Asıl hizmet sağlıklı çevre koşullarını yaratmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak olmalı…

İnsanların beden ve ruh sağlığı içinde sağlıklı bir çevrede yaşamalarını sağlama görevi devlete aittir…

Merhaba,

Belediye Kanunu 38. Madde “m” fıkrasında “belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak” belediye başkanının görevleri arasında tanımlanmıştır.

Nitekim 1961 tarih ve 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkında Kanun’un 2. maddesinde sağlık: “yalnız hastalık ve maluliyet hallerinin bulunmamasından ibaret olmayıp fiziki, ruhi ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali” olarak tanımlanmaktadır.

Sağlık hizmetleri ise: “İnsan sağlığına zarar veren çeşitli faktörlerin yok edilmesi ve toplumun bu faktörlerin tesirinden korunması, hastaların tedavi edilmesi, bedeni ve ruhi kabiliyet ve melekeleri azalmış olanların işe alıştırılması (rehabilitasyon) için yapılan tıbbi faaliyetler sağlık hizmetidir” şeklindeki tanımlamaları ile sağlığın salt beden sağlığı olmadığı, sağlığın beden, ruh ve sosyal bakımdan sağlık olarak bir bütün olarak ele alması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle sağlıklı yerlerde yaşayanların sağlıklı olabileceği yaklaşımıyla sağlık hizmetlerinin kentsel yönetimin ve planlamanın merkezine konulması kritik öneme sahiptir.

İnsanların beden ve ruh sağlığı içinde sağlıklı bir çevrede yaşamalarını sağlama görevi devlete aittir. Yürürlükteki mevzuatlar çerçevesinde belediyeler koruyucu, tedavi ve rehabilite edici her türlü hizmeti sunabilirler. Ancak, belediyelerin asıl hizmetleri sağlıklı çevre koşullarını yaratmak ve sürdürülebilirliğini sağlamak olmalıdır.

Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, ………tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir.’’ hükmü ile de personel istihdam ederler. Ancak insan sağlığı hizmeti sunanlar için ‘’Türkiye Cumhuriyeti dâhilinde tababet icra ve her hangi surette olursa olsun hasta tedavi edebilmek için tıp fakültesinden diploma sahibi olmak şarttır.

Çeşme‘nin nüfusu 2021 yılı başında 46 bin 93 rakamına ulaşmış. Özellikle bu sayı yazın katlanarak çoğalıyor. Bu nedenle hastane kapasitesi sağlık kurumu çalışan sayısı talebin ne kadarını karşılayabiliyor?

Bundan altı yıl önce, yaşamını İstanbul’da ikame ettiren bir vatandaş olarak; belediyelerin Evde Sağlık konusunda verdiği hizmetlerin oldukça kapsamlı olduğunu gözlemlemiştim. Bu bilgi ışığında Çeşme Belediye’sini arayarak yetkililere “Evde Sağlık hizmeti veriliyor mu? diye sorduğumu hatırlıyorum.

Evet, Çeşme Belediyesi Dr. Tayfun Aydemir Sağlıklı Yaşam Merkezi’ni hizmete açtı… İçerisinde 2 adet Sosyolog, 1 adet Psikolog, 1 Fizyoterapist, 1 Fizik Tedavi teknikeri ve 2 adet hemşire ve 1 adet berberin bulunduğu Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde bir adet de Hasta Nakil Aracı da yer alıyor.

Uzm.Dr. Sefer Köstem, “Annenizin, Fizyoterapiste ihtiyacı var” demişti. Sağlıklı Yaşam Merkezini arayarak destek istedim. Desen Hanım telefonda gerekli notları alarak, hafta içi yönlendirme yapacağını söyledi.

Parkinson Hastaları İçin Egzersiz Neden Önemlidir?

Aktif olmak hem fiziksel hem zihinsel sağlığınız için yapabileceğiniz en önemli şeylerden biridir. Egzersiz Parkinson Hastalığının ilerlemesini durdurmaz ama hayat kalitenizi arttırır. Egzersiz, Kaslarınızın esnekliğinde artış, Eklem hareketlerinde açılma, Katılıkta azalma sağlar.

