motive eden harikulade öğretmenlerdir.

Eckhart Tolle’nin dediği gibi “Her bağımlılık kendi acınızla yüzleşmeyi ve onu aşarak ilerlemeyi bilinçsiz olarak reddetmekten kaynaklanır… Acınızı örtbas etmek için birini veya bir şeyi kullanıyorsunuzdur.”

Acı veren duyguların dönüşme gereği her yıl ve yaşanılanlarla aciliyet kazanıyor.

Bu kitap esas olarak uygulamalı bir alıştırma kitabıdır. Her bölüm bir öncekinin devamı olacak şekilde tasarlanmıştır. İlk iki bölüm sorunlu duyguları dönüştürmek için kullanılan üç ana yöntemin etkisini arttıran ve derinleştiren açıklamalar içermektedir. Yine de her zaman olduğu gibi kendi sezgilerinize kulak verin.

Evet, Tao tanımın ötesindedir. Ancak, onun ne anlama geldiği hakkında bir fikir sahibi olmanın yararı vardır. Çincede Tao sözcüğü sadece yol veya patika anlamına gelir. Tao doğanın yolu, evrenin doğal düzeni olarak adlandırılabilir. Var olan her şeyin, anlatılamaz olanın veya Tanrı’nın Kaynağı olarak da ifade edilebilir. O sonsuz, ebedi ve daimi değişimdir. Tao hem içimizde hem de dışımızdadır. O bütün varlıkların ve bütün şeylerin birliğidir.

Onun esası koşulsuz sevgi, uyum ve dengedir.

Kadim Çin Tıbbı İle Şifa, Kitabını okurla yazar arasına girmeden farkındalık cümleleriyle buraya bırakıyorum.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

Kanser ve Lenfödem İle Yaşayan Bireyler İçin Fizyoterapi Önerileri

Bu kitapçık kanser tedavisi sırasında ve sonrasında egzersizin önemini anlamanıza yardımcı olmak ve egzersizin yararları ile ilgili bilgi sağlamak için hazırlanmıştır.

Merhaba,

Sağlık konusuna, Kanser ve Lenfödem İle Yaşayan Bireyler İçin Fizyoterapi Önerileri kitabıyla devam ediyoruz.

Corona19 virüsü halen yaş, meslek ayırt etmeksizin can alıyor. Kronik rahatsızlıkları olan hastaların tedavisi yarım kalıyor.

Dikkat! edilmesi gereken şeyler, maske, sosyal mesafe, hijyen. “Bana bir şey olmaz” diyenlere söylüyorum, “sevdiklerinizle aranıza kapanmayacak mesafe koyabilirsiniz…”

9 Eylül Hastanesi, Fizik Tedavi Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Tedavi Ünitesi, sağlık çalışanları Covid19 yüksek risk oluşunca, fizik tedavi hastalarının, tedavisi bir süreliğine ertelendi.

Üzerime düşen sorumluluğu geçen Pazartesi 9 Kasım günü alarak, öğrenmeyi hızlandırarak, kol ölçümü hakkında bilgi edinerek, medikal aracılığıyla Lenfödem basınç kolluğunu istedik.

Geçen, Cuma 13 Kasım sabahı, sevindirici haberler peş peşe geldi.

İlgi için teşekkür ederim. Önce, Poliklinik Sekreterliği aradı. Süreçle ilgili kararımı öğrenmek istedi. Ardından Fizyoterapistim Anıl Ünal arayarak durumu ve durumum hakkında bilgi verdi.

Sağlık durumlarının iyi olmasına çok çok sevindim. Onlarca insana hizmet vermek için uğraşıyorlar.

Kendi adıma müttefik olduğumuz mücadelede uygulanan tedaviyi yarım bırakmadan, sorumluluk alarak, hedefe ulaştık.

Peki, öğrenmeyi pekiştirmek için başka hangi araçlara ihtiyaç duymuştum. Hafta içi Oda Kitap‘ın internet sayfasından sipariş ettiğim kitaplarda aynı gün içinde gelince yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu.

İçsel Gülümseme çalışması zihninizde neşeli bir imge canlandırmak ve hissetmekle başlıyor; sonra bu gülümseyen enerjiyi beyne, kalbe, iç organlara ve omurgaya gönderiyor ve bedenimizin her bir bölgesine yaptığı iş için teşekkür ediyoruz.

İçsel Gülümseme basit ama derin bir yöntemdir.

Cancer Council Australia”e Kanserle Yaşayan Bireyler için Egzersiz kitapçığını Türkçe’ye Doç. Dr. ilke Eser çevirmiş.

“Bireyin kendi kontrolü ve düzenli olarak yapacağı uygulamalar ile hastalığın mevcut düzeyinin korunması ve mümkün olduğu oranda olumlu yönde etkilenebilmesi mümkün olabilmektedir.”

“Lenfödem kanser tedavilerinin ya da kanserin kendisinin bir sonucudur. Belirli kişilerde lenfödemi neyin tetiklediği hakkında hala yeterli bilgi yok. Bunun sizin hatanız olmadığını ve kendi risklerini azaltmak için yapabilecekleri her şeyi yapan kişilerde bile lenfödem gelişebileceğini unutmamak önemlidir.”

Ayrıca kitabın içinde Kanserli Bireyler İçin Egzersiz Programı da var.

Lenfödem oluşan sağ kolun belirli bir seviyede olmasının sebebi egzersiz yapmış olmam. Süreçte tek eksik basınç kolluğunu takamamak oldu.

Kanser tedavisinde birçok konuda mücadele veren olarak ancak sıra Lenfödem tedavisine gelebildi.

