“Yasemin, unutulmaz aşkların gerçeğidir,” der Puccini…

Merhaba,

Giacomo Puccini İtalyan besteci. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başındaki en büyük besteciler arasında yer almaktadır.

“Yasemin, unutulmaz aşkların gerçeğidir,” der Puccini bu operada ve hemen sonra da insanoğluna üç küçük bilmece yöneltir.

Sadece geceleri ortaya çıkan, bin bir renkte kanatlarıyla kutsal bir hayalet sanki. İnsanların üzerinden süzülerek göğe yükselir, Dünya var olduğundan beri herkes onu arar, ona sığınır. Her gece yeniden doğan ve her şafakta yok olan bu şey nedir?

Umut,” diye hep bir ağızdan haykırır insanoğlu. “Evet,” der Puccini. “Bildiniz.”

Bilmecenin cevabı, umuttur.
Ateş gibi yanıp tutuşan ama ateş olmayan, bazen bir çılgınlık hali, bazen bir kor, bazen güç, bazen de tutkudan doğan, öldüğünde ya da kalbini kaybettiğinde giderek soğuyan, am fetih arzusuyla yeniden alevlenen, O sesine sarsılarak kulak verdiğin, güneşin batışı kadar kızıl olan şey nedir?

Kan,” diye hep bir ağızdan haykırır insanoğlu. “Evet,” der Puccini. “Bildiniz.” Bilmecenin cevabı, kandır.

Buzdan ateş olan, ateşten yine buza dönüşen, bembeyaz ama kapkara, seni özgür bıraktığında tutsağı olduğun, tutsağı olarak kabul ettiğinde seni kral yapan o şey nedir peki?

Bu defa hep bir ağızdan, “Aşk,” diye haykırır insanoğlu.

Fakat Puccini yanıt vermez. Oyun susar bir anda, müzik durur ve kısa bir sessizlik olur. Nice sonra nereden geldiği belli olmayan incecik, yaralı bir ses duyulur. “Yasemin,” diye fısıldar bu gizli sesin sahibi. “Umut, Kan ve AşkYasemin, sevda acısı çekenlerin teselli çiçeği, yapraklarında yalnızlık büyüten bir hayal tiryakisi…”

Yazık ki yeryüzündeki hiçbir yasemin çiçeği, özünde sadece bir hayalden ibaret olduğu gerçeğiyle yüzleşmek istemez. Tıpkı aşk gibi, bütün o uçsuz umarsız sevdalılar gibi… Ve “Yasemin,” diye öğütler arif bir ozan, “Bırakın da Hayal Çiçek olduğunu büyüyünce öğrensin.”

Aşk ve Yasemin;

Umut bittiği düşlerimizin tek ve en gerçek azizeleri…
Bırakalım da bir hayalden ibaret olduklarını hiçbir zaman öğrenmesinler.
Öyle ya, her birimiz bir tutam “Hayal Çiçeği” olsun büyütmüyor muyuz içimizde? Biri burada, biri şurada, biri bende, biri sizde, her yanda bir sürü Hayal Çiçek…

Onat Kutlar’ın Yeter ki Kararmasın, kitabından.

Sevgi’yle

Yasemin Emre

Notre Dame’ın Kamburu, Victor Hugo

“Özgür bir kuştur o uçmak İçin çırpınan, Esmeralda.”

Merhaba,

Victor Hugo (1802-1885): Fransız edebiyatının en ünlü yazarlarından biri olan sanatçı, edebi ününü şiirleri ve oyunları ile kazandı. Romantik akımın en tanınmış adları arasında yer aldı.

1831 yılında yayımlanan romanı Notre Dame‘ın Kamburu klasik edebiyatın şaheserleri arasında yer alır.

Notre Dame de Paris, ilki 18 Eylül 1998’de, Paris’te bulunan Paris Kongre Sarayı’nda oynanan bir müzikaldir. Victor Hugo’nun aynı adlı romanından esinlenerek oluşturulan müzikalin sözlerini Luc Plamondon yazmış, bestelerini Richard Cocciante yapmıştır.

https://youtu.be/KUXGVfmrEN4

Belle “Güzel”

“1. Perde 20.Şarkı”

Metaforlarla süslenmiş sözlerle, müzikal seyredilmeye değer.

Müzikali seyretmeyen ve okumayanlara tavsiye, okuyanlara bilgiyi hatırlatma amaçlı.

Sevgi’yle

Yasemin Emre