Bu sabah saatlerinde Sağlıklı Yaşam Merkezinden gelen Dr. Turan Yaman , Ebru Sipahican (Sosyolog) Mehmet Çelebi (Fizyoterapist) hasta bilgilerini dinledikten sonra, önümüzdeki hafta programa dahil ederek hizmet verebileceklerini, ayrıca yine Parkinson Hastalığı yeme ve yutma sorunu yarattığı için Annemin beslenmesinin nasıl olduğunu gözden geçirdik. Diyetisyen hizmetinden yararlanmanın faydalı olacağını, Diyetisyenleri aracılığıyla hizmet alabileceğimizi de öğrenmiş olduk.

Öğleden sonra Sağlıklı Yaşam Merkezinden arayan Diyetisyen Utku Bey beslenme konusunda bilgi verdi. Yeniden çerçevelen bilgiyle satır arasında tekrar öğrenilmesi gerekenleri not aldım.

Teşekkür ederim…

Sağlık ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Kaynak

https://sosyalbilimlerdergisi.com

“Titre ve kendine gel..” Dr. James Parkinson

Merhaba,

Acının içinden zorlu dersleri öğrenerek, geçerken; büyük bir çınar ağacının gölgesinde durdum. Derin bir nefes aldım, bilgeliğinden beslenmek için, ellerimi gövdesine sarıp, kulağımı, kalbimi söyleyeceklerine açtım.

Ağacın, gövdesine dokunduğumda, yüzünde oluşan her çizgi, kelimelerin ardındaki her mesaj, verdiği enerji kendimi iyi hissettirirken, beraberinde birçok şey anlatıyordu.

Günlerce, gecelerce iletişim halinde kaldım. Anlayabilmek için bilgi sahibi olmak gerektiğinden, sessizce dünyasının içine dahil olup, yürüyüşe başladım.

Bir Yaşam Öyküsünü Okuma Sanatı”nı öğrenmek için kitaplardan insanları tanımada yararlanabileceğim bilgileri ediniyordum.

Her durak yaşama ve yaşanılan deneyimlere ait bilgi verirken, derine indikçe yaralar dikkatimi çekti. Işığın sızdığı bu yerden ellerime ulaşan nice hikaye olduğunu fark ettim. Babası, Annesi, Çocukluğu, Ergenliği, Kardeşleri, Evliliği yol boyunca her birini yakından tanıdım.

Anne, kız yolculuğumuz sağlam kurulan iletişimle bilgi transferini gerçekleştirirken, ileriye doğru hamle yaparak, şimdinin gücünden yararlanarak, gelecek diğer derslere doğru yürüyorduk.

Şakak bölgesindeki kanser yaralarına dokundum. Özenle, temizlediğim yaralara şifa üfledim. Nefesiniz yetiyorsa şifanın en etkili yolu…

Diğer bir ders olan Parkinson hastalığı. Bu hastalıkta en doğru yol hemen doktoruyla iletişim kurmak. “Neler yapmalıyız?” sorusunun cevabını bulmaya çalışmak.

Tüm dünya üzerinde halen 5 milyon hasta olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde gerçekleştirilen birkaç çalışmaya göre hastalığın sıklığı diğer ülkelerle benzerlik göstermektedir ve tahminen 100.000 hasta olduğu düşünülmektedir.

Ülkemizde ve gelişmekte olan birçok ülkede en önemli sorunlardan birisi Parkinson Hastalığı belirtileri göstermesine rağmen hastaların tedavi için hekime ya da sağlık kuruluşuna başvurmamalarıdır.

Parkinson Hastalığının 10 erken belirtisi

  1. Titreme
  2. El Yazısında Küçülme
  3. Koku Duyusunda Kayıp
  4. Uyku Sorunu
  5. Hareket Etmede Veya Yürümede Zorluk
  6. Kabızlık
  7. Düşük Tonlu Konuşma
  8. Maske Yüz
  9. Baş Dönmesi Ve Bayılma
  10. Öne Eğilme/ Kamburlaşma

Parkinson Hastalığı Tanısı Nasıl Konur?

Parkinson Hastalığının tanısı genellikle nöroloji uzmanları tarafından dikkatli bir sorgulama ve muayene ile konulabilir.

Ülkemizde mevcut ve yaygın bulunan beyin emarı ya da tomografisi gibi inceleme yöntemleri Parkinson ile karışabilen bazı hastalıkların dışlanmasında kullanılmaktadır ancak Parkinson Hastalığında şu anda bu incelemeler hastalığa özgü bulgu göstermez.