Önlem almanız gereken birçok konu var. Lenfödem oluşmadan kitapta yer alan bilgileri sorumluluk alarak yerine getirdiğinizde, durumunuzu yönetebiliyor olmanız keyif verecektir.

Bitiş cümlesi olarak, Doçentlik sınavında sorulan bir soruyu iletmek istiyorum.

“Sağlıklı olmak nedir?”

Tedavi sürecimde, emeği geçen tüm doktor ve sağlık çalışanlarına teşekkür ederim.

Kanser ve Lenfödem İle Yaşayan Bireyler İçin Fizyoterapi Önerileri kitabını buraya bırakıyorum.

Okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Sağlıklı Yaşama “Hedef”ine Kimler Sahip?

“Risk yönetimi, işletmelerin işlevleri sırasında ortaya çıkabilecek risklerin önceden dikkatli bir biçimde ve ayrıntıları ile tanımlanıp değerlendirilmesi ve bu riskleri minimize edecek veya tam olarak ortadan kaldıracak önlemlerin alınması.


Merhaba,

Çeşme Seyahat, otobüsünün gelme saatini beklerken, yazıya geçmeyi bekleyen kelimeleri, gökyüzünün mavisinden seçerken; Ege depreminin üzerinden bir hafta geçmiş ve ben yine aynı noktayım.

Aynı noktayım fakat farkındalık olarak aynı yerde değilim.

30 Ekim 2020 tarihinde eve dönüş yolunda, depreme tam bu noktada yakalanmıştım. Kocaman bir dalganın üzerinde, bastonla sörf yapar gibiydik. Saniyeler boyu süren dalga, geldi geçti. Ama… Bazı yürekleri deldi geçti.

1999 depreminin yaşattığı acılara şahit olan biri olarak; insanların gözlerindeki çaresizliğe bir kez daha tanık oldum. Şiddeti aynı değildi, fakat bıraktığı iz, izler aynıydı. Belki de daha derin…

Sizce, depremden sonra neleri daha iyi hale getirdik?

Düşündüm, geçirdiğimiz onca acılı süreçten, kaybettiğimiz onlarca candan sonra ülke, bilinç, amaç doğrultusunda nerede olduğumuzu.

Sonra tekrar düşündüm, bir yıl boyunca mücadele edilen, maske, hijyen ve sosyal mesafe konusunun devamlı hatırlatıldığı pandemi süreci için dünya, ülke, insanlık ve insan olarak neler yaptık ve yapıldı?

Dikkatsizlikten, kaç insanı kaybettik?

Yaşanan tüm bu olumsuzluklardan sonra risk planı oluşturuldu mu?

Birey ya da kurum olarak sağlık konusunda hedefsiz ya da amaçsız mıyız?

Dikkat etmediğiniz her an BİR YAŞAM SONA ERİYOR!!!

Dikkat edilen her an bizleri korurken, tedavi sürecinde olan hastaların tedavilerinin yarım kalmamasını da sağlayacaktır.

Unutmayın!!!

Covid19, can alıyor. Almaya da devam ediyor. Mesleğinize, yaşınıza, gelir düzeyinize bakmadan hem de.

Kanser hastası kimliğini, dün sabah 11.00 ‘de bir kenara koyup, yazar şapkamla, izleyici şapkamla hastaneki sağlık çalışanlarının gözlerindeki çaresizliği bir kez daha gördüm. O an neden bu durumda olduğumuzu daha iyi anladım.

Bizi, bizden başka yok eden hiçbir şey yok.

Risk yönetimi bilinenin aksine amaç ve hedefler ile ilişkilidir. Amaç ve hedef olmadan, risk olmaz. Bir insan ya da kurum nereye gideceğini bilmiyor ise, nasıl gideceği ya da giderken başına ne geleceği önem taşımaz. Ancak ortada somut amaç ve hedefler var ise risklerin yönetimi anlamlı hale gelir. Hedefsiz kişi ya da kurumlar, rotasız gemilere benzer. O limandan bu limana sürüklenirler. Başlarına gelen tüm olumsuz olaylarda reaktif olarak ancak “kriz yönetimi” yaparak, olumsuzluklardan kaynaklanan zararları azaltmaya çabalarlar.”

Sağlık konusunda rotası olmayan insanlığın sonu yok oluştur. Okuduğum tüm duayen kalemler yüzyıllardır yaşanan durumu anlatırken; “hayat denen oyun”da nasıl bir oyuncu olduğunuzu anlamazsanız, sonumuz diğer medeniyetler gibi olacaktır.

Geçmişi öğrenmek, bugünü ve geleceği değiştirmek için etkendir.

Yaşamak ve yaşamın değerini kavramak için okuyun.

Dün ne yaşadığımızı görürsek bugün ve yarın neler yaşayabileceğimizi belirler ancak birlikte daha iyi hale getirerek ortak bir amaç için çalışmış oluruz.

Yaşam çarkında sağlıktan daha önemli bir payda olmadığını tekrar tekrar tekrar hatırlatmak isterim.

Hepimizin yaşamı çok çok çok değerli. Bu değere lütfen sahip çıkın…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Ağaca Dokunmanın Getirdiği ‘Sağlık’

Araştırmalar sadece bir ağaca dokunmanın değil, onun çevresinde bulunmanın bile iyileştirici olduğunu söylüyorlar.


