Konuşmalar, The Wall

Merhaba,

2018 yılında Instagram, Arşiv kayıtlarından çıkan değerli hatırlatma burada yani Blog’da da okuyucusunu bulmalıydı.

Gerçek müzikten ve gerçeklerden konuşalım istedim.

18 albümün neden dünya çapında yaklaşık 150 milyon sattığını kolayca anlayabilirsiniz. Pink Floyd sadece şarkı sözleri ve müzikalitesi ile değil klipleri, sahne performansları ve fan kulüpleri ile birçok kişinin hayatında izler bırakmış felsefi bakış açılarıyla da müzik dünyasının bambaşka bir yerine konumlanmıştır.

Belgeseli çekilmiş ve tabiri yerindeyse müzik dünyasına damgasını vurmuş bir müzik ekolüdür.

Pink Floyd’un 1979 sonunda çıkardığı The Wall albümü konusu ve içerdiği fikirler açısından dünyanın en büyük rock konsept albümlerindendir.

The Wall albümünün en genel olarak konusu bireyin yaşam koşullarının ve korkularının neticesinde kendisine, çevresine ve dünyaya yabancılaşmasını anlatır ve bunun en büyük nedenine vurgu yapar: İletişimsizlik. Dış dünya ile iletişimsizlik, izole yaşam ve yabancılaşma bireyde dış dünyaya karşı korku duyma ve ondan korunma ihtiyacını doğurur. Karşısındaki birey veya toplumla iletişim kurmayan insan ondan korkar. Albümdeki temel öğreti budur…

Hayatta  kendinize yaptıklarınızın neticede başkalarını da etkileyeceğine vurgu yapar. 

Tuğla metaforu yaşanan sorunların temelinde insanı çevresinden kopuşu, yalnızlığa sürüklenişi ve neticede koza benzeri bir duvar örüşü olarak tasvir edilir.

Waters albümün en son duyulan ”we came in – geldiğimiz yer” sözlerini, en başındaki ”Isnt this where – burası değil miydi?” sözleriyle birleştirince aslında tüm olayın bir döngü, bir tekrar içerdiğini veya içereceğini söylemeye çalışıyor.

Müzik evrensel bir dildir…

Müzikle ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Şarkı (Edebiyat)

Merhaba,

Divan şiirine Türkler tarafından katılmış bir nazım şeklidir. Besteyle okumak için yazılmıştır. Bestelenmek amacıyla yazıldığı için 3-5 dörtlük arası değişir. Yeni edebiyatımızda Yahya Kemal Beyatlı, bu türü ustalıkla kullanmıştır. Aruz ölçüsünün her kalıbı kullanılır. Dörtlüklerden kurulan musammat da denebilir. Murabbaya benzer. 5 ya da 6 dizelik bentlerden de oluşabilir. Üçüncü dizeye miyan, dördüncü dizeye nakarat denir. Aşk, sevgili, ayrılık, içki ve eğlence konularında yazılır. Divan edebiyatının ilk şarkı yazarı Nail-i Kadim’dir. Lale Devri’nin en önemli temsilcisi ise Nedim’dir. En çok şarkıyı Enderunlu Vasıf yazmıştır.

Müzikte, türkünün karşıtı olarak, Şarktan gelen, doğuya ilişkin, özgü, tarzında anlamında kullanılır.
Dörder mısralık 2-5 bendden meydana gelir. Birinci bendin 2. ve 4., öbür bendlerin yalnız sonuncu mısraları hiç değişmeden tekrarlanır.
Şarkının ilk örneklerine, Divan edebiyatında, 11. yüzyılda rastlanır. Bu edebiyatta şarkı özellikle 18. yüzyılda, Lâle Devri’nde çok gelişmiştir. Divan edebiyatının en büyük şarkı şairi Nedim’dir. Halk edebiyatında da şarkı türünde eserler veren şairler yetişmiştir.

Şarkı’nın Özellikleri Değiştir

  • Dört dizelik bentlerden oluşur.
  • Şarkının uyak düzeni şöyledir: abab, cccb, dddb…
  • Tekrarlanan dizeye nakarat denir.
  • Eğer bendin son dizesi aynen tekrarlanırsa buna murabba-i mütekerrir denir.
  • Bent sayısı 2-5 arasında değişir.
  • Felsefi konular ve aşk konusu işlenir.
  • Şair son dizede mahlasını kullanır.

Müzik Nereden Geliyor?

Merhaba,

Bazı dinler müzikten korktu, çünkü müziğin insanlık üzerinde büyük bir gücü var ve olması da iyi. Din ne zaman bir şeyin insanlık üzerinde büyük bir güce sahip olduğunu görürse, rekabete girer, kıskançlık eder.

Yiyecek insanlık üzerinde büyük bir güç sahibidir. Yemek için yaşayan pek çok insan ve yaşamak İçin yemeyen pek çok insan var. Din korktu. Tanrı yiyeceği kıskandı. Bir rekabet doğdu. ” Bu tat alma duyarlılığını öldürün, yoksa insanlar Tanrı’yı seçmek yerine yiyeceği seçecekler” dedi.

Müzik büyük bir güç sahibidir. Seni kendinden geçirebilir, mest edebilir. Bazı dinler korktu; müzik yasaklandı. Müziğin dine aykırı olduğu düşünüldü, çünkü vecdin Tanrı’dan gelmesi gerekir, müzikten değil, müzik başka bir yerden geliyormuş gibi…

Bir imparatorun Saray’ına bir müzisyen gelir . Müzisyen az bulunur bir dehadır. Veenamı, enstürümanı çalacağım, bir koşulla: “Ben çalarken kimse başını oynatmamalı. Kimse bedeni oynatmamalı , insanlar taştan bir heykel gibi olmalı” der

İmparator, “Endişelenme. Eğer biri başını oynatırsa derhal kesilecektir” der

Bütün kasabaya haber salınmıştı, müzisyeni dinlemeye geldikleri takdirde bunun tehlikeli olduğunu bilmeleri gerekiyordu: “Hazırlıklı gelin , kımıldamayın, özellikle de başınızı hareket ettirmeyin.”

Binlerce insan gelmek istiyordu. Uzun zamandır bu müzisyeni dinlemek istiyorlardı ve şimdi böyle, tehlikeli , neredeyse saçma bir koşulla gelmişti. Böyle bir koşulun yerine getirilmesini isteyen bir müzisyen hiç duyulmuş mudur?

Müzik başlamış  ve müzisyen derinlere indikçe bir kaç baş hareket etmeye başlar. Sonra bir kaçı daha…

Müzisyen gece yarısı çalmayı bıraktığında , bir çok insan yakalanır. Kafaları uçurulacaktır. Müzisyen ” Hayır onları öldürmeye gerek yok. Aslında dinleme yeteneğine sahip bir tek bu insanlar var. Onları öldürmeyin. Heykel gibi kalan diğerleri atılmalı. Şimdi sadece bu insanlar İçin çalacağım. Bunlar gerçek dinleyicidir” der.

“Anlamıyorum ” der kral.

“Basit” der müzisyen. ” Müzik seni yaşamın bile önemsizleşeceği kadar ele geçiremiyorsa, etkilenmemişsindir. Hayatını tehlikeye atamıyorsan . O zaman müzik ikinci derecede, yaşam önceliklidir.”

Hayatını tehlikeye atabileceğin bir an gelir. O zaman müzik başta gelir, o zaman müzik esas olur. Çamların kadim müziğini o zaman duyarsın, daha önce değil. 

Duyarlılığının ölmesine izin verme!

Sevgi’yle

Yasemin Emre