Parkinson Hastalığının her hastada farklı bir seyir ile ilerleyeceği unutulmamalıdır. Bazı hastalarda oldukça yavaş bir seyir ve yıllar içinde belirtilerde çok az artış olurken, bazı hastalarda daha hızlı ilerlediği gözlemlenebilir. Birçok Parkinson Hastalığı tipi vardır ve her biri farklı seyir özelliklerine sahiptir.

Parkinson Hastalığında Beyin Hücrelerinde Nasıl Bir Değişim Görülür?

Parkinson Hastalığı belirtileri beyinde substansiye nigra adı verilen hücrelerin ilerleyici bir şekilde kaybı sonucu ortaya çıkar. Bu hücreler dopamin adı verilen bir kimyasal üretirler ve bu madde beynin hareket ve koordinasyonla ilgili bölümlerinde görev alır. Parkinson Hastalığında bu dopamin üreten hücrelerin kaybı sonucu dopamin miktarı azalır. Beyinden vücuda nasıl ve ne zaman hareket edeceğine ilişkin mesajlar yanlış gitmeye başlar ve kişi hareketi başlatmakta ve kontrol etmekte güçlük çekmeye başlar. Hastaların çoğunda bu hücrelerin kaybı ile Parkinson Hastalığının tipik bulguları olan titreme, yavaşlar, katılık ve dengesizlik ortaya çıkar.

Dalgalanma Nedir?

Dalgalanmaların nedeni Parkinson tedavisinde kullanılan ilaçların özellikle de levodopanın etki süresinin kısalması sonucu ilaç alındıktan belli bir süre sonra etkisini yitirmesi ile hastalık belirtilerinin geri dönmesidir. Hastalığın ilk yıllarında kullanılan ilaçlar gün boyu iyilik sağlarken ilerleyen yıllarda ilaçların etki süresi kısalmaya başlar. Ayrıca beyindeki hücre kaybının da devam ediyor olması dalgalanmalara katkıda bulunur. Hastanın iyi olduğu dönemler “açık” belirtilerin tekrar başladığı dönemler “kapalı”olarak adlandırılır.

“Kapalı” dönemin uzun sürdüğü pazar günü boyunca hızlı düşünen biri olarak neler yapılabileceğimi gözden geçirerek; geçen gün alış veriş esnasında gördüğüm tabelanın ışıkları beynimde bir anda yandı.

Yaşamın mesajlarını toplayarak, birkaç adım ileride arka sokağımızda bulunan Nörolog levhasının önünde buldum, kendimi. Pazar günü olduğu için, yazmanın uygun olduğunu düşünerek iletişim kurdum. Anında cevap geldi.

Ertesi gün Pazartesi sabahı evde ziyaretimize gelen Uzm. Dr. Sefer Köstem muayene ederek, Annemin durumu hakkında bilgi verdi.

Doktor kontrollerinin amacı, Parkinson belirtilerini azaltarak günlük yaşamını normal olarak sürdürmesini sağlamaktır.

Teşekkür ederim…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre

Gençlikte yaşlılığa ömür ayırmak gerekir…

Yaşlanmak dağa tırmanmaya benzer: yükseldikçe yorulursunuz, nefesiniz daralır, ama görüşünüz genişler…

Merhaba,

Yaşlanma ve yaşlılık karmaşık bir olgudur. Biyolojik olarak yaşlılık moleküler ve hücresel düzeyde meydana gelen bir dizi hasarın birikimidir. Bu hasar geçen yıllar içinde fizyolojik kapasitenin azalmasına, çeşitli hastalıkların riskinin artmasına yol açarak bireyin kapasitesinde azalmaya neden olur. Ancak değişikliklerin yaş ile ilişkisi oldukça zayıftır; yaş ile doğrusal (lineer) olarak artış göstermez. Bu nedenle örneğin 70 yaşındaki bir kişi fiziksel ve mental olarak aktif bir yaşam sürebilirken, bir başkası temel yaşam gereksinmelerini karşılayabilmek için önemli tıbbi destek gereksinimi içinde olabilir. Yaşlanma süreci rastgele (random) olarak cereyan eder; bireylerin yaşlandığında hangi konumda olacağını önceden bilmek mümkün değildir. Bununla birlikte çeşitli çevresel faktörler ve bireysel özellikler bu süreç üzerinde etkili olabilir.