Merhaba,

20 Ekim 2020 kontrol zamanı gelmişse geç kalmak olmaz. Erkenden çıktığım yolculuğun varış noktası 9 Eylül Hastanesi.

Tıbbi Onkoloji bölümünde Prof.Dr.Aziz Karaoğlu’nda randevu sırasının gelmesini beklerken, gözlem yaptım.

Pandemi nedeniyle herkes üzerine düşen görevi yapmaya gayret ediyordu.

Prof.Dr.Aziz Karaoğlu‘yla hastalığımın süreciyle ilgili soru cevap yaptık. Kan tahliline karar verdik.

Kan tahlilinden sonra nefes almak için soluğu dışarıda aldım.

Resimde gördüğünüz banka oturup, doğal maden suyumu içerek ağaçla titreştik.

Tao ustası Mantak Chia’nın ‘Cosmic Tree Healing Qigong’ yani Çigong’un Kozmik Ağaç Terapisi adlı kitabında, ağacın aurası yani enerji alanı ile nasıl bütünleşilebileceğini yazıyor. Chia ağacın yaşamsal gücünün bedenin hastalığını ya da negatif enerjisini nasıl pozitife çevirebileceğini anlatıyor. Ağaçla bağlantı kurduğunuzda kendi fiziksel ve duygusal şifanızı kolaylaştırıyorsunuz.

Taocu teoriye göre ağaçlar Yeryüzü enerjisini en iyi alabilen ve onu Kadiri Mutlak enerjiyle birleştirebilen yaratımlar Ağaçlar ve bütün bitkiler ışık frekanslarını alma ve bunu fiziksel dünyaya yiyecek olarak dönüştürme kapasitesine sahipler. Aynı şeyi enerjetik besinler için de yapabiliyorlar.

Taocu görüşe göre ağaçlar sürekli meditasyondalar ve bu onların doğal durumu.

Bu doğal duruma uyum sağlayan hücre olarak, sosyal mesafeye dikkat ederek, maskemi çıkarıp doğadan yeşilden, bolca nefes aldım.

Saati geldiğinde Radyoloji Onkolojisi bölümdeydim. Doktor Volkan Bey’‘de randevu saati geldiğinde hikayemi gözden geçirdikten sonra fiziki muayenede kolumun şiş olduğunu görünce, şişliğin lenfödem olduğunu, şimdi önlem alınmadığı taktirde durumun ilerleyeceğini belirterek fizik tedavi almamı önerdi.

Fizik Tedavi bölümünde Armağan Bey kol ölçülerini aldıktan sonra telefonla gün ve saati ileteceklerini söyledi.

Kapıdan çıkmıştım ki telefon çaldı. Yarın benim için müsaitse gelmemi istediler. Kabul ederek, gerekli malzemelerin listesini Armağan Bey’den temin ederek, eve dönüş yoluna girdim.

Aslında geciken bir tedavi. Araya kalça operasyonu girdiği için yapılamamıştı. Kendi ağırlığınızı baston çeşitleriyle kaldırmanız kolunuzun durumunu ayrıca zorlaştırıyor.

Yine yeniden neler öğrendim, birlikte gözden geçirelim.

Lenfödem nedir?

Lenfödem, meme kanseri cerrahisi veya radyoterapisi sonrasında aylar veya yıllar sonra lenf sıvısının aşırı miktarda birikmesine bağlı olarak; kol, el, göğüs ön duvarı veya meme bölgesi civarında ortaya çıkan ödem ve şişme ile kendini gösteren bir tablodur.

Nasıl Korunmalıyım?

• Hiçbir şişliği ihmal etmeyin, hemen fizik tedavi doktorunuza başvurun.

• Kolunuzu temiz tutun, cilt bakımı yapın.

• Banyo sonrası ve gün içinde cilde nemlendirici sürün. Nemlendirici alkol, parfüm, mineral yağ, talk, lanolin içermemelidir.

• Manikür yaptırmayın. Tırnak etlerini kesmek yerine geri itin.

• Riskli kol ile ovma, çekme, itme gibi tekrarlayıcı hareketlerden kaçının.

• Ciltte sıyrık, çizik, böcek ısırığı olursa, sabun ile yıkayıp temiz tutun ve koruyun. Anti-bakteriyel krem kullanın. Açık yara varsa temizleyip kapatın. Hafif yanıklarda soğuk uygulama sonrası, sabun ve su ile yıkayıp, koruyun.

• Enfeksiyon açısından, kızarıklık, şişlik, ısı artışı, duyarlılık ve ateş gibi belirtilere karşı uyanık olun, hemen doktorunuzu arayın.

• Kullandığınız kremlerin kozmetik olmamasına özen gösterin. İçindeki uygunsuz maddeler alerji ve yara oluşumuna neden olabilir.

• Böcek, arı ısırığı veya kedi tırmalama riski olan yerlerde dikkatli olun. Eğer ısırık olursa, cildi temizleyin, kolu kaldırın, soğuk uygulayın ve doktorunuza başvurun.

• Cildi tahriş edecek şeylerden kaçının.

• Fırından çıkan kapları, sıcak tencereleri tutarken mutlaka koruyucu eldiven kullanın. Kaynayan su ve mikrodalga fırından çıkan yiyeceklerin buharına dikkat edin.

• Banyoya girmeden önce akan suyun sıcaklığını diğer kolunuzla mutlaka kontrol edin, çok sıcak su kullanmayın.

• Banyoda keseleme, lifleme yapmayın.

Tedavide amaç, şişliği indirmek ve tekrar oluşmasını önlemeye çalışmaktır.Bu süreç hasta ve doktorun uyum içinde takip etmesi gereken uzun bir süreçtir. Ama sonuçları hasta açısından olumludur.

• Doğru cilt bakımı (kola uygun nemlendirici aşağıdan yukarı tek yönde uygulanmalıdır, cilt kuru olmamalıdır) (2 defa /gün)

• En etkili tedavisi manuel lenf masajı dır. Tedavi öncesi hangi extremite (kol yada bacak) şiş ise onun lenf haritası çıkarılıp tıkalı bölgenin nasıl geçileceği tespit edilir. Sonrasında kalbe en yakın yerden başlayarak lenf damarları kalbe doğru boşaltılarak şişliğin en alt kısmına kadar inilir. Sonrasında hastanın şiş extremitesi kısa gerim bandajı ile 24 saat lenf boşaltımı yapacak şekilde bandajlanır.

• Tedavinin sonraki evresinde hasta yada yakınına kendi kendine masaj ve elle yapılan lenf drenajı (bu konuda eğitim almış, deneyimli kişilerce uygulanmalıdır) basit şekli öğretilebilir. Deneyimsiz kişilere lütfen yaptırmayın, şişliğiniz artabilir!)

• Çap farkı fazla ise (iki kol arasında 2- 2.5 cm) manuel lenf masajı ve bandaj tedavisi başlanır. Yapılan bandaj tedavisi ve kullanılan malzeme özelliklidir. Kısa germeli bandaj ile çok katlı bir uygulama yapılır. Deneyimli fizik tedavi ve rehabilitasyon hekimi tarafından yapılmalıdır. Çap farklı istenen sınırlara indiğinde, basınç kolluğuna geçilir.

• Basınç pompaları(pünomatik kompresyon uygulamaları)

• Egzersizler:  lenf dolaşımının en önemli uyarıcısı kas pompasıdır ve doğru egzersizle lenfdolaşımı hızlandırılır ve şişme engellenebilir.

21 Ekim 2020 tarihinde başladığım tedavi 4 hafta sürecek gibi. Bu yolculukta teknik olarak Fizyoterapist Anıl Hoca’dan öğreneceğim çok şey olacak. Farkındalık adına öğrendiklerimi paylaşmak dileğiyle.

“Bana bir şey olmaz” demeyin. Yazıyı atlamadan tek tek okuyun…

Kontrollerinizi yaptırmayı unutmayın!!!

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Her Yönüyle Pilates


“Fiziksel açıdan sağlıklı, zihinsel olarak sakin ve ruhsal açıdan huzurlu olabilmenin zevki ve kazanımları paha biçilemeyecek kadar değerlidir.


Merhaba,

Egzersizleri yapmış olmanın sorumluluğuyla derin bir nefes aldıktan sonra, başlangıç noktasına gelerek, uzun zamandır yaptığım Pilates‘in tarihini bilmenin, yaratıcısının hayatına dokunmanın ruh, beden, zihin üçlüsününe fayda sağlayacaktır.

Geçen hafta sonu, Oda Kitap’ın http://www.odakitap.com internet adresinden, inceleme yaparken “Her Yönüyle Pilates” kitabıyla tanıştım. Uygun fiyatla okuma listemdeki diğer kitaplarla beraber sipariş ettim.

Bugün öğleden sonra yurtiçi kargo aracılığıyla kitaplar ulaştı. Mutluyum…

Hızlı okuma yaparak, not aldığım yerlerden farkındalık adına fayda sağlayacaksınız.

Joseph Pilates, 1880 yılında Almanya’da Düsseldorf’un yakınlarında küçük bir kasabada doğdu. Çocukluk yıllarında astım, raşitizm, kronik ateş gibi birçok hastalık geçirmiş ve çok kırılgan olduğu için zaman zaman alay konusu olmuştur. Bütün bunlar sağlığını düzeltmek ve zindeliğini artırmak için göstereceği kararlılıkta etkili olmuştur.

1914’te Birinci Dünya savaşı çıktığında Joseph’in Alman kökenli olması onu İngiltere’de düşman ülkenin vatandaşı konumuna sokmuş, ilk olarak Lancaster sonra da Man adasında göz altı kampına gönderilmiştir. Çok geçmeden kamptaki sakatlarla çalışmaya başlamıştır.

Hastaları egzersizlerinde yardımcı olabilmek için makara, yay ve kayışlı hastane yataklarını kullandı. “Neden kendi gücümü harcayayım ki diye düşündüm. Ve bana yardımcı olması için bir alet yaptım.” Bu uyarlanmış yataklar bugün kullanılan Pilates aletlerinin ilkel hallerini oluşturmaktadır.

Pilates İsmi Mahkemelik Oluyor

Joe 86 yaşında öldüğünde Pilates adına ve çalışma stüdyosuna yasal bir mirasçı göstermemiştir. 1996’da ise Pilatesin bir fitness ve vücut geliştirme sistemi olduğunu bu nedenle de bireysel olarak kimsenin buna sahip olamayacağını savunan karşı davalarla bu girişimler sonuçsuz kaldı.

Bu Size Ne İfade Ediyor?

Son zamanlarda Pilates’le ilgili daha fazla haber görüyor ya da birçok Pilates eğitim ilanlarına rastlıyor olabilirsiniz.

Bu eğitmenler Pilates eğitimi verdiklerini söylemekte özgürdürler, kitaplar ise Pilates yöntemiyle ilgili bilgi verebilirler. Bu iyi bir durum olmasına karşın birkaç olumsuz sonuç doğurmaktadır.