İlerleyen yaş ile birlikte organizmada çok sayıda fizyolojik değişiklikler meydana gelir ve kalp ve solunum hastalıkları, kanser, diyabet gibi bulaşıcı olmayan hastalıkların riski artar. Fizyolojik değişiklikler ve hastalıklar da rastgele olarak ortaya çıkar. Ayrıca ortaya çıkan sağlık sorunlarının ağırlığı ve kontrol altına alınabilmesi bakımından da yaşlı bireyler arasında önemli farklılıklar vardır.

Yaşlılıktaki sağlık sorunları ile ilgili önemli bir husus, bir kişide birden fazla kronik hastalık olmasıdır (multimorbidity). Bu durum yaşlıların bakım ve tedavilerinin değişik uzmanlık alanlarının işbirliği ile yapılmasını gerekli hale getirir. Ayrıca farklı hastalıkların ve bu hastalıklar için yapılan tedavilerin birbiri ile etkileşimi sorununa neden olabilir.

Yaşlıların sağlık sorunlarının tam olarak belirlenmesi ile ilgili bazı güçlükler vardır. Yaşlıların hastalıkları hemen daima kronik hastalıklar olduğundan hastalık yavaş gelişir, sinsi seyir izler. Yaşlıların önemli bir bölümü bazı sorunlarını “yaşın gereği” olarak değerlendirdiği için bu nedenle sağlık kuruluşuna gitmeyebilir. Kimi zaman da yaşlı birey kendi başına sağlık kuruluşuna gitmeyi başaramaz. Bu durum özellikle yaşlı kadınlar açısından önemlidir. Yaşlı kadınların önemli bir bölümü yalnız yaşayan kişilerdir; yaşlıyı sağlık kuruluşuna götürecek kimsenin olmadığı durumda çoğu yaşlının sağlık sorunu bilinmez. Bu nedenle yaşlıların sağlık sorunlarının saptanması için sağlık hizmetleri bu sorunları aktif olarak tespit etmek durumundadır. Bu amaçla yaşlılar belirli aralıklarla muayeneye davet edilmeli, sağlık durumları değerlendirilmelidir.

Yaşlanma bireylerle ilgili bir durum olmakla birlikte yaşlı nüfusunun artması toplumsal bir konudur. Bu nedenle yaşlılık sorunlarının çözümünün de toplumsal düzeyde olması gerekir. Bu amaçla yapılması gereken başlıca uygulamalar sizce nelerdir?

İnsan yaşamının uzaması ve yaşlı kişi sayısının artması sonucunda yaşlı bireylere uygun hizmet ve bakım sağlayabilmek amacı ile ülkemizde hangi hizmetler veriliyor ?

Üç yıl önce Evde Sağlık Hizmetiyle tanıştım. Gelin hangi hizmetler veriliyor, beraber gözden geçirelim…

Evde Sağlık” ne demek?

Evde sağlık hizmetinin amacı; bireylerin muayene, tetkik, tahlil, tedavi, tıbbi bakım ve rehabilitasyonlarının evinde ve aile ortamında sağlanması, bu kişilere ve aile bireylerine sosyal ve psikolojik destek hizmetlerinin bir bütün olarak birlikte verilmesi için Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumları bünyesinde evde sağlık hizmetleri birimleri kurulması, bu birimlerin asgari fiziki donanımı ile araç, gereç ve personel standardının ve ilgili personelin görev yetki ve sorumluluklarının belirlenmesi, iletişim, uygulanacak randevu, kayıt ve takip sisteminin tanımlanması ve uygulamanın denetimine ilişkin usul ve esasların belirlenerek evde sağlık hizmetlerinin sosyal devlet anlayışı ile etkin ve ulaşılabilir bir şekilde uygulanmasını sağlamaktır.

Annemin kronik rahatsızlıkları için kontrol zamanı gelmişti. Geçen hafta Cuma günü, Sağlık Bakanlığından ambulansla nakil işlem onayını aldıktan sonra; Çeşme Devlet Hastanesinin koridorlarında Evde Sağlık Ekibinden Mazlum Bey’in yardımıyla sedyeyle yürümeye başladık.

Sağlık sistemindeki sorunların faturası sağlık çalışanlarına kesiliyor… Sağlık çalışanları kendini tükenmiş hissediyor.