Pilates adı kamuya malolduğu için herhangi birisi çıkıp Pilates tekniği öğrettiğini iddia edebilir. Her geçen gün daha popüler olması ve hiç bir kurumun kontrolünde olmaması Pilatesi korsan uygulamalar için uygun bir hedef haline getirmektedir. Bu nedenle akıllıca davranmalı, doğru ve kaliteli bir Pilates eğitimi aldığınızdan emin olmalısınız.

Kaynak çok önemli. Bu nedenle okumanız, araştırmanız konu hakkında argüman toplamanız gerekli.

Farkındalığı sağlamak demek bütün bedeninize dikkat kesilmek, vücudunuzun her bir uzvunun o dakikada ne yapıyor olduğunu bilmek, kaslarınızı, duruşunuzu, nefesinizi hissedebilmek, yaptığınız hareketin nasıl hissettirdiğini, hareketin her tekrarında kas ve eklemlerinizin nasıl tepki verdiğini bilmek demektir.

Yüksek farkındalık...

Her Pilates hareketinde “orada bulunmanızı” sağlar. Herhangi bir Pilates egzersizi sırasında vücudunuz devamlı bir gelişim içinde.

Herhangi bir hareketi tekrarladığınızda daha yenilenmiş ve gelişmiş bir bedene sahip olursunuz.

Çoğu insan egzersiz yapmayı kilo vermek olarak düşünüyor. Oysa benim için Pilates hırsla kilo vermeye çalışmak değil. Yüksek farkındalıkla anda kalarak tüm hücreyi hissedebilmek. Kuvvet merkezini kullanabilmek! Pilates bedenin kalça ve alt kaburgalar arasında kalan bölümünü “Kuvvet merkezi” olarak belirlemişti.

Güçlü bir kuvvet merkezi tüm Pilates hareketlerinin temelini oluşturur. Enerji merkezden yayılarak ellere ve ayaklara doğru akar. Buna “odaklanma” denir.,

Son bir yıldır, baston çeşitlerinin hepsini kullanan olarak; yürüyüş ve egzersiz yapabilmenin, büyük bir özgürlük olduğunu altını çizerek belirtmeliyim. Kaslar kuvvetlendi, vücut eski formunu kazandı. Mutluyum…

Her Yönüyle Pilates, okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Yazarlar sizi okumaya davet ediyor.

Okuyunuz…

Uykuya geçmeden önce vücudunuzdaki tüm hücreye teşekkür etmeyi unutmayın.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Sağlık Bir Tercih Mi?


Sağlık = pozitif şeyler eksi negatif şeyler


Merhaba,

Yaşadığımız toplumda hemen hemen herkesin kronik bir rahatsızlığı var.

Ben de kronik hastalardan biriyim. Kanser hastalığı ile beş yıldır mücadele ediyorum. Yıllar içinde kendim ve yaşam hakkında çok şey öğrendim.

Hücrelerim ihtiyacı olmayan çevre faktörlü şeyle ya da şeylerle zehirlendi. Toksin, normal hücresel işlevlere müdahale eden, dolayısıyla işlev bozukluğuna, yani hastalığa yol açan bir maddedir. Toksinlerin nerelerde olduklarını ve onlardan nasıl kaçınabileceğinizi öğrenin.

Çok sağlıklıydı, kendine iyi bakardı, sonra aniden kansere yakalandı” bu tip ifadeleri sıklıkla duyuyoruz. Bir insanın bir hastalık karşısında güçsüz ve bir mağdur olduğu düşüncesi hatalıdır. Olaylara bu şekilde bakmak, hastalığa ya da sağlığı korumak için yapılması gerekenlere dair net bir anlayışa sahip olmayan bir toplumda yaşamanın bir sonucudur.

Vücudumuz muazzam bir iyileştirme kapasitesine sahip, ama düşündüğümüzden çok daha savunmasız.

Hücreleriniz ihtiyaç duydukları şeyleri almazsa zarar görür veya zehirlenirse, doğru işlev göstermeyi bırakırlar ve siz hastalanırsınız.

Neler hücrelerinizi zehirliyor?

Hastalığı belirli bir biçimde seçmeyiz, ama hastalıklara yol açan beslenme şeklimizi ve yaşam tarzımızı biz belirleriz.

Hastalığı önceden kestirmek mümkün değil. Semptomlar ortaya çıktığında ilaçlı ya da ilaçsız tedavi metodu doktorlar tarafından uygulanır. Yalnızca belirli bölgeler ve sistemler tedavi edilir.

Tıp dünyası bütünleştirici bir teoriye bütünleştirici bir tedaviye sahip değil, dolayısıyla gerçek ve uzun süreli sağlık yalnızca bir ilüzyondur.


Gizli Enerji Terapileri kitabında Dr. Richard Gerber, kanser tedavisi hakkında, geçmişi yeniden ziyaret etmemizi sağlıyor.

“Doktorlar bir zamanlar kanseri enerjiyle tedavi etmenin anahtarına haizdiler ancak bu paha biçilmez bilgiye bir şeyler oldu.”

“Kanserin tüm türlerinin olması tedavisinin elektromanyetik enerjinin uzmanlaşmış bazı frekans formunda var olabildiği doğrudur. 1930’lar da Royal R.Rife adında öncü bir araştırmacı kanserle elektromanyetik enerji arasındaki bağlantıyı yaşamının amacı haline getirdi.”

“Kanserin mikrobik veya virüs olduğu teorisi bazı modern kanser araştırmacılarının desteğini kazanmış bir teoriydi.”


Tüm hücrelerinizi gerçek anlamda nasıl sağlıklı tutabilirsiniz?

Almanız gereken vitaminlerden kullanmanız gereken diş macununa şampuan, kreme, temizleme maddeleri ve yemeklerinize katmanız gereken besin ve yağa kadar her şeye dikkat etmelisiniz.

Kendi hayatınızı düşünün : Tedaviden vazgeçip şimdi kaderiniz olarak kabul ettiğiniz bir sağlık probleminiz var mı?

Sağlığınızın kalitesi, bedeniniz için yaptığınız pozitif şeyler eksi bedeninize yaptığınız negatif şeylerle belirlenir.

Sizin için pozitif ve negatif olan şeyler neler?

Doğru cevapları başlangıçta bulmanız zor olsa da sağlık konusunda çalıştıkça doğru cevapları bulacaksınız.


“İyi beslenmek kendinize duyduğunuz saygının bir göstergesidir.”


“Sağlık bir tercihtir.”

Sağlığı seçmek için, beslenme, toksik ürünler, egzersiz, reçeteli reçetesiz kullanılan ilaçlar (vücudunuzu çöp haline getirmeyin) stres ve diğer faktör konusunda iyi ve kötü tercihleri nasıl ayırt edeceğinizi bilmelisiniz.

Aşağıya bir form bırakıyorum. Sizler sağlığınız için neleri tercih ediyorsunuz?

Rutin neler yapıyorsunuz?

Paylaşırsanız sevinirim.

Bitiş cümlesi olarak; Pandemi var ya da yok! Lütfen kurallara uyun. Kendi yaşamınızı ve diğer yaşamları değerli kılın.

Sağlıkla kalın.

Sevgiyle,

Yasemin Emre


Kaynak kitap;

Bir Daha Asla Hastalanmayın, Raymond Francis

Gizli Enerji Terapileri Dr. Richard Gerber

“Annemi Beklerken” Şu an Otuz Beş Saat Oldu!

Merhaba,

“Sağlık en büyük zenginlik.” Fakat kaybetmekse bir kaç saniye.

Acil Servis de geçen onca dakika. Ve içine sığanlar, konulu, uzun saatlere yayılan yazım. İçinde bir çok dünyaya açılan kapı var.

Sınav, 112 ambulansın gelip bizi evden almasıyla başlıyor.

Çeşme Devlet Hastanesine Acil Servis‘e girdiğimiz andan itibaren açılan kapılar, karşılayan beyaz önlüklü rehberler, zorlu sınavın yönünü gösteriyor. Buradaki sınav yaşamakla ilgili.

13 aylık bir bebeğin, yüksek ateşle defalarca nöbet geçirmesi. Bel ağrısıyla gelen, kadının şifa bulmasına yönelik, yapılan sohbetin ardından, bir saat sonra soluğunun durması. Tekrar hayata döndürmek için, doktorların, hemşirelerin verdiği mücadele.

Çeşme Devlet Hastanesi Acil Servis şimdiye kadar yaşamadığı bir çok şeyi sığdırmış gibiydi güne. Kedi, köpek ısırığı, kuduz aşısı olma telaşı. Sigara içmekten nefes alamayan hastanın,oksijen mücadelesi. Yeni sitent takılmış başka bir hastanın kan değerlerinin yükselmesi ve acilen sevk işleminin yapılması.

Onlarca hasta ile bölüm doldu, taştı… 223 vaka gerisini siz düşünün.

Kaç kırmızı kodlu sevk vardı dersiniz?

“Kırmızı Kod; Birincil öncelikli birkaç dakika içinde yapılacak müdahale ile hayatta kalabilecek hastaları kapsar.

Doktorların dakikalar içerisinde verdiği mücadele. Yeşilyurt hastanesinden Acil Servise destek olmaya gelen Dr. Eren Hoca. Hemşireler ve sayamayacağım bir çok olay. Hepsinin yüreğine sağlık. Az sayıda hizmet veren ekip her şeye yetişme gayretinde.

Yoğun tempo devam ederken kan tahlili ve ardından çekilen tomografi sol beyinde ödem olduğunu söylüyordu. MR çekilmesi gerekiyordu.

Tetkikler yapılmaya devam ederken, her süreci izleyen İstanbul Başkent Hastanesi Öğr. Gör. Nörolog Dr. Özlem ARAAL ARPAT‘a uzaktan verdiği destek içinde kocaman bir teşekkür.

112‘inin sevk işlemlerini gerçekleştirmek için, gidip gelme mücadelesini, koordinatlar bildirildikten sonra, hasta yetiştirme gayreti.

9 saat sonra sevk sırası bize geldiğinde, gece 01:00 olmuştu. Pandemi nedeniyle hastanelerin, hasta kabulü de zorlaşmış görünüyor. Alt satırlarında okunması gereken önemli detaylar var.

Aksaklıklar yok mu?

Var. Buna rağmen dört elle sarılıp, halletmeye çalışıyorlar. Herkesin açısından değerlendirme yeteneğiniz geliştiyse, içinde bulunulan durumun tüm gerçekliğini görerek anlıyorsunuz.

Bu satırları hiç uyumadan, uyanık biri olarak, İki numaralı yatağın yanında, Urla Devlet Hastanesinde, iki basamaklı küçük bir merdivenin üzerine oturarak yazıyorum. Protez kalça ile sabaha kadar bu şekilde beklemek biraz zor oluyormuş.

Urla Devlet Hastanesinde Acil Servis de sağlık konusunda eğitim aldıktan sonra ekleyeceğim çok şey olacak gibi. Dr. Elif Hoca tetkikleri kontrol ediyor. İlgili, her detayı, sakinlikle dinliyor. Teşekkürler.