Evde Sağlık Biriminde nakil işlemi sırasında hastanın taşınması sorun haline geldi. Çünkü çalışan ekibinde zamanla sağlık sorunları oluşuyor. Hastane yönetimi ambulansta bulunması gereken kişi sayısını mevzuat kurallarına göre gözden geçirip iyileştirme çalışmalarına başlaması gerekli.

“Hasta ve Hasta Yakınına Yaklaşım Eğitimi” tüm sağlık çalışanlara periyodik olarak verilmeli.

Ayrıca, hastanın taşınma kurallarına göre nakil işleminin yapılması, hastanın hem ruh hem de bedensel sağlığı için olumlu yönde olacaktır.

Bütün spiritüel sistemler nezaket, sabır, şefkat ve çıkar gözetmeyen veya koşulsuz sevgi erdemlerini geliştirmenin önemini vurgular…

Dahiliye, Nöroloji, Ortopedi bölümlerinde yolculuğumuz devam ederken, gereken tetkikler gözden geçiriliyor, kronik rahatsızlıkları için yapılması gereken tetkikler tek tek not alınıyordu. Beyin tomografisi, batın ultrasonu, film ve kan tahlili

Kan tetkikinde Hemoglobin değerinin 7 olduğunu öğrendik. Özellikle spesifik rahatsızlar varsa, ağızdan alınan kan ilaçları vücutta kalıcı bir etki yaratmıyor.

Hemoglobin nedir?

Hemoglobin, solunum organından dokulara oksijen, dokulardan solunum organına ise karbondioksit ve proton taşıyan protein. Eritrositlerin içerisinde bulunur. Oksijeni +2 değerlikli demir içeren hem molekülleri ile bağlar. Başlıca sentez yeri eritrosit üretimi sırasında kemik iliğidir.

Hemoglobin düşüklüğü ne demek?

Eğer HGB seviyeniz normalden düşük ise bu kırmızı kan hücre sayınızın az (anemi) olduğu anlamına gelir. Bunun nedenleri arasında vitamin eksikliği, kanama ve kronik hastalıklar bulunabilir. Hemoglobin eksikliği yorgunluk, baş dönmesi veya nefes darlığı gibi belirtilere neden olabilir.

Dahiliye Polikliniğinden Uzm.Dr. Şeyhmus AKOPLOĞLU, Hemoglobin değerinin yükselmesi için iki ünite kan verilmesinin ve bu işlemler içinde Annemin hastaneye yatırılması gerektiğini belirtti.

İkinci onayı da İstanbul’dan her süreçte destek veren Nörolog Özlem Aral Arpat kan tetkiklerine bakarak verdi.

Hafta başı hastanenin ikinci katında Palyatif bölümünde Annemin yatış işlemi gerçekleşti. Peki bu süreci takiben neler yapılması gerekiyordu.

Yaşlılarda uygun damar yolunu bulmak oldukça zor. 8 ya da 9 denemeden sonra uygun damar bulundu. (Yaşlılarda , damar yolu bulma konusunda anında hizmet verebilecek uzman birine ihtiyaç var.) Kan değerleriyle eşleşecek kanın laboratuvar çalışması yapıldıktan sonra öğleden sonra saatlerinde kan verilmeye başlandı.

Annemi seyrederken, hastane içindeki sesler dikkatimi çekti. Hatırlar mısınız, eskiden hastane koridorlarında “sus işareti yapan hemşire” resmi vardı . Resim olmayınca insanlarda hastanede sessiz olmaları gerektiğini unutuyor olmalı. Bizlere mutlak bir uyaran lazım. Çünkü nerede ne yapmamız gerektiğini bilmiyoruz, bilsekte hatırlamakta istemiyoruz.

Ayrıca Palyatif bölümünün amacı da pek anlaşılamamış gibi…

Palyatif bakım, mevcut hastalıkları nedeni ile tam olarak iyileşemeyen veya yaşam sonunda desteğe ihtiyacı olan hastalara yardım etmeyi amaçlayan bir tıp alanıdır. Aynı zamanda ‘destekleyici bakım’ olarak da bilinir. Hastanın acı çekmesinin giderilmesi ve yaşam kalitesinin artırılmasına odaklı bir bakım şeklidir.

Anlayacağınız bölüm sorumluluğu yine hasta yakınlarında.

Sağlık Kurumları üzerine düşen içsel ve dışsal gedikleri iyileştirmek için biran önce çalışmaya başlamalı, gerekli denetimleri gerektiği şekilde yapmakla yükümlü olmalıdır. Ancak sağlık konusunda değişim bu şekilde mümkün olur.