Urla Acil Servis de görüşüme giren hastaların manzarası ise; tansiyonu düştükten sonra, geçici hafıza kaybı yaşayan, düştükten sonra kafasına darbe alan, sedimantasyonu yüksek olduğunda atak geçiren, nörolojik nedenlere bağlı, hastalığı oluşan başka birçok can. Sabah daha da yoğun olacak gibi.

Siz neler yaptınız bugün ?

Şu an saat 4.00 sabaha bir kaç saat kaldı. Aklıma geldikçe revize edilecek çok cümle olacak gibi.

Ne var ki aklımdakileri hızla aktarmak ve yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatmak istedim.

Sabah erken saatlerde 8.00 gibi Dr.Emre Hoca ve yeni ekip nöbeti devraldı. Ardından onlarca hasta ve yakını akın etti.

Gün içinde , iki MR, iki Tomografi ve bir kan tahlili yapıldı. Dr. Emre Bey yapılan tüm tetkikleri Nörolog Uzm.Dr Özgül ÇATAKOĞLU‘yla paylaştı.

Sancılı bekleme sürecinden sonra, öğleden sonra, tekrar edilen MR çekiminin, bir saat sonra çıkan raporu beyinde oluşan iskeminin temiz olduğunu söylüyordu. Ayrıca Coumadin nedeniyle, pıhtı da atmamıştı. Beyinde oluşan kitle yoktu.

Nörolog Uzm.Dr Özgül ÇATAKOĞLU acil servise gelerek, Dr. Emre Hoca’yla son kontrolleri yaptı. Ardından “taburcu olabilirsiniz” dedi. Kendilerine teşekkür ederim.

Sıra ambulans İçin Sağlık Bakanlığı, Evde Sağlık bölümünü aramaya gelmişti. Kısa sürede İzmir İl Sağlıktan onay geldi. Çeşme ve Urla Evde Sağlık, bölümünün programı yoğundu. Kabul etmeleri zorlaşınca, Başhekimliğe giderek, içinde bulunduğumuz durumu ifade ettim.

Urla Devlet Hastanesi Başhekim yardımcısı Dursun Bey detayları dinleyerek yardımcı oldu. Kendisine anlayışı ve nezaketi için teşekkür ederim.

Dursun isminin anlamı ise “Çok yaşasın, uzun ömürlü olsun” demek. Yukarıdan aşağıya kadar yazdığım tüm isimler, içinde bulunduğumuz durum İçin gelen mesaj…

Urla Evde Sağlık, Cuma akşamı, beş civarı, mesaisi bittiği halde, yanına hastanede görevli iki hastabakıcıyı alarak ambulansa annemi taşıdılar. Odasına yatağına kadar getirip teslim ettiler.

Artvinli, biraz atar yapsada, mesele insan yaşamıysa, bir de herkes Karadeniz‘li olunca, kan kaynıyor. Hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

Anne başımızın tacı. Benim için, dost, arkadaş ve en büyük yorumcu. Patronum olduğunu da belirtmeliyim. Ayrıca yazılarımı ilk değerlendiren kişi. Anlayacağınız, her şeyim.

Akşam saat 10.00’u gösterirken, yazı revize oluyor. Hesapladım tam 35 saat olmuş. Hiç uyumadan nice fırtınalardan sonra limana geldik. Annem yatağında uyurken, sırtımı yastığa dayamış, sisteme her şey için, yarattığı herkes için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

35 saate birçok hikaye ve karekter girdi.

Biz kadınlar evlatları yetiştiriyoruz. İnsani yönü ağır basan ve hizmet anlayışı olan, nice güzel fert, bu ülkeyi, bu dünyayı, sağlıklı iletişimle, saygı, doğruluk, dürüstlük ve nezaketle yeniden yaratacaktır.

Unutmayın!!!

İçinde bulunduğumuz teknede, saat 11:00‘i göstermeden önce, hepimizin ortak tek bir hedefi var. Sevinçle, huzur frekansında İnsanlığa tamamlanmak…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

9 Eylül Hastanesin’de, Günün Getirdikleri

Hata
Bu video mevcut değildir

Merhaba,

Sabahın erken saatlerinde, keyifli bir gün doğumuyla, yeni güne uyanarak, bastonla, yolculuk terapisine başladık.

Doğayı, yeni açmış pembe begonvilleri , maviyi, gökyüzünü, ayna görevini üslenen denizi, yolu, insanları seyrederken, ruha deydim.

9 Eylül Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi, Tıbbi Onkoloji bölümünde 2018 yılından beri doktorum olan Prof.Dr. Aziz Karaoğlu‘na kontroller için gelmiştim. Bu zorlu dönemde Hocam her zaman olduğu gibi yine görevinin başındaydı. Teşekkür ederim…

Ayrıca, kanser ilacının rapor süresinin yenilenme zamanıda gelmişti. Sağlık Bakanlığı‘na onay için yazı yazılmalıydı.

Pandemi kurallarına uygun koltukta sıramı beklerken, yanıma bir kadın gelip oturdu.

Okuma, yazma bilmiyorum” “Sıram gelince, nasıl anlayacağım?”

Daha önce hastaneye geldiğinde, yanındakilere rica etmiş, terslemişler.

Ayhan ablanın önceki tecrübesi, sonraya referans olmuş.

Bugün onun kaygısı son buldu. Aziz Hocanın ekranında sorun olduğu için, hastalarını bölüm sekreteri okuyarak çağırdı.

Ayhan abla evren senin için çalışıyor “dedim.