“Türkiye’de yaşlı nüfus yıllar içinde artmaktadır…” Hatırlatmasını yaparak, Annemle yolculuğumuzda destek olan saat kaç olursa olsun, hafta içi , hafta sonu zaman ayırıp yazılı, sözlü destek olan tüm doktorlara teşekkür ederim.

Hipokrat Yemini ya da bilinen adıyla Hipokrat Andı, hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının mesleklerini onurla uygulayacaklarına dair tarih boyunca ettikleri yemindir…

Sevgiyle,

Yasemin Emre

“Annemi Beklerken” Şu an Otuz Beş Saat Oldu!

Merhaba,

“Sağlık en büyük zenginlik.” Fakat kaybetmekse bir kaç saniye.

Acil Servis de geçen onca dakika. Ve içine sığanlar, konulu, uzun saatlere yayılan yazım. İçinde bir çok dünyaya açılan kapı var.

Sınav, 112 ambulansın gelip bizi evden almasıyla başlıyor.

Çeşme Devlet Hastanesine Acil Servis‘e girdiğimiz andan itibaren açılan kapılar, karşılayan beyaz önlüklü rehberler, zorlu sınavın yönünü gösteriyor. Buradaki sınav yaşamakla ilgili.

13 aylık bir bebeğin, yüksek ateşle defalarca nöbet geçirmesi. Bel ağrısıyla gelen, kadının şifa bulmasına yönelik, yapılan sohbetin ardından, bir saat sonra soluğunun durması. Tekrar hayata döndürmek için, doktorların, hemşirelerin verdiği mücadele.

Çeşme Devlet Hastanesi Acil Servis şimdiye kadar yaşamadığı bir çok şeyi sığdırmış gibiydi güne. Kedi, köpek ısırığı, kuduz aşısı olma telaşı. Sigara içmekten nefes alamayan hastanın,oksijen mücadelesi. Yeni sitent takılmış başka bir hastanın kan değerlerinin yükselmesi ve acilen sevk işleminin yapılması.

Onlarca hasta ile bölüm doldu, taştı… 223 vaka gerisini siz düşünün.

Kaç kırmızı kodlu sevk vardı dersiniz?

“Kırmızı Kod; Birincil öncelikli birkaç dakika içinde yapılacak müdahale ile hayatta kalabilecek hastaları kapsar.

Doktorların dakikalar içerisinde verdiği mücadele. Yeşilyurt hastanesinden Acil Servise destek olmaya gelen Dr. Eren Hoca. Hemşireler ve sayamayacağım bir çok olay. Hepsinin yüreğine sağlık. Az sayıda hizmet veren ekip her şeye yetişme gayretinde.

Yoğun tempo devam ederken kan tahlili ve ardından çekilen tomografi sol beyinde ödem olduğunu söylüyordu. MR çekilmesi gerekiyordu.

Tetkikler yapılmaya devam ederken, her süreci izleyen İstanbul Başkent Hastanesi Öğr. Gör. Nörolog Dr. Özlem ARAAL ARPAT‘a uzaktan verdiği destek içinde kocaman bir teşekkür.

112‘inin sevk işlemlerini gerçekleştirmek için, gidip gelme mücadelesini, koordinatlar bildirildikten sonra, hasta yetiştirme gayreti.

9 saat sonra sevk sırası bize geldiğinde, gece 01:00 olmuştu. Pandemi nedeniyle hastanelerin, hasta kabulü de zorlaşmış görünüyor. Alt satırlarında okunması gereken önemli detaylar var.

Aksaklıklar yok mu?

Var. Buna rağmen dört elle sarılıp, halletmeye çalışıyorlar. Herkesin açısından değerlendirme yeteneğiniz geliştiyse, içinde bulunulan durumun tüm gerçekliğini görerek anlıyorsunuz.

Bu satırları hiç uyumadan, uyanık biri olarak, İki numaralı yatağın yanında, Urla Devlet Hastanesinde, iki basamaklı küçük bir merdivenin üzerine oturarak yazıyorum. Protez kalça ile sabaha kadar bu şekilde beklemek biraz zor oluyormuş.

Urla Devlet Hastanesinde Acil Servis de sağlık konusunda eğitim aldıktan sonra ekleyeceğim çok şey olacak gibi. Dr. Elif Hoca tetkikleri kontrol ediyor. İlgili, her detayı, sakinlikle dinliyor. Teşekkürler.