Bu durum içimde, zihnimde birçok ışık yaktı. Onları sizlerle paylaşmadan önce, Ayhan ablayla ilgili vermem gereken önemli bir detay daha var.

Telefonunu çıkarıp, “Rehbere bak” dedi.

Kişiler numara ile kaydedilmiş. Her kişiye kendince bir numara vermiş. Tüm numaralar aklında. Bana dönüp, “Mesela sana 1 rakamını verip kaydetsem, asla seni unutmam”dedi.

Ayhan abladan bugün çok şey öğrendim. Okuryazarlığı yok, büyük bir yaşam tecrübesi var. Kendince akılcı yöntemler bulmuş. Tek başına çocuklarını büyütmüş.

5 yıldır kolon kanseri ile mücadele ediyor. Şeker hastalığı, gözüne vurmuş. Tedavi olmuş. Kaza geçirmiş, koluna platin takılmış. Biyonik, 60 yaşında, kendi işini kendi halleden, harika bir kadın.

Akciğer filmiyle, diğer sonuçları okuması İçin, Aziz Hocaya gelmiş.

Ayhan abla, güzel gözlerin Işıl Işıldı. Enerjin muhteşemdi. Binlerce kez maşallah…. Güzel yüreğinden gelen paylaşım İçin teşekkür ederim. Seni tanımak beni mutlu etti.

Benim kontrolüme gelecek olursak, Onkoloji hastalarının kan verdiği bölüm değişmiş. Pandemi nedeniyle, Getat (Geleneksel ve tamamlayıcı tıp) bölümünde, siteril bir ortam sağlanmış.

Hastanede tüm işlemlerim bittikten sonra, kahve keyfi çok güzel geldi. Yaşamı dinledim.

Eve dönüş yolunda ise Ayşe ablayı tanıdım. Hikayesini yarına aktarmak istiyorum.

Okuryazar olmayan kadınlarımızın günüydü buluşma. Sohbet esnasında gelen mesajları tek tek topladım.

Yarına hepsini paylaşmak üzere.

Sağlıkla ve sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Ablam Ve “Endometrium Kanseri”

Merhaba,

Evren mesajlarını oluşturduğunda, etrafınızda gördüğünüz her işaret size yön belirtir. Bazen bir hava ambulans, bazen de helikopter pistinin altı. Triology bölümü hikayedeki detaylara ulaşmanızı sağlar.

Bugün anlatacağım hikaye, büyük Ablam Nadide ile ilgili.

Mart 2020 ayının sancılı dönemlerinde yaşadığı fiziksel olaylar, biyopsiye taşıdı. Birkaç hafta sonra çıkan patoloji sonucu endometrium kanseri olduğunu söylüyordu.

Önce 9 Eylül Hastanesi “Pandemi ilan edildi” dedi. Belirsiz olan bu süreç polikliniklerin kapatılmasına kadar gitti. Bölüm doktorlarına hiçbir şekilde ulaşamadık. Mevcut randevular da ertelendi.

Böyle zamanlarda en önemli şey sorularınıza doğru cevap verecek doktorları bulabilmek.

Pandemi nedeniyle özel doktorlar da muayene ve ameliyatlarını ileri tarihe ertelenmişti. Sevindirici olan doktorun tavsiye ettiği, hormon ilacı bu belirsiz dönemde hastalığın tedavi sürecine yardımcı olacaktı.

Mayıs ayında, Kent Hastanesi, Kadın hastalıkları bölüm doktorlarından Doç.Dr.Mehmet Tunç Canda ile temasa geçtik.

Kısa sürede çekilen pet ve diğer tetkiklerin ardından 18 Mayıs tarihinde Doç.Dr.Mehmet Tunç Canda eşliğinde ”laparoskopik histerektomi ve laparoskopik lenf disseksiyonu” ameliyatı gerçekleşti.

Şanslı olduğumuz en önemli konu Doç.Dr.Mehmet Tunç Canda‘nın ilgisi ve detaylara dikkat ediyor olması yolculuğu kolaylaştırırken akışta kalmamızı sağladı.

Ameliyattan sonra çıkan patoloji sonucu % 85 her şeyin temiz olduğunu söylerken, heyet bu durum İçin ne karar verecekti.

Kent Hastanesi, Radyoloji Onkolojisi doktoru Uzm.Dr. Osman Burak Can tedavi için, Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi bölüm doktoru olan Uzm.Dr.Betül Aktaş‘a yönlendirdi.

Hastaneyi en son görüş tarihimizden, bu yana yapılanmış, yeni bölümler eklenmişti. Biraz nostalji yaptıktan sonra tedavi sürecinin planlamasıyla ablamla yolumuzun kesiştiği bu noktada, önümüzde yeni bir kapı açılıyordu.

Bugün Triology kapısından içeri girdik. İlk brakiterapi seansını aldı. İki seansı daha var. Kanser hastalığının tekrar etmemesi %15’lik riski yok edebilmek için terapi uygulanıyor.

Yaşamın en önemli paydası olan sağlık, konusunda “Erken teşhis hayat kurtarır” sözünü tekrarlayarak ailenizde kanser hastalığı geçirmiş bir yakınınız varsa kontrollerinizi ertelemeyin. Hayatta en önemli servet sağlık. Ablamın, tedavi sürecinde, yanımızda olan, arayan, içinde bulunduğumuz durumu anlayan, herkese teşekkür ederiz.

Doç.Dr.Mehmet Tunç Canda’ya ulaşmak isterseniz İzmir Medicana Hastanesi’nden randevu alabilirsiniz.

Sağlık ve Sevgi’yle kalın.

Yasemin Emre