Urla Acil Servis de görüşüme giren hastaların manzarası ise; tansiyonu düştükten sonra, geçici hafıza kaybı yaşayan, düştükten sonra kafasına darbe alan, sedimantasyonu yüksek olduğunda atak geçiren, nörolojik nedenlere bağlı, hastalığı oluşan başka birçok can. Sabah daha da yoğun olacak gibi.

Siz neler yaptınız bugün ?

Şu an saat 4.00 sabaha bir kaç saat kaldı. Aklıma geldikçe revize edilecek çok cümle olacak gibi.

Ne var ki aklımdakileri hızla aktarmak ve yaşamın pamuk ipliğine bağlı olduğunu hatırlatmak istedim.

Sabah erken saatlerde 8.00 gibi Dr.Emre Hoca ve yeni ekip nöbeti devraldı. Ardından onlarca hasta ve yakını akın etti.

Gün içinde , iki MR, iki Tomografi ve bir kan tahlili yapıldı. Dr. Emre Bey yapılan tüm tetkikleri Nörolog Uzm.Dr Özgül ÇATAKOĞLU‘yla paylaştı.

Sancılı bekleme sürecinden sonra, öğleden sonra, tekrar edilen MR çekiminin, bir saat sonra çıkan raporu beyinde oluşan iskeminin temiz olduğunu söylüyordu. Ayrıca Coumadin nedeniyle, pıhtı da atmamıştı. Beyinde oluşan kitle yoktu.

Nörolog Uzm.Dr Özgül ÇATAKOĞLU acil servise gelerek, Dr. Emre Hoca’yla son kontrolleri yaptı. Ardından “taburcu olabilirsiniz” dedi. Kendilerine teşekkür ederim.

Sıra ambulans İçin Sağlık Bakanlığı, Evde Sağlık bölümünü aramaya gelmişti. Kısa sürede İzmir İl Sağlıktan onay geldi. Çeşme ve Urla Evde Sağlık, bölümünün programı yoğundu. Kabul etmeleri zorlaşınca, Başhekimliğe giderek, içinde bulunduğumuz durumu ifade ettim.

Urla Devlet Hastanesi Başhekim yardımcısı Dursun Bey detayları dinleyerek yardımcı oldu. Kendisine anlayışı ve nezaketi için teşekkür ederim.

Dursun isminin anlamı ise “Çok yaşasın, uzun ömürlü olsun” demek. Yukarıdan aşağıya kadar yazdığım tüm isimler, içinde bulunduğumuz durum İçin gelen mesaj…

Urla Evde Sağlık, Cuma akşamı, beş civarı, mesaisi bittiği halde, yanına hastanede görevli iki hastabakıcıyı alarak ambulansa annemi taşıdılar. Odasına yatağına kadar getirip teslim ettiler.

Artvinli, biraz atar yapsada, mesele insan yaşamıysa, bir de herkes Karadeniz‘li olunca, kan kaynıyor. Hepsine ayrı ayrı çok teşekkür ederim.

Anne başımızın tacı. Benim için, dost, arkadaş ve en büyük yorumcu. Patronum olduğunu da belirtmeliyim. Ayrıca yazılarımı ilk değerlendiren kişi. Anlayacağınız, her şeyim.

Akşam saat 10.00’u gösterirken, yazı revize oluyor. Hesapladım tam 35 saat olmuş. Hiç uyumadan nice fırtınalardan sonra limana geldik. Annem yatağında uyurken, sırtımı yastığa dayamış, sisteme her şey için, yarattığı herkes için ayrı ayrı teşekkür ediyorum.

35 saate birçok hikaye ve karekter girdi.

Biz kadınlar evlatları yetiştiriyoruz. İnsani yönü ağır basan ve hizmet anlayışı olan, nice güzel fert, bu ülkeyi, bu dünyayı, sağlıklı iletişimle, saygı, doğruluk, dürüstlük ve nezaketle yeniden yaratacaktır.

Unutmayın!!!

İçinde bulunduğumuz teknede, saat 11:00‘i göstermeden önce, hepimizin ortak tek bir hedefi var. Sevinçle, huzur frekansında İnsanlığa tamamlanmak…

Sağlıkla ve Sevgiyle kalın.

Yasemin Emre